June 3, 2021 admin

SABIKASI BULUNMAYAN SANIK HAKKINDA TAKDİRİ İNDİRİM HÜKÜMLERİNİN UYGULANMAMASI BOZMA NEDENİDİR.

Yargıtay 16. CD, E: 2019/3290, K: 2021/1422, T: 17.02.2021

Mahkemesi : Ceza Dairesi

Suç : Silahlı terör örgütü yönetme, Silahlı terör örgütü üyeliği

Hüküm :

1- Sanık … hakkında; TCK’nın 314/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9-6-7, 5275 sayılı CGTİHK’nın 108/4, TCK’nın 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet,

2- Sanık …, …, …, …, …, … ve …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …, …, …, …, …, …, …, … hakkında; TCK’nın 314/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9-6-7, 5275 sayılı CGTİHK’nın 108/4, TCK’nın 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;

Her ne kadar tebliğnamede sanıklar arasında …’nun adı yazılmış ise de; adı geçen sanık hakkındaki hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16 – 2019/118211 sayılı tebliğnamesi ve 16- 2019/23800 sayılı ek tebliğnamesi ile Dairemizin 2020/625 Esas sayılı dosyasında incelendiği anlaşılmıştır.

Temyiz edenlerin sıfatları, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Sanıklar ve sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi gereğince REDDİNE,

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

I- Sanıklar …, …, …, … ve … hakkındaki hükümlerin incelenmesinde;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı

ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve sanık müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;

Örgüt yönetici olduğuna karar verilen sanık ile örgüt üyesi olduğuna karar verilen sanıklar hakkında doğrudan TCK’nın 58/9. maddesi uyarınca tekerrür uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, anılan maddenin atıf maddesi olarak belirtilmesiyle yazılı şekilde TCK’nın 58/6, 7 maddeleri ile 5275 sayılı Kanunun 108/4. maddesi gereğince hüküm tesisi,

Kanuna aykırı, sanıklar ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 303. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerin tekerrür uygulamasına dair kısmından “delaletiyle 58/6,7 maddesi” ve “5237 sayılı TCK’nın 58/6 ve 7 maddesi ve 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108/4 maddesi gereğince cezanın infazından sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ibarelerinin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

II- Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkındaki hükümlerin incelenmesinde;

A) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkındaki hükümler yönünden;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkındaki hükümler bakımından;

Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanıkların kasta dayalı kusurlarının ağırlığı, güttükleri amaç ve saikleri de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun şekilde makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde fazla cezaya hükmedilmesi,

2- Sanıklar … ve … hakkındaki hükümler bakımından;

Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden geçmişte hakkında herhangi bir suç kaydı ve sabıkası bulunmayan, dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı da tespit edilemeyen sanıklar hakkında yazılı şekilde ve yeterli olmayan gerekçe ile TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

3- Sanıklar … ve … hakkındaki hükümler bakımından;

a) Sanık …’ın 20.11.2017 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesinde verdiği dilekçesinde ve müteaddit defalar verdiği dilekçelerinde etkin pişmanlık kapsamında beyanlarda bulunduğunu, bu kapsamda 04.12.2018 tarihinde Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/879 sayılı soruşturmasında ifade verdiğini ve bildiklerini anlattığını belirtmiş olması; sanık …’ın da temyiz aşamasında verdiği dilekçelerinde etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini beyan ederek bir kısım bilgiler vermiş olması karşısında, sanık …’ın mezkur soruşturma dosyasındaki ifadesi getirtilip, her iki sanığın da beyanlarının niteliği nazara alınarak, TCK’nın 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin sonuçları hatırlatılıp gerekirse etraflıca yeniden beyanları alınmak suretiyle verdikleri bilgilerin örgütte kaldıkları süre, konum ve faaliyetlerine uygun faydalı bilgiler olup olmadığı değerlendirilerek haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,

b) Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanıkların kasta dayalı kusurlarının ağırlığı, güttükleri amaç ve saikleri de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun şekilde makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde fazla cezaya hükmedilmesi,

4- (A) numaralı başlıkta adları yazılı tüm sanıklar yönünden;

Örgüt mensubu olduklarına karar verilen sanıklar hakkında doğrudan TCK’nın 58/9. maddesi uyarınca tekerrür uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, anılan maddenin atıf maddesi olarak belirtilmesiyle yazılı şekilde TCK’nın 58/6, 7 maddeleri ile 5275 sayılı Kanunun 108/4. maddesi gereğince hüküm tesisi,

B) Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkındaki hükümler yönünden;

1- Sanıklar … ve … hakkındaki hükümler bakımından;

CMK’nın “Duruşmada hazır bulunacaklar” kenar başlıklı 188/1. maddesinde; “Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve kanunun zorunlu müdafiiliği kabul ettiği hallerde müdafiinin hazır bulanması şarttır. Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir” denilmek suretiyle duruşmada hazır bulunması gerekenler gösterilirken “zorunlu müdafii” de mahkeme heyetinden sayılmış ve mazereti olmaksızın duruşmayı terk etmesi hali dışında duruşmaya devam edilmemesi gerektiği hükme bağlanmıştır. CMK’nın 289. maddesinin 1-a ve e bendlerinde de “mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması ile Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması” hukuka kesin aykırılık halleri içinde sayılmıştır.

