January 10, 2021 admin

BAĞLANMA PARASI VE CAYMA PARASININ HUKUKİ NİTELİKLERİ


Bu yazıda, sözleşmenin kurulması esnasında ifa edilen edimin niteliğine göre hangi isimle adlandırıldığını ve bu edimin tespit edilen türüne göre sözleşme bakımından doğurduğu hukuki sonuçlar ele alınacaktır.
Öncelikle sözleşme kavramını hatırlamakta fayda vardır. Türk Borçlar Kanunu’nun 1. maddesine göre sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulan bir akittir. Ayrıca kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça, sözleşmelerin geçerliliği herhangi bir şekle tabi değildir. Hatta taraflar, sözleşme özgürlüğü başlığı altında düzenlenen 26. maddeye dayanarak, sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirleyebilirler.
Bazı sözleşmeler akdedilirken bir miktar paranın verilmesi kararlaştırılabilir. Sözleşmede hüküm altına alınan bu durumlarda söz konusu paranın niteliği sözleşme hükmünden hareketle ayırt edilecek ve iki ayrı tür olarak incelenebilecektir.
A. BAĞLANMA PARASI
İlk olarak TBK m. 177’de düzenlenen ve ‘pey akçesi’, ‘kapora’, ‘bağlanma akçesi’ olarak da anılan bağlanma parasından bahsetmekte fayda vardır. Bahsi geçen maddeye göre bağlanma parası; “Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.” şeklinde ifade edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça bu paranın esas alacaktan düşüleceğinden söz edilmektedir.
Sözleşme içeriğinden verilen bu paranın cayma parası olduğu açıkça anlaşılmıyorsa söz konusu paranın pey akçesi olduğu karine olarak kabul edilir ve bunun aksini ispat her zaman için mümkündür.

Pey akçesi; bir sözleşme yapılırken, taraflardan birinin öbür tarafa sözleşmenin yapıldığına delil olmak üzere verdiği bir miktar para veya başkaca taşınır bir maldır. Pey akçesine “kapora” da denir. Sözleşme yapılır yapılmaz taraflardan birinin diğerine bir miktar para vermesinin ne gibi bir maksada dayandığı açık bir şekilde anlaşılamıyorsa, verilen paranın pey akçesi olduğu karine olarak kabul edilir (BK.156/1). Pey akçesi bir cayma parası değildir, ancak sözleşmenin bir kanıtıdır. Cayma parası ise, taraflara sözleşmeden serbestçe cayabilme yetkisi veren bir miktar paradır ve uygulamada, cayma akçesi, zamanı rücu, pişmanlık akçesi isimleriyle anılmaktadır.
(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E: 2015/4039, K: 2015/5935, T: 23.11.2015)

Yargıtay’ın da içtihatlarında da belirtilmiş olduğu üzere, bağlanma parası fer’i bir haktır ve asıl sözleşmenin geçerliliğine ilişkin tüm hüküm ve neticelere tabidir. Bu kapsamda, sözleşmenin taraflarca ortadan kaldırıldığı yahut bağlanma parasını alan tarafın edimini ifa etmemesi; butlan veya iptal gibi sözleşmenin geçersizliği durumlarında bağlanma parasının sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade edilmesi gerekmektedir.

Cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paralar cayma tazminatı olamayacağından akdi bozmakta haklı olsun olmasın onu veren taraf istirdada yetkilidir. Cayma akçesi akdin yapıldığı sırada karşı tarafa verilen sözden cayıldığı takdirde karşı tarafta kalması kabul edilen bir paradır. Somut olayda dava konusu miktarın cayma tazminatı olarak verildiği kanıtlanamamıştır. Aksine pey olarak (kaparo) ödendiği bildirilmiştir.
(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E: 2003/6039, K: 2004/3240, T: 23.03.2004)

Yani hukuken geçersiz bir sözleşmeye ilişkin verilen bağlanma parası sebepsiz zenginleşme hükümlerince iade edilecektir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. (TBK 82) Sözleşmenin tarafların anlaşması suretiyle ortadan kaldırılması halinde de verilen kaporanın iadesi istenebilir. Ayrıca sözleşmeden cayılması halinde de kaparo alıcıya iade edilir. Tabi burada satıcı; alıcıdan tazminat, cezai şart gibi nedenlerle alacaklı olursa, alacağı oranında kaporayı iade etmeme hakkına sahip olabilir. Sözleşme, kapora gönderen tarafın kusuru nedeniyle feshedilmişse, zarara uğrayan sözleşmenin kurulamaması nedeniyle kaporanın zarar kadar kısmına el koyabilir. Nitekim aşağıdaki Yargıtay kararı ile de bu durum desteklenmektedir.

