August 16, 2021 admin

DİNLEME KARARININ ALINDIĞI SUÇ DIŞINDA, TESADÜFEN BAŞKA SUÇUN İŞLENDİĞİ ÖĞRENİLİRSE, BU TAPELER DELİL OLARAK KULLANILAMAZ

Yargıtay 7. CD, E: 2021/3364, K: 2021/7164, T: 01.06.2021

MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 sayılı Yasaya aykırılık, 5607 sayılı Yasaya aykırılık, Suç Üstlenme
HÜKÜM : Hükümlülük, sanıklar …, … ve … haklarında erteleme, sanık … ve suça sürüklenen çocuk … haklarında HAGB; sanık … hakkında 28/04/2010 tarihli eylemden, sanık … hakkında 24/03/2010 ve 28/04/2010 tarihli eylemlerden beraatlerine; sanık … hakkında dava tefrik edildiğinden hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına; müsadere, … ve … plakalı araçların sahiplerine iadesine

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I.Katılan … İdaresi vekilinin 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmayan Gümrük İdaresi vekilinin vaki temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
II.Katılan … İdaresi vekilinin suça sürüklenen çocuk … ve sanık … hakkındaki karara yönelik temyiz talebi ile sanık … müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;

5271 sayılı CMK’nun 231/12 madde fıkrası uyarınca suça sürüklenen çocuk … ve sanık … hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yasa yoluna başvurulması mümkün olup, kararın temyizi olanaklı bulunmadığından temyiz dilekçesi itiraz mahiyetinde kabul edilerek, gereği mahallinde itiraz merciince değerlendirilmek üzere, sanık … hakkında ise celse arasında tefrik kararı verilmesi nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar temyizi kabil kararlardan olmadığından dosyanın incelenmeksizin iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,

III.Sanık … hakkında 28.04.2010 tarihli eylem, sanık … hakkında 24.03.2010 ve 28.04.2010 tarihli eylemler nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen beraat kararlarına yönelik katılan … vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;

28.04.2010 tarihli eylem için iştirak halinde işlendiği iddiası kamu davası açıldığı, sanıklar …, …, … hakkında verilen mahkumiyet kararları sanık … hakkındaki dava zamanaşımını kestiğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

IV.Sanık … hakkında 24.03.2010, 19.08.2010, 22.09.2010, 28.03.2011 tarihli eylemler nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafiinin, sanık … hakkında 26.03.2010 tarihli eylem nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık … müdafiinin, sanık … hakkında 03.04.2010 tarihli eylem nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararına yönelik sanığın, sanık … hakkında 03.04.2010 ve 23.04.2010 tarihli eylemler nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafiinin, sanık … hakkında 23.04.2010 tarihli eylem nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafiinin, sanık … hakkında 28.04.2010 tarihli eylem nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafiinin, sanık … hakkında 28.04.2010, 08.01.2011, 28.03.2011 tarihli eylemler nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafiinin, sanık … hakkında 28.04.2010 tarihli eylem nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafiinin, sanık … hakkında 03.05.2010 tarihli eylem nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararına yönelik sanığın, sanık … hakkında 22.05.2010, 04.06.2010 tarihli eylemler nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanığın, sanık … hakkında 04.06.2010, birleşen dosyada 06.06.2010 tarihli eylemler nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafiinin, sanık … hakkında 04.06.2010, birleşen dosyada 06.06.2010 tarihli eylemler nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafiinin, sanık … hakkında 19.08.2010 tarihli eylem nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararına yönelik sanığın, sanık … hakkında 08.01.2011, 28.03.2011 tarihli eylemler nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafiinin, sanık … hakkında 07.10.2010 tarihli eylem nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararına yönelik sanığın, sanık … hakkında 04.06.2010 tarihli eylem nedeniyle 4733 sayılı Yasa uyarınca verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;

İletişimin tespiti, kayda alınması, dinlenmesi ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesiyle ilgili 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesindeki iletişim tespiti karar tarihinde yürürlükte olan düzenleme;

“Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet Savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.”
Şeklinde olup, yine aynı maddenin 6. fıkrası da,
“Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerin ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir,

a)Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (Madde 79, 80),
2. Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83),
3. İşkence (Madde 94, 95),
4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, Madde 102),
5. Çoçukların cinsel istismarı (Madde 103),
6. Uyuşturucu veya uyarınca Madde imal ve ticareti (Madde 188),
7. Parada sahtecilik (Madde 197),
8. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç Madde 220),
9. Fuhuş (Madde 227, fıkra 3)
10. İhaleye fesat karıştırma (Madde 235),
11. Rüşvet (Madde 252),
12. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (Madde 282),
13. Silahlı örgüt (Madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (Madde 315),
14. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (Madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları,
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde 12 ) suçları,
c) Bankalar kanunun 22 nci Maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar.
Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.” biçimindedir.