Mezkur kanun maddeleri doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde;

Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan sanıkların kovuşturma aşamasında sorguları yapılırken müdafileri bulunmasına ve sanıklara CMK’nın 147. maddesi uyarınca hakları hatırlatılmış olmasına rağmen sanıkların sorgusunun yapıldığı celseden sonra sanık … Işık’ın müdafisinin tutuklanmış olması, sanık …’in müdafisinin de 27.07.2016 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekildiğini bildirerek duruşmaya katılmadıkları anlaşılmakla; adı geçen sanıkların müdafilerinin CMK’nın 188/1 maddesi gereğince mazeretsiz olarak duruşmalara katılmama ya da duruşmayı terk etme hallerinin söz konusu olmadığından, Anayasanın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma hakkının zorunlu sonucu olarak sanıklara müdafi seçme hakları hatırlatılarak ve talep etmeleri halinde müdafi görevlendirilmesi yapılması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla hüküm kurulması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,

2- Sanık … hakkındaki hüküm bakımından;

Silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair her türlü kuşkudan uzak delil bulunmayan sanığın oluşa, dosya kapsamına ve kabule göre eylem ve faaliyetlerinin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

3- Sanık … hakkındaki hüküm bakımından;

a) Tüm dosya kapsamına göre, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair her türlü kuşkudan uzak delil bulunmayan sanığın örgütsel faaliyet olarak kabul edilen eylemlerinin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, ancak sanığın istikrarlı savunmaları ile mahkemenin de kabule esas aldığı BankAsya’ya para yatırma işlemi göz önünde bulundurulduğunda, savunmalarının da denetlenmesi bakımından dosya kapsamında bulunduğu anlaşılan iltisaklı banka ve diğer bankalardaki hesap hareketleri ve kayıtlarının konusunda uzman bilirkişiye tevdii ile mutad hesap hareketleri dışında örgüt liderinin talimatları doğrultusunda, talimat tarihleri ve sonrasında para yatırma ya da sair bankacılık hizmetlerinin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesinden sonra, sonucuna göre terör örgütü ile iltisaklı bankada gerçekleştirdiği hesap hareketlerinin örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılarak hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

b) Yukarıda yazılı olan “a” nolu bozma sebebi sonucuna göre sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde ise; sanığın temyiz aşamasında verdiği dilekçelerinde etkin pişmanlık kapsamında beyanlarda bulunarak bir kısım bilgiler vermiş olması karşısında, sanığın beyanlarının niteliği nazara alınıp, TCK’nın 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin sonuçları hatırlatılarak gerekirse yeniden beyanları alınmak suretiyle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,

4- … hakkındaki hüküm bakımından;

BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği, örgüt talimatı doğrultusunda, örgüte yarar sağlamak amacıyla hesap açma ve para yatırma işlemlerinin yapıldığının ortaya konulması gerekliliği dikkate alınarak;

Dosya kapsamına göre silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair her türlü kuşkudan uzak delil bulunmayan sanığın savunmalarının doğruluğunun tesbiti açısından diğer bankalardaki hesaplarının ve hesap hareketlerinin araştırılarak, varsa buna ilişkin belgelerin dosya içerisine getirtilmesi sağlanarak, savunmalarının denetlenmesi bakımından temin edilen banka hesap kayıtlarının konusunda uzman bilirkişiye tevdii ile mutad hesap hareketleri dışında örgüt liderinin talimatları doğrultusunda, talimat tarihleri ve sonrasında para yatırma ya da sair bankacılık hizmetlerinin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesinden sonra, terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de gerçekleştirdikleri hesap hareketlerinin örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılarak hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,

5- Sanıklar … ve … hakkındaki hükümler bakımından;

Tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanıkların örgütle organik bir bağ içine girip süreklilik,çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerde bulunduklarına ilişkin her türlü şüpheden uzak mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı; dosyaya yansıyan ve örgütsel faaliyet olarak kabul edilen hareketlerinin ise, örgüt hiyerarşisine dahil olduklarını gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermeyip, sempati düzeyinde olduğu gözetilmeden atılı suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

6- (B) numaralı başlıkta adları belirtilen tüm sanıklar bakımından kabul ve uygulamaya göre de;

a) Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanıkların kasta dayalı kusurlarının ağırlığı, güttükleri amaç ve saikleri de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun şekilde makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde fazla cezaya hükmedilmesi,

b) Örgüt mensubu olduklarına karar verilen sanıklar hakkında doğrudan TCK’nın 58/9. maddesi uyarınca tekerrür uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, anılan maddenin atıf maddesi olarak belirtilmesiyle yazılı şekilde TCK’nın 58/6, 7 maddeleri ile 5275 sayılı Kanunun 108/4. maddesi gereğince hüküm tesisi,

Kanuna aykırı, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, tutuklu sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süre, bozma nedenleri ile mevcut delil durumları gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tagged: , , , , , , , , ,

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.