…pey akçesinin sözleşmenin kurulmaması halinde iadesi gerekir. Ayrıca, ifanın pey akçesi verenin kusuru nedeniyle mümkün olmaması halinde de pey akçesinin iadesi gerekir ise de, pey akçesi alanın bu halde borcun ifa edilmemesi nedeniyle tazminat hakkı olup, bu tazminat hakkına ilişkin olan pey akçesi kısmını alıkoyabilir. Davalı taraf, bu nedenle pey akçesini iade yükümlülüklerinin olmadığını da savunmuştur. Bu itibarla, mahkemece davanın pey akçesine ilişkin kısmının 818 sayılı BK’nın 156. maddesi ile bu kanunu yürürlükten kaldıran 6098 sayılı TBK’nın 177. maddesi kapsamında yukarıda belirtildiği şekilde değerlendirilip…
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E: 2014/423, K: 2014/2613, T: 14.02.2014)

B. CAYMA PARASI

İkinci olarak ise TBK m. 178’de düzenlenen ‘pişmanlık akçesi’, ‘dönme tazminatı’, ‘cayma akçesi’, ‘zamanı rücu’ gibi isimlerle de anılan cayma parasından bahsedilecektir. İlgili maddeye göre; “Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır, almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.”

Sözleşmenin kurulması sırasında cayma parasının verilmesi ve karşı tarafın bu bedeli kabul etmesi, iki taraf için de cayma hakkının doğduğu anlamına gelir. Cayma parasını veren sözleşmeden dönmesi halinde sadece verdiği miktarı karşı tarafa bırakırken, cayma parasını alan sözleşmeden dönerse aldığı miktarın iki katını karşı tarafa geri vermekle yükümlüdür. Her ne kadar TBK m. 178’de açıkça yer almasa da 177. maddede bağlanma parası için düzenlenen 2. fıkranın kıyasen cayma parası için de uygulanabileceği ve dolayısıyla cayma hakkının kullanılabileceği makul süre geçince bu bedelin, aynı bağlanma parasında olduğu gibi, cayma parasını alanın alacağından mahsup edilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

“(…) tarafların imzası bulunan tarihsiz belgede “taraflardan kiracının zamanında kirayı getirmezse ve tek taraflı anlaşmayı feshederse verdiği kaporayı geri alamayacağı, mal sahibinin ise anlaşmayı tek taraflı feshederse aldığı kapora miktarı kadar tazminat ödeyeceği” şeklinde ibare mevcut olup …. taraflardan her birinin TBK nun 178. maddesinde kararlaştırıldığı gibi cayma parası karşılığında sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunun ve davaya konu edilen kapora bedelinin cayma cezası olarak kararlaştırıldığının kabulü gerekir.”
(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E: 2017/2060, K: 2017/8732, T: 31.05.2017)

Geçerli sözleşmeler açısından madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; kapora cayma parası niteliğinde verilmişse, ani edimli sözleşmelerde asli edimlerin ifasından önce, sürekli edimli sözleşmelerde ise herhangi bir zaman dilimi içerisinde sözleşmeden dönülmesi halinde kural olarak iade söz konusu olmaz. Fakat sözleşmenin geçerli olarak kurulmaması halinde (örneğin resmi şekilde yapılması gerekirken adi şekilde yapılması halinde) ise cayma parasının her halükarda tamamen iadesi gerekecek veya cayma parasını alan taraf cayma parasının iki katı kadarını iade etmekle yükümlü olmayacaktır.

“taşınmaz satışına ilişkin taraflar arasında yapılan sözleşmenin resmi şekilde yapılmamış olması nedeniyle hükümsüz olup, akdi yapanlardan biri tarafından diğerine ödenenin pey akçesi veya cayma akçesinin ceza şartı gibi borcu kuvvetlendirmeye yarayan fer’i şart olup, esas akit geçerli olmazsa fer’i şartın da geçerli olmayacağı, geçerli olmayan akit dolayısıyla ödenmiş bulunan pey akçesinin veya cayma akçesinin geri verilmesinin sebepsiz mal edinmeye ilişkin hükümler gereğince istenebileceği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. SONUÇ: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA…” 
(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E: 2015/1769, K: 2015/17126, T: 17.12.2015)

Yukarıda sözleşmenin kurulması esnasında verilen paranın (kaporanın) hukuki niteliğinin nasıl ayırt edilebileceği ve kapora mahiyetinde farklı türdeki bedellerin nasıl sonuçlar doğuracağı cayma parası ile bağlanma parası arasındaki farklara ve benzerliklere dayanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Sözleşme özgürlüğü ve şekil serbestisi kapsamında her sözleşmenin farklı hüküm ve niteliklere sahip olduğu göz önünde bulundurularak sözleşmenin bir uzmana danışılarak incelenmesi, içeriği ve doğurduğu sonuçlar hakkında uzmandan bilgi alınması tavsiyelerimiz dahilindedir.

Stj. Av. Dilara AÇIKEL & Av. Bilge İŞ & Av. Selçuk ENER

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.