Anılan yasal düzenlemeler ışığında bir suç soruşturması nedeni ile dinleme kararı alınabilmesi için suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmamasının gerekli olduğu gibi, aynı zamanda soruşturması yapılan suçların da 6. fıkrada düzenlenen suçlardan olması gerekmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/10-283 esas 2013/599 karar ve 10.12.2013 tarihli kararında da, “İfade alma ve sorgunun 5271 sayılı CMK’nun 148. maddesinde sayılan şekillerde yapılması, tanıklıktan çekinme hakkı olan kişiye bu hakkının hatırlatılmaması delil elde etme yasaklarına; duruşmada tanıklıktan çekinen tanığın önceki İfadesinin okunamaması, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı kanunun 135. maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir.” şeklinde belirtilen yasak delil niteliğinde olan kanıtların hükme esas alınamayacağı ifade edilmiştir.

Yine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 138. maddesinin 2. fıkrasında “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.” hükmünün yer aldığı,

Dosya kapsamında alınan dinleme kararları incelendiğinde kararlarda yüklenen suçun suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu olarak gösterildiği, böylece sanıklarının tapelere yansıyan görüşmelerinin tesadüfen elde edilen delil olarak değerlendirilmesi gerektiği, sanıklara atılı eylemlerin suç tarihleri ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi aykırılık suçunu oluşturduğu, sanıkların suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, bu suçun da katalog suçlar arasında da bulunmaması karşısında tapelerin tesadüfen elde edilen delil olarak da kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu suretle adı geçen sanıklar yönüyle iletişimin tespiti tutanaklarının delil olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, sanıkların üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri yönündeki savunmalarının aksine suça iştirak ettiklerine ilişkin cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanık … müdafiinin, sanık … ve müdafiinin, sanık …’ün, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin,sanık …’ın, sanık …’ın, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık …’nın, sanık … müdafiinin, sanık …’ın, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

V.Sanıklar … hakkında 23.04.2010 tarihli, sanık … hakkında birleşen dosyada 26.04.2011 tarihli, sanık … hakkında 22.05.2010 ve 11.06.2010 tarihli, sanık … hakkında birleşen dosyada 26.12.2010 tarihli, sanık … hakkında 22.09.2010 tarihli, sanık … hakkında 28.06.2011 tarihli, sanık … hakkında 08.01.2011 tarihli eylem nedeniyle 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık …’ın, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık …’ın ve katılan … vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;

Katılan vekilinin temyiz talebinin vekalet ücretine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

1-Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eyleminin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,

Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,

Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10 maddeleri gereğince uygulama yapılması ve aynı Yasanın 3/22 ve 5/2 maddelerinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilip somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,

2-Suçtan doğrudan zarar gören ve davaya katılan … lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,

Yasaya aykırı, sanık …’ın, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

VI.Sanıklar …, …, … ve … hakkında 28.06.2011 tarihli eylemleri nedeniyle haklarında 5607 sayılı ve 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar …, …, … müdafiilerinin, sanık …’ın ve katılan … İdaresi vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Sanıkların eyleminin suç tarihi itibariyle ele geçirilen kaçak sigaralar yönünden 4733 sayılı Yasanın 8/4, kaçak çay ve kahve yönünden ise 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağı ve ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği ancak; 11.04.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasalar ile değişik 5607 sayılı Yasa hükümleri ile 5237 sayılı TCK’nun 44. maddesinde düzenlenen “fikri içtima” hükümleri gereğince her iki eylemin tek suç kapsamında olacağı, buna göre eylemin kül halinde suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında olduğu ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,

Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,

Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2 maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, … müdafiilerinin, sanık …’ın ve katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

VII.Sanık … hakkında 31.12.2010 tarihli, sanık … hakkında 14.04.2010 tarihli eylem nedeniyle 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık … ve müdafiinin, katılan … İdaresi vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;

1-Sanık … hakkında iki farklı suç tarihli eylem hakkında dava açıldığı halde savunmasının yalnızca 26.03.2010 tarihli olaya yönelik alınması, 31.12.2010 tarihli olaya yönelik sanığın savunmasının bulunmaması,

2-31.12.2010 tarihli eylemde ele geçen eşya 1950 adet kaçak hap olduğu, 14.04.2010 tarihli eylemde dava konusu eşya kaçak parfüm olduğu halde, hükmün gerekçesinde kabul kısmında eşyanın hap, parfüm ve çay olduğu belirtilmesi suretiyle hükmün karıştırılması,

3-Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,

4-28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesinde yapılan değişiklik öncesi anılan maddede öngörülen hapis cezası üst haddinin 2 yıl olduğu gözetilerek;

Anayasa Mahkemesi’nin 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Yasanın 24. maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı CMK’nun 251/1. maddesinde hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Yasanın geçici 5/1-d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021
tarihli, 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarih ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibariyle hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Yasanın 31. maddesiyle eklenen Geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, TCK’nun 7. ve CMK’nun 251. maddeleri uyarınca sanıkların eyleminin “basit yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

5-Suçtan doğrudan zarar gören ve davaya katılan … İdaresi lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık … ve müdafii ile katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

VIII.Sanıklar …, … ve … hakkında suç üstlenme ve suç üstlenmeye azmettirme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;

5607 sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince kaçakçılık suçuyla birlikte işlenen sahtecilik suçu dışında, kaçakçılık suçundan açılan davaların başka suçlardan dolayı açılan davalarla birlikte görülemeyeceği hususu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 01.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tagged: , , , , , , , ,

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.