İŞÇİNİN İŞTEN ÇIKMASI İSTİFA MI HAKLI FESİH Mİ?

 

İŞÇİNİN İŞTEN ÇIKMASI İSTİFA MI HAKLI FESİH Mİ?

İşçi ile işveren arasındaki iş akdinin fesih şekli ve sebebi, kıdem tazminatına hak kazandırması açısından önemlidir. Bu bağlamda, iş akdi ya işverence ya da işçi tarafından feshedilebileceğine göre, durumu iki başlıkta incelemek gerekir.

  1. İşveren açısından;

İşverenin, İş Kanunu’nun 25/2. Fıkrası gereğince, yani işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarıyla uymayan davranışları sebebiyle iş akdini feshi halinde, kıdem tazminatı ödemesi gerekmez. Bu durum işveren açısından haklı fesih oluşturduğundan, ihbar öneline de uymaya gerek kalmayacak, yani ihbar tazminatı da ödenmeden, işçi derhal işten çıkarılabilecektir.

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

  1. a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.
  2. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.
  3. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.
  4. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.
  5. e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
  6. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.
  7. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.
  8. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.

ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.

Yukarıda sayılanlar dışında kalan sebepler, haklı fesih sebebi oluştursa da, işvereni kıdem tazminatı ödemekten kurtarmaz.

     2. İşçi açısından;

İşçi, kendi istek ve iradesi ile haklı fesih sebebi olmaksızın iş akdini sonlandırması durumunda kıdem tazminatına hak kazanamaz. Ayrıca, ihbar öneline uymaz ise, işveren işçiden ihbar tazminatı da talep edebilir.

İş akdinin işçi tarafından feshedilmesi hali, halk arasında istifa olarak kabul edilip kıdem tazminatına hak kazanmayacağı şeklinde yorumlansa da, bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü istifa, haklı sebep olmaksızın yapılan fesihtir. Ancak işçinin iş akdini sonlandırması için haklı sebepleri var ise, işçinin işten çıkması istifa değil, HAKLI SEBEPLE FESİHTİRNitekim, işçi fesih sebeplerini işten çıkarken bildirmek zorunda da değildir.

Diğer bir yanılgı da, fesih sırasında işten alınan imzalı belgelerin veya ibranamelerin geçerli olduğu zannedilerek dava açmaktan kaçınılmasıdır. Türk Borçlar Kanunu’nda ibranamenin şekli ve geçerlilik koşulları ayrıntılı biçimde sayılmıştır. İBRANAME, iş akdi feshedildikten EN AZ 1 AY SONRA DÜZENLENMELİDİR. Bu süre şartına uyulmadan alınan ibraname GEÇERSİZDİR.

Siz de, benzer durumla karşılaşmış iseniz, kıdem tazminatının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve hala dava açma hakkınızın olabileceğini unutmayın. En önemlisi de, İş Hukuku’nda uzman bir hukukçuya danışarak hak kaybına uğramanın önüne geçebilirsiniz.

 

ENER AVUKATLIK BÜROSU   

 

 

 

BİRDEN FAZLA ÇALIŞMA HALİNDE KIDEM TAZMİNATI NASIL HESAPLANIR

 BİRDEN FAZLA ÇALIŞMA HALİNDE KIDEM TAZMİNATI NASIL HESAPLANIR

İşçilerin belki de en önemli güvencelerinden biridir kıdem tazminatı. Öyle ki, kimileri için geleceği garantisi, kimileri için bir evin tapusudur. Tabi kıdem tazminatına hak kazanmanın da bazı şartları var. Daha önceki yazılarımızda bu hususlara detaylıca değinmiş idik. Bu kez kıdem tazminatı ile ilgili başka bir hususa açıklık getireceğiz. Fasılalı çalışmalarda kıdem tazminatına esas çalışma süresinin nasıl hesaplanacağı…

 

Bilindiği üzere, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için, en az 1 yıl çalışmak şart. Peki aynı işveren nezdinde 1 yıldan az ancak 1 defadan çok çalışan bir işçi için durum ne olur?

