October 13, 2020 admin

FAİZ, FAİZ TÜRLERİ, TEMERRÜT HALİNDE UYGULANACAK FAİZ ORANLARI VE ADİ/TİCARİ İŞ AYRIMI

Faiz, asıl alacağa bağlı bir feri alacak olup asıl alacağın kaderine bağlıdır. Yani asıl alacağın doğumu ile doğup asıl alacağın sona ermesiyle sona erecek olan bir alacaktır faiz alacağı (İbra sözleşmesinde tarafların sözleşmenin bitiminden sonra da faiz işlemesine devam etmesini kararlaştırmaları hali istisnadır.). Faizin feri alacak olmasının sonuçlarından biri de faizin, anapara faizinin (TBK-147/1) maddesinde belirtildiği üzere 5 yıllık zamanaşımına tabi olmasının dışında, asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına bağlı olmasıdır. 

Faiz dayandığı kaynak bakımından akdi faiz ve kanuni faiz olarak ikiye ayrılmaktadır. 

1- Akdi Faiz:

Sözleşme hükümleri ile belirlenen faize akdi faiz denilmektedir. Kanuna aykırı olmamak koşulu ile sözleşmede serbestçe kararlaştırılabilir. Dolayısıyla taraflar, aralarında yaptıkları sözleşmenin içeriğinde, faiz alacağının olup olmayacağını, faizin türünü, oranını ve ödeme şartlarını sözleşme serbestisi ilkesinin sınırları çerçevesinde serbestçe tayin edebilir. 

2- Kanuni Faiz:

Faiz alacağı esasen taraflar arasında yapılan sözleşme ile kararlaştırılmakla birlikte, taraflarca sözleşmede faiz alacağı kararlaştırılmamış olmakla veya faiz alacağı kararlaştırılmakla birlikte oranını belirtilmemiş olması veya taraflar arasında haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşmede olduğu gibi herhangi bir sözleşmenin bulunmaması halinde alacağa yönelik faiz yürütülmesi ve faiz oranının belirlenmesinin kanuna dayanması durumunda kanunî faiz söz konusu olur.

Faiz niteliği bakımından ikiye ayrılmaktadır.

1- Anapara (Kapital) faizi:

Anapara faizi, alacaklının kazanç sağlamak amacıyla borçluya verdiği paraya, vade tarihine kadar belirli bir oranda, kanunî veya iradi kaynaklı işletilen faizdir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere anapara faizi kanundan veya sözleşmeden doğabilir. 

Anapara faizi, taraflar veya kanun tarafından öngörülen vadeye kadar işler. Borçlu, anapara faizini vadesinde ödemeyip temerrüde düşerse, temerrüt anından itibaren artık kapital faizi değil, temerrüt faizi söz konusu olacaktır. 

2- Temerrüt faizi:

Öncelikle temerrüt kavramının açıklaması gerekmektedir. 

(TBK- 117) : Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bugünün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.

Yukarıda açıklanan kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere temerrüt kavramının varlığının kabulü için öncelikle borcun muaccel hale gelmiş olup bu şartın sağlanmasından sonra, açık veya zımni/yazılı veya sözlü şekilde, borçluya ihtar çekilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde borçlu temerrüde düşmemiş olacaktır ki bu durum da temerrüt faizinin alacağa işlenmesine engel olacaktır.

Görüldüğü üzere temerrüde düşülmesi için ifada gecikme yetersiz olup herhangi bir geçerlilik şartı olmayan ihtar koşuluna bağlı olarak gerçekleşmektedir. Fakat yine aynı maddenin 2. fıkrasında da görüleceği üzere ihtar çekilmesini gerektirmeyecek bazı haller vardır ki bu haller madde metninde belirtilmiştir. Aynı şekilde söz konusu maddenin emredici hüküm niteliğinde olmaması nedeniyle sözleşmede borçlunun temerrüde düşmesinde ihtar şartı aranmayacağına dair madde konulabilecektir. Yine borcun ifasının gecikmesinde borçlunun hiçbir kusurunun bulunmaması halinde de, temerrüt şartlarının gerçekleşmiş olması koşulu ile borçlu temerrüde düşecektir. (Oğuzman veÖz, 2013, sy.481; Kılıçoğlu, 2013, sy.690; Yavuz, 2015, sy.748; Eren, 2017, sy.1122; Barlas, 1991, sy.17)

