ÖLÜM HALİNDE ÖLENİN DESTEĞİNDEN YOKSUN KALAN KİŞİLERİN BU SEBEPLE UĞRADIKLARI KAYIPLARIN TAZMİNİ GEREKMEKTEDİR

YARGITAY 21. Hukuk Dairesi Esas No: 2017/3179 Karar No: 2018/7568

DAVA: Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

KARAR

Dosyadaki temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Dava, sigortalının 02.10.2009 tarihli iş kazası sonucu vefatı nedeniyle davacı anne, baba ve kardeşlerin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, Davacı baba Asım’ın maddi tazminat talebinin reddine, Davacı anne İlkay için 36.958,66 TL maddi tazminat ile davacılar Asım ve İlkay için 30.000’er TL, davacılar Erkan ve Soner için 10.000’er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamından; vefat eden sigortalının söz konusu olayda % 20 oranında birleşen kusuru bulunduğu anlaşılmaktadır.

Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde Hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutan adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zararauğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nm gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminatın tutarım belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)

Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı anne ve baba lehine takdir edilen 30000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı az olduğu açıktır.

Mahkemece davacı babaya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gelir bağlanmadığından bahisle destek olgusu ispat edilemediğinden maddi tazminat isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 22/06/2018 tarih 2016/5 E – 2018/6 sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için SGK’dan gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir.

Destekten yoksun kalma tazminatı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinin 3. bendinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır.

İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; “Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır”.

Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır.

Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, sigortalının destek gücünün, ana ve/veya babanın destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir.

Öte yandan; sigortalının iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle ölümü hâlinde ana ve/veya babaya ölüm geliri bağlanabilmesi için 5510 sayılı Kanunun 34/d maddesindeki koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Bu maddeye göre; “Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25’i, oranında aylık bağlanır”.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası veya meslek hastalığı sonucu sigortalının ölümü nedeniyle gelir bağlanması halinde; yapılan ödemeler ve bağlanan gelirin Türk Borçlar Kanununun 55. maddesine göre Kurum tarafından rücu edilebilen kısmı belirlenen destekten yoksun kalma zararından indirilecektir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. maddesi hükmüne göre; “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler”.

Türk Borçlar Kanununun 51. maddesine göre ise; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler”.

Ana ve babaya ölüm geliri bağlanıp bağlanmaması, destek ilişkisinin varlığı yönünden olmasa da tazminatın belirlenmesi noktasında dikkate alınmalıdır. Zira asgari ücretin altında geliri bulunan ve Sosyal Güvenlik Kurumunca gelir bağlanan ana ve/veya babanın destek ihtiyacının bulunduğu ve ölen sigortalının maddi destekte bulunduğunun karine olarak kabulü gerektiği Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.

Kurumca gelir bağlanmayan davacı ana ve/veya babaya sigortalının fiili desteği kanıtlanmadan, sigortalının gelirinden bir bölümünün pay olarak ayrılacağının kabulü, ölenin desteğinden fiilen yararlanan eş ve çocukların destek zararlarının karşılanamaması sonucunu doğurur.

Bakım gücü-bakım ihtiyacı; bu konuda önemli olan, kimlerin yardımcı, kimlerin yardım gören olabilmeye elverişli oldukları değildir; somut olaylar ve belirli kişiler bakımından geleceğe uzanacak ve gelecekte dahi mümkün olabilecek biçimde kimlerin gerçekten yardımcı, kimlerin yardım gören olduklarıdır. Yardımcı (=destek) kavramı, bakım gücünü; yardım gören kavramı ise bakım ihtiyacını gerektirdiğinden, şayet bakım gücü yoksa destekten; bakım ihtiyacı mevcut değilse, yardım görenden söz edilemez. Bundan başka aradaki sıkı ilişki dolayısıyla birinin yokluğu durumunda diğerinin varlığı da düşünülemez. Bu yönden, destekten yoksun kalma davasında davalı taraf, bakım gücü ve bakım ihtiyacının olayda var olmadığını savunabilir. Tazmin alacaklısı sıfatıyla dava açmış olan davacı, yaşam deneyimleri ve olayların olağan yürüyüşü nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmesi durumu söz konusu bulunmadıkça bakım gücünü ve bakım ihtiyacını ispat zorundadır (Mustafa Çenberci, İş Kanunu Şerhi-1978 Ankara, shf 846 ve devamı).

Bu durumda; destekten yoksun kalman zararın belirlenmesinde, ölen sigortalının elde ettiği gelirin miktarına göre destek gücünün kapsamının ne olduğu, sürekli ve düzenli destek olup olmadığı ve davacıların destek ihtiyacının bulunup bulunmadığı varsa bu ihtiyacın ne şekilde karşılandığının dikkate alınması gerekir.

