June 11, 2020 admin

EV HİZMETLERİNDE ÇALIŞANLARIN YASAL HAKLARI

Ev hizmetlerinde çalışan kişilerin (hizmetçi, çocuk bakıcısı, aşçı, kahya, şoför gibi) hangi hakları olduğu, hangi kanuna tabi oldukları, işverenlerinden neler talep edebileceklerini iyi incelemek gerekir.

4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olmayan hizmet ilişkilerine İş Kanunu hükümleri uygulanmamaktadır. İş kanununa tabi olmayan hizmet ilişkileri 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. Maddesinde istisnalarıyla birlikte sayılmıştır. Bu hizmet ilişkilerinin arasında ev hizmetleri de mevcuttur. Bu da bize ev hizmetlerinde çalışan kişilerin İş Kanunu hükümlerine tabi olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla söz konusu işçiler bu kanunun sağladığı haklardan faydalanamamaktadırlar.

Fakat böyle bir durumda herhangi bir mağduriyet yaşanmaması adına hangi işlerin ev hizmetlerine girdiğini hangilerinin girmediğini de tespit etmek gerekmektedir. Zira İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan bu hizmetleri gören kimselerle bunları çalıştıranlar arasındaki hukukî ilişkilerde Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.

En çok sorulan sorulardan biri olan çocuk bakıcılığının, hasta bakıcılığının ve bekçiliğin İş Kanunu kapsamına girip girmediği hususu değerlendirilmelidir. Zira bu konu Yargıtay kararlarına da konu olduğu üzere, salt ev işi olarak değerlendirilip değerlendirilememe açısından bazı kriterler taşımalıdır.

Yargıtay; aile bireylerini evden alarak alışverişe, şehir içinde gezmeye götüren, boş zamanında ev ve eklentilerinde zamanını geçiren şoförün de ev hizmeti yaptığı ve İş Kanunu kapsamında olmadığını kabul etmektedir. Fakat evde hastaya bakan hemşire ve çocuk eğiticisi olarak çalışan kişilerin 4857 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. Aşağıdaki Yargıtay kararında bu duruma açıklık getirilmiştir. 

“…Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda işin esasının incelenip incelenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

4857 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.

Davanın, 4857 sayılı Kanun kapsamı dışında kalması halinde, mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, 4857 sayılı Kanun’a göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş sözleşmesinden veya 4857 sayılı Kanun’a dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.

4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, “ev hizmetlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Ev hizmetlerinde aşçı, uşak, temizlikçi gibi işlerde çalışan işçi ile ev sahibi işveren arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine genel mahkemelerde çözümlenmesi gerekir. İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan bu hizmetleri gören kimselerle bunları çalıştıranlar arasındaki hukukî ilişkilerde Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Aile bireylerini evden alarak alışverişe, şehir içinde gezmeye götüren, boş zamanında ev ve eklentilerinde zamanını geçiren şoföründe ev hizmeti yaptığı ve iş kanunu kapsamında olmadığı kabul edilmelidir. Buna karşın evde hastaya bakan hemşire ve çocuk eğiticisi 4857 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmelidir.

Somut olayda, tanık beyanlarından ve tüm dosya kapsamından davalının davacıyı devamlı olarak çocuklarına bakması için işe aldığı, davacının bu çocukların bakımı ile uğraştığı, bunun yanında ise arızi olarak ev işlerinde ev sahibine yardım ettiği bu nedenle davacı ile davalı arasındaki ilişkinin İş Kanunu’nun düzenlediği anlamda hizmet ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda her ne kadar iş ilişkisinin resmi belgeler üzerinde dava dışı şirket ile kurulduğu görülmekteyse de davacının fiilen davalıların ev hizmeti ve çocuk bakımında görevli olması iş ilişkisinden doğan sorumluluğun davalılara ait oluşunu etkilemeyecektir. Mahkemece işin esasına girilerek dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde husumetten ret kararı verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

(Yargıtay 22. Hukuk Dairesi Esas No:2013/35095, Karar No:2015/9308, K. Tarihi: 09.03.2015)

“…Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.