Temerrüt faizi, para borcunun ödenmesinde temerrüde düşen borçlu tarafından zarar ve kusur koşulu aranmaksızın ödenmesi gereken ve temerrüt tarihinden itibaren işleyen faizdir. (Kılıçoğlu, 2013, sy.688; İnan, 1971, sy.609; Oğuzman ve Öz, 2013, sy.478; Yavuz, 2015, sy.750; Barlas, 1991, sy.60).

Haksız fiilden kaynaklanan para borçlarında borçlunun ödemek zorunda olduğu faiz alacağı, bazı yazarlar ile kimi kararlarında Yargıtay tarafından temerrüt faizinden farklı bir faiz türü olarak nitelendirilmekte ve “tazminat faizi” şeklinde adlandırılmaktadır.

Doktrinde temerrüt faizinin, alacağını zamanında alamayan alacaklının uğradığı zarara karşılık gelen götürü bir tazminat niteliğinde olduğu görüşü hâkimdir. Nitekim aşağıda paylaşılan Yargıtay kararları bunu destekler niteliktedir. 

“…Mevcut para borcunun geç ödenmesi, bu faizin ödenmesi için yeterli olup, bu hali ile gecikme faizi geç ödemeden kaynaklanan götürü bir tazminat olarak nitelendirilebilir…”

(Yargıtay H.G.K.19.06.1996 T., 1996/144 E., 1996/503 K.)

Gecikme tazminatı başlığı altında (TBK-118)’de “Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.” maddesinin de paylaşılması gerekir ki işbu metinde de belirtilmiş olduğu üzere, gecikme tazminatı; asıl alacağın geç ödenmesinden kaynaklı işleyen temerrüt faizinin de geç ödenmesi nedeniyle meydana gelen götürü tazminat niteliğinde olup bu tazminat birleşik faiz yasağı kapsamında olmayacaktır. Nitekim aşağıdaki Yargıtay kararı ile de desteklenmektedir.

“… fazla ödenen temerrüt faizinin iadesi için dava açılması veya icra takibi yapılması durumunda ise fazla ödenen paranın iadesi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanacağından bu hâllerde faiz talep edilebileceği…”

(Yargıtay 18. H.D., 11.02.2013 T. ve2013/1015 E., 2013/1606 K)

Kanunda temerrüt faizinin tâbi olacağı zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu durumda (TBK-146) uyarınca temerrüt faizi kural olarak, on yıllık zamanaşımı süresine tâbi olacaktır.  Bu durumun dışında faiz asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabi olduğu gerekçesiyle asıl alacağın 10 yıldan daha az sürelik zamanaşımına tabi olması halinde daha kısa olan süre uygulanacaktır.

3095 sayılı Kanun, ticari işlerde ödenecek temerrüt faizinin miktarı hakkında taraflar arasında bir anlaşmanın yapılmamış olduğu hallerde bu faizin, T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı üzerinden istenebilmesi imkanını getirmiştir. Şöyle ki;

Para borcunu içeren ticari işlerde taraflar, borçlunun temerrüde düşmesi halinde istenecek temerrüt faizi oranını da serbestçe kararlaştırabilirler. Taraflar uygulanacak temerrüt faizi oranını ayrıca belirlememişlerse, temerrüt faizi, kapital faizi oranı olan yıllık yüzde dokuz üzerinden hesaplanır.