İçtihadı Birleştirme Kararında söz edildiği gibi, bakma kavramı; “Para ve para ile ölçülebilecek bir değer olabileceği gibi bir hizmet ifası ve yahut benzeri yardımlar şeklinde olabilir. Bu nedenle, desteğin yardımının yalnızca parasal nitelikte olması bakım gücünün varlığı için koşul değildir”. Ancak aksi kanıtlanmadıkça, sigortalının ileride yapacağı farazi desteklerden olan; ana ve babasının bakım ihtiyacı ileride gerçekleşirse bakım ihtiyacını gidermek, bazen ziyaret etmek, evlerinde yardım etmek, kendilerine alışveriş yapmak, yemek yapmak vs. gibi destekler hesaplanabilir nitelikte değildir.

Somut olaya gelince; Davacı babaya “her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartını” taşımadığı gerekçesi ile Sosyal Güvenlik Kurumunca ölüm geliri bağlanmadığı açıktır. Türk Borçlar Kanununun 50. maddesi hükmüne göre; ölen sigortalının gelirinden sürekli destekte bulunduğu ileri sürülüp, Türk Borçlar Kanununun 55. maddesine göre maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili bir desteğin varlığı da kanıtlanmamıştır.

Bu durumda; Mahkemece, farazi desteğin karine olduğu kabul edilerek, Türk Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddeleri uyarınca, somut olayın özelliğine göre davacı ana ve/veya babanın birbirlerine desteği ile varsa diğer çocuklarından alabilecekleri destek de dikkate alınarak hakkaniyete uygun makul bir maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması isabetsizdir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, 18.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

SÜREKLİ BAKIMA MUHTAÇ DEĞİLSE 22 YAŞINI GEÇEN KADIN VEYA KIZ ÇOCUĞU DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI ALAMAZ

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/6443 Karar No:2017/10930
K

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davacının desteği …’un sürücüsü olduğu davalı … şirketince … ile sigortalı olan… plakalı araçla Temmuz 2010 tarihinde …-… ilçesinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini; davacının annesi olan …’un ölümü ile desteğinden mahrum kaldığını, bu desteğin mirascılarının davacı ile davacının oğlu … olduğunu, davacı …’nın kaza tarihinde eşinden boşanmış ve bir çocuğu ile annesinin evine sığınmış durumda olduğu için vefat eden …’un davacının desteği olduğunu, zira tüm masraflarının annesi tarafından karşılandığını, … teminat limitinin 2010 yılı için 175.000,00 TL olduğunu, davalı … şirketine 20/01/2011 tarihinde ihbarda bulunduklarını ödeme de yapılmadığı için davalının 04/02/2011 tarihinde temerrüte düştüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla … …’dan şimdilik 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 04/02/2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 11/08/2014 tarihli dilekçesi ile birlikte raporda belirtilen 135.733,71 TL’yi kabul ederek bu miktarı tamamlayacak şekilde davasını ıslah etmiş ve ıslah harcını da aynı tarihte yatırdığı anlaşılmıştır.
Davalı özetle kazanın davacının desteğinin kusurundan kaynaklandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre davanın kabulü ile; 135.733,71 TL destekten yoksun kalma tazminatının 04/02/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine
(davalı … şirketinin poliçe teminat limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 
Davanın konusu trafik kazasından kaynaklı meydana gelen davacının desteğinin vefatı nedeni ile davacının destekten yoksun kalma talebine ilişkin maddi tazminat talebidir.
1-)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Dava, destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, … öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; … öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı kaza tarihinde 29 yaşındadır. Davacı eşinden boşanmış ve bir çocuğu ile birlikte kaza tarihinde desteği olan vefat eden annesi ile birlikte yaşamaktadır. Bilirkişi raporunda takdir mahkemeye bırakılmak ile; eşinden ayrılıp çocuğu ile ailesinin yanına yerleşen bir kadının annesinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği sosyal hayatta da buna benzer pek çok vakıa da dul kadının ve çocuğunun ihtiyaçlarının ailesi tarafından karşılandığı gerekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmıştır. Dosya kapsamında davacının, desteği olan ve kazada vefat eden davacının annesinin sürekli bakımına muhtaç olduğuna dair(engelli vs olduğunu gösteren) bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu durumda desteğin kızı olan davacının desteğinden alacağı destek 22 yaşında sona ereceğinden davacı yönünden destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3-)Kabule göre de; davacının desteğinin sürücüsü olduğu araç hususi araç olup yasal faize hükmedilmesi gerekir iken ticari faize hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 23.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi. 

