ALACAKLI LEHİNE TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ BORÇLUNUN KÖTÜ NİYETLİ OLMASI ŞARTINA BAĞLI DEĞİLDİR

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/2356 K. 2015/11450 T. 24.12.2015

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, davacı kiracı tarafından davalı kiraya veren aleyhine açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.

2-) Davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarına gelince:

Taraflar arasında 10.06.2012 başlangıç tarihli 18 ay süreli aylık 2000 TL bedelli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralananın işyeri olduğu, kira bedelinin ait olduğu ayın ilk 5 gününde ve peşin olarak ödeneceği, bir kira ödenmediği takdirde gelecek kiraların muaccel hale geleceği kararlaştırılmıştır. Davacı kiracı tarafından açılan dava ile kiralananın 10.09.2012 tarihinde tahliye edildiği belirtilerek, davalı kiraya veren tarafından, 2013 yılı Şubat ayı ila 2013 yılı Aralık ayı arasındaki kira alacakları toplamı 22.000 TL kira alacağının tahsili için İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2013/10418 sayılı dosyasında başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kiralayan vekili ise kiralananın ve anahtarlarının teslim edilmediğini savunarak davanın reddine ve davacının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş olup hükmün gerekçesinde ise davacının kötü niyetli olduğu sabit olmadığından davacıya kötü niyet tazminatı yükletilmediği belirtilmiştir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3-4. maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, ancak, borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağı, hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Takip konusu alacak kira alacağı olup, yazılı kira sözleşmesinde aylık kira bedeli ve ödeme zamanı açıkça belirtilmiştir. Öte yandan mahkemece davacının talebi üzerine icra dosyasına yatacak olan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı da verildiği görülmüştür. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemede alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi, borçlunun kötüniyetli olması şartına bağlanmamıştır. Bu nedenlerle davalı kiraya veren lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine 24.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.