April 1, 2019 admin

KASKO SİGORTA SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN ALACAĞIN TAHSİLİ

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/3959
K. 2005/462
T. 31.1.2005

• KASKO SİGORTA POLİÇESİNE DAYALI ALACAK DAVASI ( Meydana Gelen Trafik Kazası Nedeniyle Araçta Oluşan Hasar Bedelinin Sigortacıdan İstenmesi )
• REHİNLİ MALI SİGORTA ETTİRME ( Bir Başkasının Rehinli Malı Rehin Alan Hesabına ve Onun Lehine Sigorta Ettirmesi Halinde Tazminat Talep Etme Hakkının Öncelikle Rehin Sahibine Ait Olması )
• SİGORTADAN TAZMİNAT İSTEME HAKKI ( Rehinli Malı Rehin Alan Hesabına Sigorta Ettirenin Tazminat İsteyebilmesi İçin Sigortalı Malın Dain ve Mürtehini Olan ve Lehine Sigorta Edilenin Açık Muvafakatini Almasının Gerekmesi )
• AKTİF HUSUMET EHLİYETİ ( Rehinli Malı Rehin Alan Hesabına Sigorta Ettirenin Tazminat İsteyebilmesi için Sigortalı Malın Dain ve Mürtehini Olan ve Lehine Sigorta Edilenin Açık Muvafakatini Alması )
• DAİN VE MÜRTEHİN SIFATI ( Rehinli Malı Sigorta Ettiren Üçüncü Kişinin Sigortadan Tazminat İsteyebilmesi İçin Bu Sıfata Haiz Lehine Sigota Edilenin Açık Muvafatini Almasının Gerekmesi )
6762/m.1269,1270
ÖZET : Malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda sigortalı konumunda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etmek hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o surette sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankanın, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. O halde mahkemece, bu muvafakatin olup olmadığının araştırılması, bankanın muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.07.2003 tarih ve 2002/256-2003/444 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin kış şartlarının etkisiyle aracının hakimiyetini kaybederek park halindeki 34 UT 2311 plakalı araca çarptığını, ancak davalı kasko sigorta şirketi yetkili servisinin yönlendirmesi sonucu müvekkilinin çelişkili hasar ihbarlarında bulunduğunu, davalının da bu nedenle ve gerçeğe aykırı iddialarla hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, ( 2.686.665.300 ) TL.nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının her defasında birbirinden farklı beyanlarda bulunduğunu, dava dilekçesinde ayrıca plaka bildirdiğini, Poliçe Genel Şartlarının B-1.5.5. ve A-1.5. maddeleri ile TTK.nun 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfetinin sigortalıya geçtiğini ve müvekkilinden ödeme yapmasının beklenemeyeceğini, genel şartların C.2.2 maddesi uyarınca sigorta poliçesinin yasal süresi içinde iptal edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı şirkete hitaben yazdığı tarihsiz iki müracaatının birisinde “aracının hakimiyetini kaybederek bariyerlere vurduğunu” ifade ederken diğerinde “aracının kayıp yolda duraklayan bir kamyona arkadan vurduğunu”, dava dilekçesinde ise ” park halindeki bir araca çarptığını” ifade ettiği, Poliçe Genel şartlarının B-1 ve TTK.nun 1290-1292. maddeleri uyarınca davacının birbirini doğrulamayan beyanları nedeniyle ispat yükümlülüğünün yer değiştirdiği, sigortalının plakasını bildiği aracı sigortacıya bildirmeyerek rücu hakkını engellediği ve doğru beyanda bulunduğu ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. TTK.nun 1269. maddesi uyarınca malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270. maddesi uyarınca bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda sigortalı konumunda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etmek hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o surette sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankanın, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. O halde mahkemece, bu muvafakatin olup olmadığının araştırılması, bankanın muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığını, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tagged: , , , ,

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.