VEKİL VASITASIYLA TAKİP EDİLEN İŞLERDE TEBLİGAT VEKİLE YAPILIR VE VEKİLİN BİRDEN ÇOK OLMASI HALİNDE BUNLARDAN BİRİNE TEBLİGAT YAPILMASI YETERLİ OLUP TEBLİĞİN BİRDEN FAZLA VEKİLE YAPILMIŞ OLMASI HALİNDE DE VEKİLLERDEN İLKİNE YAPILMIŞ OLAN TEBLİĞ TARİHİ ESAS ALINIR.

Yargıtay 22. HD. , E:2014/7510, K: 2014/10740, T:18.12.2014

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ile … Tur. A.Ş. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … Köyü, … mevkiindeki 264 parselin kesinleşen orman sınırı içinde kaldığını ve tapunun iptalini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın (D) harfi ile gösterilen 593 m² ve (C) harfi ile gösterilen 499 m² bölümlerinin tapusunun iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, davacı … Yönetimi ve davalılardan … Tur. A.Ş. tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10/01/2005 tarih ve 2004/7108 E. – 151 K. sayılı kararında “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava, tapu iptali istemi olup, aynı yere ilişkin tapu maliki … Turizm A.Ş.’nin açtığı orman kadastrosunun iptali davasının da bulunuduğu ve aynı gün Dairede temyiz incelemesi yapıldığı anlaşılmakta olup, her iki dosya birbiriyle irtibatlı olduğundan birleştirilerek birlikte görülmesi gerektiği düşünülmediği gibi, davalı yerde 1989 yılından önce orman tahdidi bulunduğu anlaşılmasına rağmen, buna ilişkin tutanaklar da getirtilip denetlenemediğinden, alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak kurulan hüküm yeterli sayılamaz.
Bu nedenle; öncelikle, dosyanın aynı mahkemenin 2003/171-417 sayılı dava dosyası ile H.U.M.K.’nun 45. maddesine göre birleştirilip birlikte görülmesi, yapılan orman kadastro tutanak ve krokilerinin getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.” denilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın arkeolojik sit alanında kaldığı gerekçesiyle mahkemece Hazine davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan ve 2003/171 – 417 esas sayılı dosya eldeki dava dosyası ile birleştirildikten sonra; davanın kabulüne çekişmeli 264 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine 1. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığının yazılmasına, birleşen dosyada davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm dahili davalı Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın kesinleşen 2/B’lik alanda kaldığı iddiasıyla, davalılardan … Tur. A.Ş. tarafından ise orman sayılmayan yerlerden olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline, elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1975 yılında yapılıp komisyonun itirazları incelemesinden sonra 18.12.1978 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra, 1987 yılında yapılıp, 29.03.1989 tarihinde ilân edilen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması mevcuttur.
1) Davalı ve karşı davacı … Tur. A.Ş.’nin temyiz itirazları yönünden;
Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer, tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır (Teb.K.m.11). Davalı ve karşı davacı … Tur. A.Ş. bu davada birden fazla vekille temsil edilmiştir. Vekillerin dosyada vekaletnameleri bulunmaktadır.
Mahkeme hükmü, davalı … Tur. A.Ş vekili Av. … ve Av. …’a ayrı ayrı 27/03/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi göndermesiyle H.U.M.K.’nın 432. maddesinde öngörülen 15 günlük kanunî süre geçirildikten sonra davalı ve karşı davacı vekili Av. … tarafından 08/12/2014 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2) Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı … Yönetimi tarafından çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden oluğu iddiasıyla açılmış olup, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (B) harfiyle işaretli 357,07 m²’lik bölümünün 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu belirlenmiştir. 6831 sayılı Kanunun 2/B uygulaması ile öncesi orman olan yerler, Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığından ve 2/B uygulamasının kesinleşmesi ile mülkiyet Hazineye geçtiğinden, bu bölüme yönelik Orman Yönetiminin davasını reddine karar verilmesi gerekirken, çekişmeli taşınmazın tamamı yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davalılardan Domaniç Tur. A.Ş.’in temyiz dilekçesinin REDDİNE, temyiz harcının istek halinde iadesine,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazının kabulüyle hükmün BOZULMASINA 18/12/2014 günü oy birliği ile karar verildi

DAVA DİLEKÇESİ TEBLİĞ EDİLMEDEN DOSYA ÜZERİNDEN DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLEMEZ

T.C.

Yargıtay

20. Hukuk Dairesi

Esas No:2016/11720

Karar No:2019/412

K. Tarihi:

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, 15/06/2016 havale tarihli dava dilekçesinde … ili, … ilçesi … köyü 358 parsel nolu 3681,81 m2 yüzölçümlü taşınmazın, tapuda davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini, aksi taktirde tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescil olmadığı taktirde tazminat istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı HMK’da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenleme yapılmıştır.Bunlar; …- Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (Madde 118,126-136), 2- Ön inceleme (Madde 137-142), 3- Tahkikat (Madde 143-293), …- Sözlü Yargılama (Madde 184-186) ve 5- Hüküm verilmesi ve tevhimi (madde 294).

6100 sayılı HMK’da tanımlanan sisteme göre mahkemece, dilekçelerin (dava–cevap-cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri) karşılıklı verilmesinden sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirilir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir (Madde 139). Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder (HMK 140/… madde). Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder; bu teşvik özellikle yasak savma ya da kanuni gerekliliğin yerine getirilmesi amacıyla değil, sonuca odaklanmak suretiyle gerçekten tarafların uyuşmazlığı bitirmeleri yönünde teşvik edecek şekilde yapılarak bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder (HMK 140/2 madde). Bu yönde bir kanaat edinmediği takdirde; ön incelemeye devam ederek ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır.Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür (Madde 140/3). Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (Madde 140/5).

Somut olayda mahkemece 24/06/2016 tarihli tensip zaptı düzenlenmiş, dava şartı yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmiş olup, hangi dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiği açıklanmamıştır.

6100 sayılı HMK’nın 114. maddesi uyarınca dava şartları konusunda aynı Kanunun 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden red kararı verilmesi HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturmaktadır.

Bütün bu hükümlerden, dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmeden ve dilekçelerin karşılıklı teatisi aşaması tamamlanmadan red kararı verilemeyeceği, taraflara dava dilekçesinin tebliğ ile savunma hakkı tanınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına temyiz harcının istek halinde iadesine 23/01/2018 günü oy birliği ile karar verildi.

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.