SANIĞIN ,EVE YERLEŞTİRDİĞİ CİHAZ İLE KENDİSİNİ ALDATTIĞINDAN ŞÜPHELENDİĞİ EŞİNİN TELEFON KONUŞMASINI KAYDETTİĞİ OLAYDA, SANIĞIN AÇTIĞI BOŞANMA DAVASINDAKİ İDDİALARINI İSPATLAMA AMACINI TAŞIYAN EYLEMİNDE, HUKUKA AYKIRI HAREKET ETME BİLİNCİ YOKTUR.

Yargıtay 12. C.D., E: 2018/8131, K: 2019/4463, T: 03/04/2019

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : Hakaret, haberleşmenin gizliliğini ihlal

Hüküm : 1-Hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair

2-Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan beraat

Hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hükümler, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinin içeriğinden temyiz itirazının, vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 gün ve 2011/5-137 Esas, 2013/58 sayılı kararında da belirtildiği üzere, aynı davada yargılandığı hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan beraate, kasten yaralama suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık hakkında müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat edilen suç nedeniyle avukatlık ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Dosya kapsamına göre; sanığın, eve yerleştirdiği ses kayıt cihazı ile kendisi aldattığından şüphelendiği eşi katılanın telefon konuşmasını kaydettiği ve katılanı konuştuğu kişi olan tanıkla yüzleştirdiği sırada katılanın kendisini aldatmasından duyduğu öfke ile katılana hakaret ettiği iddia edilen olayda;

Katılanın tarafı olduğu haberleşme içeriklerini üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, katılan aleyhine açtığı boşanma davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı ve katılanın kendisini aldatmasına tepki olarak atılı hakaret suçunu işlediği gözetildiğinde yerel mahkemenin beraate ve ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılama sonunda, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu ve eylemin haksız bir fiile tepki olarak işlenildiği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, sanık müdafiinin vekalet ücreti ödenmesi gerektiğine ilişkin, katılan vekilinin sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve beraat hükmü kurulurken, uygulanan Kanun ve maddelerinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan “BERAATİNE,” ibaresinden önce gelmek üzere, hüküm fıkrasına “CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince” hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan “CEZA TERTİBİNE YER OLMADIĞINA” ibaresinden önce “CMK’nın 223/4-d maddesi gereğince” ibarelerinin yazılması ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ADLİ ARAMA VE ÖNLEME ARAMASI ARASINDAKİ FARK

 ADLİ ARAMA VE ÖNLEME ARAMASI ARASINDAKİ FARK

Arama, hukuki açıdan saklanan sanığın yakalanması, suç belgelerinin ele geçirilmesi ya da zor alımı gereken şeylere el konulması için kolluk güçlerince yapılan araştırma işlemi şeklinde tanımlanmaktadır.

Adli arama ve önleme araması olmak üzere 2 şekilde gerçekleştirilmektedir. Ortada suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair herhangi bir ihbar ya da şüphe uyandırıcı delil bulunmaması hallerinde, PVSK’ nın 9. Maddesine göre kolluk kuvvetleri önleme araması yapabilmektedir: “Polis, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla usulüne göre verilmiş sulh ceza hakiminin kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin vereceği yazılı emirle; kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kağıtlarını ve eşyasını arar; alınması gereken tedbirleri alır, suç delillerini koruma altına alarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre gerekli işlemleri yapar. Arama talep yazısında, arama için makul sebeplerin oluştuğunun gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir.” Maddede belirtildiği üzere; bu aramanın kapsamı kişilerin üstleri, araçları, özel kağıtları ve eşyası ile sınırlandırılmıştır. Arama en kısa zaman içinde sonuçlandırılmalı ve arama yapacak kişi aranılacak kişi ile aynı cinsiyette olması gerekmektedir.

Önleme araması, suç ortaya çıkmadan, suçu engellemeye yönelik yapılan arama iken; adli arama ise; ortada suç işlendiğine dair bir ihbar veya basit şüphe mevcut iken yapılan aramadır. Nitekim CMK’nın 116. Maddesi “Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.” şeklinde adli aramanın tanımını ve kapsamını belirtmiştir. Aynı zamanda önleme araması ile temel farklar da bu madde metninden anlaşılmaktadır.

Öncelikle önleme aramasında suç belirsiz iken adli aramada suç oluşmuştur yani ortada makul bir şüphe mevcuttur. Ayrıca adli aramanın kapsamı önleme aramasına nazaran daha geniştir. Usulü ise; CMK 119. Maddesinde düzenlenmiştir: “Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.”

Kanunda belirtilmiş usullere uyulmadan yapılan aramalar sonucu el koyulan deliller ise hukuka aykırı delil olarak nitelendirilecek ve delil olarak kullanılamayacaktır.

ENER AVUKATLIK BÜROSU

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.