April 29, 2019 admin

İŞE İADE DAVASI

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/35175

K. 2010/19236

T. 16.6.2010

• İŞE İADE DAVASI ( İşe İade Kararından Sonra İşçinin İşe Başvurusunu Vekil veya Üyesi Olduğu Sendika Aracılığı İle Yapabileceği )

• VEKİL ARACILIĞI İLE İŞE BAŞLAMA BAŞVURUSU YAPILMASI ( Sonra İşçinin İşe Başvurusunu Vekil veya Üyesi Olduğu Sendika Aracılığı İle Yapabileceği )

• ON GÜNLÜK SÜRE ( İşe Başlama Başvurusu – Postadaki Gecikme Nedeniyle İradenin 10 İş Günlük Süreden Sonra İşverene Ulaşmış Olmasının Başvuruyu Geçersiz Kılmayacağı )

• İŞÇİNİN İŞE BAŞLATILMAMASI ( Davacı İşçinin Kesinleşen İşe İade Kararına Rağmen Süresinde İşe Başlatılmadığı – Tazminat ve Alacağın Hesaplanarak Hüküm Altına Alınacağı )

• İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATI ( Davacı İşçinin Kesinleşen İşe İade Kararına Rağmen Süresinde İşe Başlatılmadığı – Tazminat ve Alacağın Hesaplanarak Hüküm Altına Alınacağı )

4857/m.21, 34, 56

ÖZET : İşe iade davası sonunda işçinin başvurusu, işverenin işe başlatmaması ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. İşçi, işe başlama başvurusunu bizzat yapabileceği gibi, vekil ya da üyesi olduğu sendika aracılığıyla da yapabilir. Mahkemece vekil aracılığıyla başvuru yapıldığı gerekçesi ile isteğin reddedilmesi isabetsizdir.

Postadaki gecikmeler nedeniyle iradenin 10 iş günlük süreden sonra işverene ulaşmış olması başvurunun süresinde yapılmadığını göstermez.

Önemli olan iradenin 10 iş günlük süre içinde yöneltilmiş olmasıdır. Davacının kesinleşen işe iade kararına rağmen süresinde işe başlatılmadığı anlaşıldığından dava konusu tazminat ve alacağın hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir.

DAVA : Davacı,boşta geçen ücret alacağı ile işe başlatmama tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyasıiçin Tetkik Hakimi S. Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedilmesi üzerine açtığı işe iade davasının lehine sonuçlandığını, süresinde müracaatına rağmen davalı işverence işe başlatılmadığını ileri sürerek boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatının hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.

Davalı işveren, davacının süresinde başvurmadığını, ayrıca vekil aracılığıyla başvuruda bulunulamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece işe iade kararından sonra işçinin işe başlatılmak için bizzat başvurması gerektiği, vekil aracılığıyla yapılan başvurunun kanuna uygun olmadığı,süresinde başvuru yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.

İşe iade davası sonunda işçinin başvurusu, işverenin işe başlatmaması ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçeri bir feshin sonuçlarını doğurur. 4857 sayılı İş Kanunu’nda işçinin şahsen başvurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır, işçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi, vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun dairemizce de benimsenen görüşü bu yöndedir ( 17.06.2009 gün ve 232-278 sayılı kararı ). Aynı maddenin 1. fıkrasına göre de işveren işe iade için başvuran işçiyi 1 ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde en az 4, en çok 8 aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakları ödenmelidir.

İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır, işçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. Başka bir anlatımla, işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 saydı İş Kanunu’nun 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir ( Yargıtay 9. HD. 14.10.2008 gün 2007/29383 E., 2008/27243 K. ).

İşe iade yönündeki başvurunun 10 iş günü içinde işverene bildirmesi gerekmekle birlikte tebligatın postada gecikmesinden işçinin sorumlu olması düşünülemez.

İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini 1 ay içinde işçiye bildirmesi gerekmekle birlikte, tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde bundan işveren sorumlu tutulamaz, işverence yasal süre içinde gönderilmiş olsa da, işçinin bir aylık işe başlatma süresi aşıldıktan sonra eline geçen bildirim üzerine makul bir süre içinde işe başlaması gerekir. Burada makul süre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla 2 günlük süre olarak değerlendirilebilir, işçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesinin son fıkrasında izinler için öngörülen en çok 4 güne kadar yol süresi makul süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçinin en fazla 4 gün içinde işe başlaması beklenmelidir.

İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi olması gerekir, işverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı,gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.

İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır. Fesih tarihindeki ücrete göre işe başlatmama tazminatı ödenmelidir.

İşe başlatmama tazminatının da fesih tarihindeki ücrete göre hesaplanması gerekir, işçinin işe başlatılmadığı tarih, işe başlatmama tazminatının muaccel olduğu andır. Bahsi geçen tazminat yönünden faize hak kazanmak için kural olarak işverenin temerrüde düşürülmesi gerekir. Ancak işçinin işe iade başvurusunda işe alınmadığı taktirde işe başlatmama tazminatının ödenmesini talep etmiş olması durumunda işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmez ve bahsi geçen tazminat muaccel olduğu anda işverence ödenmelidir.

Boşta geçen süreye ait 4 aya kadar ücret ve diğer haklar için ise, feshi izleyen dönem ücretlerine göre hesaplama yapılmalıdır. Sözü edilen alacak işçinin işe iade için başvurduğu anda muaccel olur.

Boşta geçen sürenin en çok 4 aylık kısmı içinde gerçekleşen diğer haklar kavramına, ikramiye, gıda yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı ve servis gibi parasal haklar dahil edilmelidir. Söz konusu hesaplamaların işçinin belirtilen dönemde işyerinde çalışıyormuş gibi yapılması ve para ile ölçülebilen tüm değerlerin dikkate alınması gerekir. Bununla birlikte işçinin ancak çalışması ile ortaya çıkabilecek olan arızi fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı ücret ile satışa bağlı pirim gibi ödemelerin, en çok 4 ay kadar boşta geçen süre içinde ödenmesi gereken diğer haklar kavramında değerlendirilmesi mümkün olmaz.

Boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar ile işe başlatmama tazminatı brüt olarak hüküm altına alınmalı ve kesintiler infaz sırasında gözetilmelidir.

İşe iade davası ile tespit edilen en çok 4 aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinde sözü edilen özel faiz türü uygulanmalıdır. Ancak işe başlatmama tazminatı niteliği itibarıyla tazminat olmakla uygulanması gereken faiz yasal faiz olmalıdır.

Somut olayda Bursa 5. İş Mahkemesi’nin 24.01.2007 gün ve 1551-35 sayılı işe iade kararı dairemizin 18.06.2007 tarih ve 9548-19213 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiş olup, kesinleşen karar davacı vekiline 02.08.2007 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı vekili, aynı günlü noter ihtarnamesi ile müvekkilinin işe başlatılmasını istemiştir, ihtarname 16.08.2007 tarihinde işverene tebliğ edilmiştir.

Yukarıda belirtildiği gibi işçi, başvurusunu bizzat yapabileceği gibi, vekil ya da üyesi olduğu sendika aracılığıyla da yapabilir. Mahkemece vekil aracılığıyla başvuru yapıldığı gerekçesi ile isteğin reddi doğru olmamıştır.

Öte yandan, davacı vekili kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlatılma iradesini noter aracılığı ile yöneltmiş olup, postadaki gecikmeler nedeniyle iradenin 10 iş günlük süreden sonra işverene ulaşmış olması başvurunun süresinde yapılmadığını göstermez. Önemli olan iradenin 10 işgünlük süre içinde yöneltilmiş olmasıdır.

Belirtilen hukuki ve maddi olgulara göre davacının kesinleşen işe iade kararına rağmen süresinde işe başlatılmadığı anlaşıldığından dava konusu tazminat ve alacağın hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi hatalı olmuştur.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Tagged: , , , , ,

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.