……

4857 sayılı Yasanın 4. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, “ev hizmetlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Ev hizmetlerinde aşçı, uşak, temizlikçi gibi işlerde çalışan işçi ile ev sahibi işveren arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine genel mahkemelerde çözümlenmesi gerekir. İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan bu hizmetleri gören kimselerle bunları çalıştıranlar arasındaki hukukî ilişkilerde Borçlar Kanunu’nun hizmet akdine ilişkin hükümleri uygulanır. Aile bireylerini evden alarak alışverişe, şehir içinde gezmeye götüren, boş zamanında ev ve eklentilerinde zamanını geçiren şoföründe ev hizmeti yaptığı ve iş kanunu kapsamında olmadığı kabul edilmelidir (Yargıtay 9.HD. 09.10.2008 gün ve 2007/27814 Esas, 2008/25988 K.).

Buna karşın evde hastaya bakan hemşire ve çocuk eğiticisi İş Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir.

Somut olayda, tanık beyanlarından ve tüm dosya kapsamından davalının ortaokul çağlarında iki torununun olduğu, davalının bu torunlarına bakmak için davacıyı işe aldığı, davacının bu çocukların bakımı ile uğraştığı, bunun yanında ise arızi olarak ev işlerinde ev sahibine yardım ettiği bu nedenle davacı ile davalı arasındaki ilişkinin İş Kanunu’nun düzenlediği anlamda hizmet ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiği, uyuşmazlığın çözümünde İş Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece işin esasına girilerek dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas: 2013/16982, Karar: 2014/3992).

Yukarıda paylaşılan kararlardan da anlaşıldığı üzere, taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin çalışan tarafından gerçekleştirilme şekli o ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu’na mı yoksa Borçlar kanununa mı tabi olacağını belirler. Zira eğer ağırlıklı olarak ev işi yapıyorsa ve çocuklara da ayrıca bakıyorsa (veya hasta bakıyorsa veya bekçilik yapıyorsa) bu hizmet ev hizmetine girer ve Borçlar Kanunu’na tabidir. Aynı şekilde eğer asıl işi çocuklara bakmaksa ve zaruri olarak ev işi de yapıyorsa bu kişi çocuk bakıcılığı yapmakta olup 4857 sayılı İş Kanunu’na tabidir.

EV HİZMETLERİNDE ÇALIŞANLARIN SİGORTALI SAYILIP SAYILMADIĞI

Ev hizmetleri konusunda aktarılması gerekli bir diğer konu ise ev hizmetlerinde çalışanların sigortalı sayılıp sayılmayacaklarıdır.

…Bilindiği üzere iş mevzuatı yönünden, ev hizmetlerinin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanunların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir.

Sosyal güvenlik mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır.

Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3. ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6. maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir…

Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu kanunların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar.

Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa, bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir.

Buna göre, diğer koşulları gerçekleştirmiş olanlar eğer anılan maddelerin kapsamına giriyorlarsa, sigortalı sayılamayacak ve 506 veya 5510 sayılı kanunlarda düzenlenen haklardan yararlanamayacaklardır.

Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5/1. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1. maddeleri uyarınca, iş kanunları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır.

Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır.

Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır.

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/102280, K. 2014/65, T. 05.02.2014).

Yukarıdaki Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere ev hizmetlerinde çalışan bir kişinin sigortalı sayılması için sürekli ve ücret karşılığı çalışması gerekmektedir.

Bu konu hakkında 5510 sayılı kanunun Ek-9 maddesinden yararlanılmaktadır.

Ev hizmetlerinde 10 günden az çalıştırılanlar meslek hastalığı ve iş kazası sigortası kapsamında olmakla birlikte sigortalı çalışan değillerdir. Yani bu kişiler uzun vadeli sigorta kolları bakımından kapsam alanı dışında kalmaktadır.10 gün ve üzerinde çalışan kişi ise uzun vadeli sigorta kolları kapsamında bulunmaktadır.

Yukarıda paylaşılan içtihatlar ve kanun maddeleri ışığında konu genel bir bilgilendirme kapsamında kısaca anlatılmaya çalışılmıştır. Bu konuda genel anlamda gerek 5510 sayılı kanun gerekse İş Kanunu kapsamını da aşan değerlendirmelere tabi tutulması gereken durumlarla karşı karşıya kalınması nedeniyle bir uzmana danışılması gerekmektedir.

                                                                                   Av. Bilge İŞ & Av. Selçuk ENER

Tagged: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.