İŞ KAZASI DURUMUNDA NELER TALEP EDEBİLİRSİNİZ?

 İŞ KAZASI DURUMUNDA NELER TALEP EDEBİLİRSİNİZ?

 

Sürekli iş göremezlik nedir?

Önceki yazımızda anlattığımız geçici iş göremezlik durumunda bulunan sigortalıya sağlanan sağlık yardımı ve tedavi sonucunda, sigortalı çalışma gücünü yeniden kazanamamışsa sürekli iş göremezlikten söz edilir.

 

Sürekli iş göremezlik ödeneği ve yararlanma koşulları nelerdir?

Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu’nca, iş kazası veya meslek hastalığı sebebiyle meslekte kazanma gücü en az %10 azalmış olan sigortalı, sürekli iş göremezlik ödeneğine hak kazanır. Geçici iş göremezlik ödeneğinden farklı olarak; bu ödenekte belli bir sigortalılık süresi, prim ödenen gün sayısı ve yaş faktörleri göz önüne alınmaz.

4/b kapsamında olanlar ile tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların yararlanabilmesi için genel sağlık sigortası da dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması gerekmektedir.

 

Peki, iş kazası geçirmeniz durumunda kimlere hangi davaları açabilirsiniz?

 

Tazminat Davaları

İş kazası geçiren işçi veya işçinin yakınlarının işverene karşı açabileceği maddi ve manevi tazminat davalarıdır. Maddi tazminat davasının konusunu; tedavi giderleri, iş göremezlik sebebiyle oluşan gelir kaybı ve ölümlü kazalarda destekten yoksun kalma tazminatı oluşturmaktadır.

 

Maddi Tazminat Davası

İşçinin en temel hakkı beden, sağlık ve yaşam bütünlüğünün korunmasıdır. Bu çerçevede işveren, gerekli tüm önlemleri almalıdır. İşverenin koruma amaçlı önlemleri almaması veya yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle işçi zarara uğramışsa, işveren bu zararların tazminiyle yükümlüdür. İş kazası meydana gelmesi halinde;

  1. İş kazası sebebiyle işçinin yaptığı tedavi giderleri,
  2. İş kazası sebebiyle belirli bir süre çalışamamaktan doğan zararlar,
  3. İşçinin iş kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik sebebiyle uğradığı gelir kaybı ve
  4. İş kazası sebebiyle ölüm meydana gelmiş ise, ölenin yakınlarının talep edeceği destekten yoksun kalma tazminatı

İş kazası sebebiyle işçilerin açacağı maddi tazminat davalarının konusunu oluşturacaktır. İş kazası sebebiyle SGK tarafından işçiye ödenen ücretler, işverence ödenecek tazminattan mahsup edilecektir.

Zarara uğrayan işçi, taleplerini, sorumlulardan her birinden ya da tamamından müteselsil sorumluluk hükümlerine dayanarak isteyebilir.

 

Manevi Tazminat Davası

Manevi tazminat davasının konusunu, bir haksız fiil sebebiyle ilgili kişilerde oluşan manevi yıpranma oluşturur. İş kazası durumunda, manevi yıpranma, elem, keder, üzüntünün kaynağı iş kazasıdır. Esasen iş kazası eğer işverenin kusurundan ileri gelmemişse, işverenden manevi tazminat talebinde de bulunulamayacaktır. İşvereni manevi tazminat ödeme yükümlülüğü altına sokan, gerekli önlemleri almamış olması sebebiyle bir iş kazasının meydana gelmesi ve bu kaza sebebiyle bir çalışanın vücut bütünlüğünün zarara uğramasıdır. İş kazası geçirmeniz durumunda maddi taleplerinize ilişkin açacağınız davaların yanında işveren ve ilgili diğer kimseler aleyhine manevi tazminat davası da açabileceğinizi unutmayın.

 

İş Kazası Sebebiyle Açılacak Davalarda Yetkili Mahkeme

İş kazası sebebiyle açılacak tazminat davaları, işverenin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi, iş yerinin bulunduğu yer mahkemesi ya da iş kazasının meydana geldiği yer mahkemesinde açılabilir.

 

İş kazaları, İş Hukuku’nu ve Sosyal Güvenlik mevzuatını ilgilendiren ve önemli tazminat taleplerini içinde barındıran davaların konusunu oluşturmaktadır. İş kazası yaşamanız durumunda, mutlaka İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku’nda uzman bir büroyla iletişime geçerek haklarınızı öğrenmeniz, hak kaybı yaşamamanız açısından çok önemlidir.

 

                                                                                                                                        ENER AVUKATLIK BÜROSU

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.