September 22, 2021 admin

TASFİYE MEMURUNUN SORUMLU TUTULABİLMESİ İÇİN KUSURU OLMALIDIR

Yargıtay Kararı – 11. HD., E. 2016/14184 K. 2018/5715 T. 26.9.2018

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen …/05/2016 tarih ve 2015/207-2016/481 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili ve davalı tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, … …. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/738 sayılı ve …/02/2009 tarihli kararı ile … Zirai Ürünler Ltd Şti’nin fesih ve tasfiyesine ve tasfiye memuru olarak da davalı …’un atanmasına karar verildiğini, davacının şirket ortağı olduğunu, davalı tasfiye memurunun görevini gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklı olarak yapılandırılan vergi borçlarının zamanında ödenmediğini, müvekkilinin vergi dairesine ödemede bulunduğunu ileri sürerek alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı …, tasfiye memuru olarak üzerine düşen görevi yerine getirdiğini, davacının şirket ortağı olarak müvekkiline sürekli zorluk çıkardığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalının tasfiye memuru olarak atandığı … Zirai Ürünler İnş. Ltd. Şti’ndeki görevinin ….08.2011 tarihinde kesinleştiği, tasfiye halindeki şirketin 6111 sayılı Yasa’nın … ve geçici …. maddeleri kapsamında vergi borçlarının yapılandırılmasına gittiği, ilk taksidinin 30.06.2011 tarihinde şirket ortağı tarafından ödendiği, Temmuz 2011 taksidinin 30.08.2011 tarihinde kadar tasfiye memuru davalı tarafından ödenmesi gerekirken ödenmediği, bu haliyle tasfiye memurunun görevini ihmal ederek şirketin yapılandırma hakkını kaybettiği, ….675,… TL toplam vergi borcunun ödenmesi gerekirken yapılandırma hakkını kaybettiğinden ….590,50 TL ödenmek zorunda kaldığı, dolayısıyla davalının tasfiye memuru olarak atandığı şirketi 5.913,37 TL zarara uğrattığı ve oluşan zarardan da … m. 553. maddesi uyarında şahsi sorumluluğu oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının … …. İcra Dairesinin 2014/17370 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, 5.913,37 TL üzerinden takibin devamına, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, tasfiye memurunun sorumluluğuna dayalı olup davada varlığı ileri sürülen “doğrudan zararın” doğduğu tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun’un 644/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanunun 553. maddesinin uygulanmasını gerektirmektedir. Anılan maddede 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle sorumluluğun kusura dayandığı belirtilmiş, keza madde metninden ispat yükü ile ilgili ibareler çıkarılmıştır. Şu halde, işbu davada davacı yan, davalı tasfiye memurunun görevini icrası sırasında, davadışı tasfiye halindeki şirketin yapılandırılmış vergi borcuna ilişkin ödenmesi gereken 30.7.2011 tarihli ikinci taksidin ve müteakip taksitlerin ödenmemesinde kusurlu olduğunu ve sonuçta bu vergi borçlarının kendisi tarafından ödenmesi nedeniyle zarara uğradığını ispatlamakla yükümlüdür. Davacı yan, tasfiye halindeki şirketin TCMB’de likit alacağının bulunduğunu, keyfiyeti tasfiye memuruna bildirmelerine rağmen vergi borçlarının bu kaynaktan ödenmesi olanağı varken ödenmediğini ileri sürmüş olup gerçekten de, dava dilekçesine ekli olarak sunulan ve TCMB tarafından düzenlenen 28.1.2008 tarihli hakediş belgesinde şirketin anılan bankada bir miktar bakiye alacağının bulunduğu belirtilmektedir. Davalı yan, söz konusu belgenin göreve başlamasından önceki bir tarihte düzenlenmiş olduğunu, hal itibariyle cüz’i bir tutara iliştiğini ve mahsup işlemi için TCMB’ye başvurmuş olmasına rağmen sonuç alınamadığını savunmuştur. Bu durumda davanın çözümü, şirketin geçmiş dönem vergi borçlarına ilişkin yapılandırma taksitlerinin ödenmesi gereken tarihlerde, borçları ödeme kabiliyetinin bulunup bulunmadığının anlaşılması ile mümkün olup mahkemece bu konuda hiçbir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, doğrudan taksitlerin ödenmediğinden bahisle davalı tasfiye memurunun sorumlu olduğuna kanaat getirilmesi yerinde değildir.

Öte yandan, şirketin vergi borçlarının ödenmesi gereken tarihlerde ileri sürüldüğü gibi likit varlığının bulunduğu saptandığı takdirde, davalı yanın bu yönde TCMB’ye yaptığı başvurunun olumlu sonuçlanmamasında kendisine izafe edilecek bir kusurun bulunup bulunmadığı hususunun da değerlendirilmesi gerekirken gerek alınan bilirkişi raporunda ve gerekse de yerel mahkeme kararında da bu yönde herhangi bir unsur bulunmamaktadır.

Keza, bu cihette bir likiditenin varlığı saptandığı takdirde, şirketin sonuçta yapılandırılan vergi borçlarının tahakkuk ettiği dönemde de bu likiditenin var olup olmadığı, olması halinde davadışı şirketin eski müdürü olduğu anlaşılan davacının, likidite varlığına rağmen vergi borçlarını ödeyip ödemediği, bu anlamda VUK’nın …. maddesi kapsamında bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, şirkete ait vergi borcunun ortaklardan tahsili konusunda Vergi Dairesince 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi çerçevesinde bir takibat yapılıp yapılmadığı, davacının ödemesinin bu takibata bağlı olup olmadığı, böyle bir takibatın varlığı halinde ise yine davacının Vergi Dairesinin bu yöndeki işlemine karşı hukuksal haklarını kullanıp kullanmadığı, davalı tasfiye memurunun göreve başlamasını müteakip şirkete ait defter ve belgeler ile demirbaşların kendisine teslimi konusunda davacının herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığı, bunun davalının sorumluluğuna, davacının varlığını ileri sürdüğü zarara ve bunun sonucu hükmedilecek tazminata etkisi olup olmayacağı hususlarında TBK’nın 52. maddesi çerçevesinde bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davalı yanın temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

…- Bozma sebep ve şekline göre davacı yanın temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: YukarIda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı yanın temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA; (…) nolu bentte açıklanan nedenle davacı yanın temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, …/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tagged: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.