 

Ancak işçi çeşitli nedenlerle, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde aralıklı olarak da çalışabilmektedir ve buna fasılalı çalışma ismi verilmektedir. Aynı işverenin işyerlerinde birden çok kez çalışması bulunan işçinin, kıdeme esas süresi, parça parça da olsa tüm çalışmalarının toplamıdır. Örneğin, 2010 senesinde 4 ay, 2012 senesinde 8 ay ve 2016 senesinde 7 ay çalışmış bir işçinin toplam kıdeme esas süresi 1 yıl 7 ay olacaktır. Her çalışması kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sonlanmış olmasına rağmen 1 yıldan az çalıştığı için kıdem tazminatı alamayan bu işçi, açacağı dava ile toplam 1 yıl 7 aylık çalışması karşılığında kıdem tazminatı talep edebilecektir.

 

Yargıtay’ın artık kökleşmiş içtihatlarında belirtilen iç husus göze çarpar.

 

Bunlardan ilki, her çalışmanın kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sonlanması gerektiğidir. İş ilişkisinin, istifa veya İş Kanunu 25/2. Fıkrası uyarınca işverence sonlandırıldığı hallerde, kıdem tazminatına hak kazanılamaz. Burada karşımıza çıkabilecek sorun, 3 parça çalışmadan 2.sinin kıdem tazminatına hak kazanamayacak şekilde sonlanması halinde ne olacağıdır. Kanaatimizce, 1. ve 3. Çalışmalar arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış ise, bu 2 çalışma için kıdem tazminatının hesaplanması gerekir.

 

İkinci önemli husus ise, kıdem tazminatının son ücret üzerinden hesaplanması gerektiğidir. Kıdem tazminatı son brüt ücretinden hesaplanır. Dolayısıyla fasılalı da olsa tüm çalışmaların toplamına tekabül eden kıdem süresi baz alınarak hesaplanacak kıdem tazminatı da, son ücret üzerinden hesaplanacaktır.

 

Son olarak; fasılalı çalışmalar arasında geçen sürenin 10 yılı geçmemesi gerekir. Çünkü kıdem tazminatı için 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş olup, fasılalı çalışmalar arasında da 10 yıllık sürenin geçmemesi aranmaktadır.

 

Yüksek Mahkeme’nin fasılalı çalışmalar ilişkin bazı kararları;

 

“…Görüldüğü gibi, İş Kanunu’nun 14. Maddesinin 2. Fıkrasında, işçinin kıdeminin iş akdinin fasılalarla yeniden kurulmuş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin işyerinde veya değişik işyerlerinde çalıştığı toplam süreler göz önüne alınarak hesaplanacağı öngörüldüğünden, işçinin söz konusu işyerlerinde değişik zamanlarda çalışmış olması da durumu değiştirmeyecek, kıdem açısından tüm çalışma süreleri toplanacaktır. Kanun, fasılalı çalışmalar konusunda bir ayrım yapmadığından, iş akitlerinin kısa uzun ya da belirli veya belirsiz süreli olması bu açıdan önem taşımayacaktır….” (Yargıtay HGK, 2011/9-484 . 2011/593 K. 05.10.2011)

                                                                                                                     

“…Somut olayda, davacının iş sözleşmesi 23.9.2001 ve 31.3.2004 tarihlerinde işverence haksız olarak feshedilmiş ve kıdem tazminatı ödenmemiştir. Her iki fesihte işverence ve haksız olduğundan 1475 sayılı İş Yasası’nın 14/4. Maddesi gereğince kıdem tazminatının iki süre toplanarak tüm hizmet süresi ve son ücret üzerinden hesaplanması gerekirken yazılı şekilde her dönem için ayrı ayrı hesaplanması hatalıdır…” (Yargıtay 9. HD, 2007/39253 E.  2009/6779 K. 16.03.2009 Tarih)