Ticari işlerde temerrüt faizinin hesaplanması konusunda bir özellik vardır.  3095 sayılı Kanun’un 2/2. Maddesine göre, T.C. Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, ortada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faizi oranından 5 puan veya daha çok ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur(3095 sayılı kanun 2/2). 3095 sayılı Kanun’un 2/2. Maddesinin yazılış biçiminden de anlaşılacağı üzere, temerrüt faizinin kısa vadeli, avanslar için uygulanan faiz oranı üzerinden hesaplanması, alacaklının bu yönde açık bir talepte bulunmasını gerektirir. Alacaklının sadece kanuni faiz ya da ticari faiz işlemiş olması, temerrüt faizinin kısa vadeli avanslar için uygulanan faiz oranı üzerinden hesaplanabilmesi için yeterli değildir. Bu hallerde temerrüt faizi yıllık yüzde dokuz oranı üzerinden hesaplanır.

Alacaklı ile borçlu arasında yapılan sözleşmede temerrüt faizi konusunda bir düzenleme yapılmamasına karşılık kapital faizi, yüzde dokuz oranı ya da avans faizi oranından daha yüksek bir oran olarak belirlenmişse, temerrüt faizi, bu kapital faizi oranı üzerinden hesaplanır.

Adi işlerde temerrüt faizinin sözleşme ile kararlaştırılacağı hallerde oran (BK-120/1)’e göre belirlenen oranın %100 fazlasını aşamaz. Bu hüküm emredici niteliktedir. Ancak ticari işlere ilişkin olarak faiz konusunda özel bir düzenlemeye yer veren (TTK-8/1) karşısında, (BK-12-/2)’nin tacirler arasındaki ticari ilişkiler nedeniyle uygulanması söz konusu olamaz.  

Faiz Oranları

1-Anapara Faizi: 

Anapara faizinin oranı ile ilgili (TBK-88) ve 3095 sayılı kanun dikkate alınacaktır.

TBK-88: “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.”

Eğer sözleşmede herhangi bir hüküm belirtilmemişse 3095 sayılı kanunun 1. maddesi olarak yer alan hüküm dikkate alınacaktır. 3095 sayılı kanunun 1. maddesinde “Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde on iki oranı üzerinden yapılır.

Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir” şeklinde belirtilmiş olsa da 2. fıkrasında Cumhurbaşkanı’na tanınan yetkiye binaen bu oran 19/12/2005 tarihli ve 2005/9831 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, senelik yüzde on iki olan faiz miktarı, 01 Ocak 2006 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere senelik %9’a düşürülmüştür. Anapara faizi ödenmesi gereken hallerde, faiz miktarı taraflarca sözleşmede kararlaştırılmamışsa, bu oran yıllık %9 olarak uygulanacaktır. Aynı şekilde tarafların belirlemesi ile % 50 fazlasını aşamayacağı kuralı gereği yıllık faiz oranı %13,5’i aşamayacaktır. 

2- Temerrüt Faizi oranı:

Adi işlerde temerrüt faizi oranı, (TBK-120) ile 3095 sayılı Kanunun 2 hükmü çerçevesinde belirlenir. 

(TBK-120): ”Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. 

Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”

3095 sayılı Kanunu’nun 2. maddesinde ise “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur.

Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz.” şeklinde belirtilmiştir.”

Buna göre sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça adi işlerde temerrüt faizi oranı yıllık %9 olarak uygulanacaktır. Kanunî temerrüt faizi oranı yıllık %9 olarak belirlendiğine göre taraflar, akdedecekleri sözleşmede temerrüt faizi oranını (TBK-120/2)’de yer alan sınırlayıcı hüküm doğrultusunda yıllık %18’i aşmayacak şekilde serbestçe kararlaştırabilecektir. 

Taraflar, akdettikleri sözleşmede anapara faizi oranını kararlaştırmış ancak temerrüt faiz oranını tespit etmemiş olabilir. Bu ihtimâlde temerrüt faizi oranının ne olacağı (TBK-120/3) ve 3905 sayılı Kanun’un 2/3. Maddesine göre belirlenecektir. Böyle bir durumda (TBK-120/3) uyarınca, sözleşmede kararlaştırılan anapara faizi oranı 3095 sayılı Kanun’da tespit edilen temerrüt faizi oranını aşmaktaysa, temerrüt faizi de akdi anapara faizi miktarı üzerinden yürütülür.

Av. Bilge İŞ & Av. Selçuk ENER

Tagged: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.