September 5, 2019 admin

İŞ SÖZLEŞMESİYLE DAVALININ TÜRKİYE SINIRLARI İÇERİSİNDE İKİ YIL SÜREYLE DAVACI ŞİRKETİN İŞİNE RAKİP BİR İŞTE ÇALIŞMAYACAĞI ŞEKLİNDE ÇALIŞMA YASAĞI GETİRİLMESİ ÇALIŞMA HÜRRİYETİNİN İHLALİDİR

Yargıtay 11.Hukuk Dairesi Esas:2015/3828 Karar:2015/11197

Dava ve Karar                      : Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/10/2014 tarih ve 2014/659-2014/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davalının 01.08.1996 tarihinden itibaren müvekkili şirkette satış müdürü olarak çalıştığını ve görevi gereği şirketin üretim, satış ve müşteri portföyü ile ilgili tüm bilgilerine ve sırlarına vakıf olduğunu, yapılan hizmet sözleşmesinde rekabet yasağı öngörüldüğünü ve taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca davalının iki yıl süreyle kendi adına veya başkaları ile ortaklık halinde ve/veya ne olursa olsun herhangi bir sıfatla personel, danışman veya başka sıfatlarla işe ve faaliyete doğrudan veya dolaylı olarak girmeyeceğini taahhüt ettiğini, buna rağmen 07.04.2010 tarihinde aynı alanda faaliyet göstermek üzere A. Beton ve Çimento Kimyasalları San. ve Tic. Ltd. Şti’yi kurduğu ve beş yıl süreyle yetkili müdür olarak seçilmiş olduğunun tespit edildiğini, davalı halen davacı şirkette çalışırken 07.04.2010 tarihinde kurmuş bulunduğu bahse konu şirketin ortağı ve müdürü olduğunu; davalının bu eylemlerinin sadakat ve rekabet etmeme yükümlülüklerine aykırı olduğunu ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın 07.04.2010 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; davalının A.Beton ve Çimento Kimyasalları Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti’ndeki ortaklığın iptal edilmesine ayrıca davalının davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ortağı bulunduğu şirkette ya da başka bir şirkette 12.05.2012 tarihine kadar herhangi bir sıfatla çalışmasının ve faaliyet göstermesinin men edilmesine, davalının ortağı bulunduğu şirket tarafından üretilen davacı şirkete ait Daracem 556 kodlu ürünün iltibas edilmesi suretiyle P. .. adıyla üretilen ve davacı şirkete ait D.556 E kodlu ürünün iltibas edilmesi suretiyle P. .. adı ile üretilen ürünün üretiminin satış ve dağıtımın men edilmesine ve üretilen ürünler ile imal için kullanılan alet ve edevatların toplatılıp imha edilmesine, dava masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; müvekkilinin 2008 yılında emekliliğe hak kazanması ile iş sözleşmesinin sona erdiğini, bundan sonra da çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin rekabet yasağına aykırı hareket etmediğini savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının 1996-2010 yılları arasında davacı şirkette çalıştığı, işten ayrılmadan önce aynı alanda faaliyet gösteren A.Beton ve Çimento Kimyasalları San. ve Tic. Ltd. Şti’yi kurduğu ve 5 yıl süreyle müdür olarak seçildiği, bu durumun BK 348. maddesi ve devamı hükümlerine ve iş sözleşmesinin rekabet yasağını düzenleyen hükümlerine aykırı olduğu, 2010-2013 yılları arasında davacı şirketin satışlarında azalma olduğu, ancak A. Beton’un defter ve kayıtları incelendiğinde düşen satışlar nedeniyle sorumlu olmadığı, şirketin faal olmadığı ve ticari faaliyetinin bulunmadığı, ancak davalının sözleşmeye ve kanuna aykırı eylemi nedeniyle davacının zarara uğradığının kabulü gerektiği, BK 42/2. maddesi gözetilerke makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının talebinin makul ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının rekabet etmeme hükümlülüğünü ihlal ettiğinin ve ayrıca davacı şirkete karşı haksız rekabet ettiğinin tespitine, 1.000,00 TL maddi tazminatın 12/05/2010 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının iltibaslı ürünle ilgili talebinden vazgeçmesiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık bu noktada son bulduğundan bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Anayasa, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümleri ile sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48. ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş, BK.’nın 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı, MK. 23/2. maddesinde de kimsenin özgürlüklerinden vazgeçemeyeceği veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamayacağı düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemeler karşısında, tarafların sözleşme içeriğinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olarak ve bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün değildir.

Taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesi incelendiğinde, davalı işçinin, şirketin işine rakip herhangi bir işe veya faaliyete doğrudan veya dolaylı olarak girmeyeceği konusunda 2 yıl süreli bir yasak getirildiği, yasağın ihlali halinde ise bir yaptırım öngörülmediği anlaşılmaktadır. Davalının müşteri portföyü bilgilerine ve ticari sırlarına davacının vakıf olduğu, davacı tarafından, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir limited şirket kurulduğu ve haksız rekabete girişildiği, davacı müşterileri davalı tarafından etki altına alındığından iş hacimlerinin ve faaliyet karlarının olumsuz etkilendiği, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosya kapsamında davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut veri bulunmamakla birlikte; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma yasağı getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlıbaşına Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürriyetinin açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. 

2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 

SONUÇ         : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tagged: , , , , , , , ,

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.