                                                                                                                     

 

“…Her bir çalışma döneminin sona ermesinden sonra kıdem ve ihbar tazminatı için aranan 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan aynı işyerinde yeniden çalışmaya başlamıştır. Dairemizin kökleşmiş içtihatları uyarınca, fasılalı çalışmalar arasında 10 yıllık sürenin geçmemesi halinde, 1475 sayılı Kanun’un 14/2. Maddesi uyarınca hizmetler birleştirilmek suretiyle tüm hizmet süresi üzerinden kıdem ve ihbar tazminatı hesaplaması gerekmektedir… (Yargıtay 9. HD., 2009/22795 E., 2011/41320 K., 27.10.2011 Tarih)

 

Görüldüğü üzere, her bir çalışma döneminin arasında 10 yıl ve daha fazla sürenin geçmemesi ve her bir çalışmanın kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sonlanması halinde, tüm çalışmalar toplanarak kıdem tazminatı hesaplanmaktadır.

 

İş davaları, mahiyeti itibariyle özellik arz eden dava türlerindendir. Benzer bir durumla karşılaştığınızda, İş Hukuku’nda uzman bir hukukçudan danışmanlık almanızın, hak kaybı yaşamamanız açısından önemli olduğunu unutmayın!!

ENER AVUKATLIK BÜROSU

 

 

İŞYERİNİN TAŞINMASI İŞÇİYE HAKLI FESİH İMKANI VERİR

İŞYERİNİN TAŞINMASI İŞÇİYE HAKLI FESİH İMKANI VERİR

İstanbul gibi ulaşımın zor ve trafiğin günlük hayatı oldukça etkilediği bir şehirde, işe geliş ve gidiş sürelerinin önemi bir hayli fazla. Hatta iş tekliflerini değerlendirirken ulaşım sorununu, tercih sebebi olarak görüyoruz. Bakırköy’deki işyerine Merter’den 15 dakikada ulaşan bir işçinin, işyerinin Büyükçekmece veya Ümraniye gibi ulaşımı daha güç bir semte taşınması halinde, yolda geçireceği süre, gidiş-geliş en az 3,5-4 saat. Bu da demektir ki, iş hayatınızın günde sizden 3-3,5 saat çalması demek.

İşyerinizin taşınacak olması sebebiyle, ulaşım sıkıntısının doğması veya artması, maddi olarak kayba uğramak, özel hayatınız için ayrılan zamanınızın kısalması gibi bir dizi olumsuzluğa katlanmanızı işveren sizden talep edemeyecektir.

İşyerinin nereden nereye taşındığından ziyade, işyerinin taşınacak olmasının, iş şartlarında olumsuz etki yaratıp yaratmadığı önem arz eder. Bu anlamda; işe bir vesayit ile giderken, taşınma sebebiyle iki vesayit kullanmak zorunda kalacak olmanız, işe metrobüsle 30 dakikada giderken, taşınılacak yerin metrobüsle ulaşıma imkan vermemesi sebebiyle başka vasıtalarla daha uzun bir sürede ulaşacak olmanız gibi sebepler, iş şartlarını ağırlaştırmaktadır. Taşınılan yere ulaşımdaki sıkıntıyı aşmak adına işveren tarafından servis konulmaması da işçiye haklı fesih hakkı verecektir.

Diğer bir husus da, işyeri naklinin işveren tarafından işçiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerektiğidir. Bu usule riayet etmeden yapılan fesih haksız fesih olacağından, kıdem ve ihbar tazminatı hakkı doğacaktır.

İşyerinin taşınması sebebiyle bildirilen değişikliği yukarıda sayılan sebeplerden birine dayanarak kabul etmek istemeyen işçi, iş akdini haklı sebeple feshederek kıdem tazminatı talebinde bulunabilir. İş akdini kendi feshettiği için her ne kadar ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, fazla mesai, yıllık izin ücreti, bayram-genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi gibi sair alacaklarını da bu davada talep edebilir.

Yargıtay’ın bu konuda verdiği kararlardan bazıları;

“…Davacı işçinin Avcılar olan görev yerinin Beşiktaş olarak değiştirildiği, İş Kanunu’nun 22. Maddesine göre aleyhe değişiklik işçiyi bağlamasa da işçinin görev yerinin değiştirilip çalışma koşullarının ağırlaştırılması sebebiyle yeni görev yerine gitmediği ve eylemli olarak feshettiği sonucuna ulaşılmaktadır…” (Yrg. 9. HD., 2009/36214 E., 2012/1820 K. Ve 25.1.2012 T)

 

“…Güngören’den Çekmeköy’e taşınan işyerinde davacının çalışmaması eylemli haklı fesihtir…” (Yrg. 9. HD., 2009/7921 E., 2011/7364 K. Ve 17.3.2011 T)

 

İş davaları, mahiyeti itibariyle uzmanlık gerektiren davalardandır. Hakkınız olanı tam anlamıyla elde edebilmek adına, bu konuda uzmanlaşmış hukuk bürolarından hukuki destek almanızı tavsiye ederiz.

ENER AVUKATLIK BÜROSU

 

ANONİM ŞİRKETLER İÇİN TEHLİKE ÇANLARI!

AVUKAT BULUNDURMAMANIN BİR YILLIK KARŞILIĞI 42.660 TL

Esas sermaye miktarı 250.000 TL’nin üzerinde olan anonim şirketler ve üye sayısı yüz ve üzerinde olan kooperatifler için Sözleşmeli Avukat bulundurmak yasal zorunluluktur.

 

Avukatlık Kanununun 35. maddesine göre;

“…..

Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir.”

 

Anılan hüküm gereği, bu yükümlülüğe uymayan şirketlerin, her ay başına 2(iki) brüt asgari ücret tutarında idari para cezası ile cezalandırılacağı da öngörülmüştür. 2017 yılı için brüt asgari ücretin; 1.777.50 TL olduğu düşünülürse, avukat bulundurmayan her bir anonim şirket bir yıl için; 42.660 TL idari para cezası ödeyecek. Geriye dönük tespit ile bu rakam, işverenler için önemli bir zarar kalemi demek.

 

Son günlerde medyada görüldüğü üzere, Barolar ve Cumhuriyet Başsavcılıkları bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği hususunda sıkı denetim içerisindedirler. Benzer durumla karşı karşıya kalmamak adına, en azından ileriye dönük olarak sözleşmeli avukat bulundurarak bu yaptırımlara maruz kalmanın önüne geçilebilir. İdari para cezası olarak paraların, sözleşmeli avukat bulundurmak için harcanması neticesinde, elde edilecek menfaat ödenen meblağın çok üzerinde olacaktır.

 

Yasanın öngördüğü anonim şirketlerin ve kooperatiflerin bu konuya hassasiyet göstermesi kaçınılmaz. Cezadan kaçınmak adına değil, basiretli ve öngörülü bir tacir gibi davranmak bunu gerektirecektir. Nitekim hukukçular ve mali müşavirler kurumsal ve profesyonel bir tacirin vazgeçilmez yardımcısı olduğu kadar olası mali ve hukuki tehlikeleri önleyici bir sigorta görevi görürler.

 

Siz de, özellikle ticaret hukuku, borçlar hukuku, iş hukuku ve sözleşmeler hukuku alanında uzman bürolardan danışmanlık hizmeti alabilir, yasanın öngördüğü yükümlülüğü yerine getirebilirsiniz.

 

Unutmayın ki, sözleşme ile ödediğiniz bedelin karşılığında hizmet alırsınız, ancak ödediğiniz cezanın size geri dönüşü olmayacaktır.

                                ENER AVUKATLIK BÜROSU

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.