İHTİYARİ ARABULUCULUK SONUNDA ANLAŞMAYA KONU ALACAK KALEMLERİ HAKKINDA DAVA AÇILAMAZ

Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Kararı – Ankara 20. İş Mahkemesi, E. 2019/303 K. 2019/355 T. 27.5.2019

DAVA: Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davacının 27/07/2015 tarihinden itibaren işveren şirkette vinç operatörü olarak çalışmakta iken 19/01/2019 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, ücretlerin eksik yatırıldığını , bazı alacakların ödenmediğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 2.500 TL fazla mesai alacağı, 1.500 TL hafta tatili ücret alacağı, 700 TL resmi dini tatil alacağı, 100 TL kıdem tazminatı alacağı, 100 TL ihbar tazminatı alacağı, 100 TL yıllık ücretli izin alacağının , fazla mesai alacağı, resmi dini tatil alacağı, hafta tatil alacağı ve kıdem tazminatı alacağının en yüksek banka mevduat , ihbar tazminatı ve ücretli izin alacağının adi kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kıdem tazminatına akdin feshi tarihinden , fazla mesai alacağı, hafta tatili , resmi dini tatil alacağı ile ihbar ve ücretli izin alacağına ise ihtarname ile temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı ile müvekkili arasında yürütülen ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşma sağlandığını ve anlaşma belgesi imzalandığını, anlaşmaya konu alacak kalemlerine yönelik dava açılamayacak olması ve dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, dava tarihi itibariyle davaya konu alacakların zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin ise, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

DELİLLER VE GEREKÇE :

Dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;

Davacının 28/03/2019 tarihli dava dilekçesi ile davalı işveren yanında vinç operatörü olarak çalışmakta iken iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek fazla mesai, hafta tatili ücreti , resmi, dini tatil alacağı, kıdem tazminatı alacağı, ihbar tazminatı alacağı, yıllık ücretli izin alacağının faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş ise de ;

Davacı ile davalı şirket arasında 14/01/2019 tarihinde dava ile talep edilen alacaklar hakkında anlaştıklarına dair “Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Anlaşma Belgesi ” düzenledikleri ve taraflarca ve arabulucu tarafından belgenin imzalandığı , bu anlaşma gereğince 21.067,34 TL net bedelin davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/5. Maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağı hükmünün yer aldığı,

Bu hükme rağmen davacının aynı alacaklardan dolayı yeniden arabuluculuğa gidip 11/03/2019 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenleyip yeniden dava açmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşılmış olmakla, 6325 sayılı kanunun 18/5. Maddesi gereğince açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş,

Bu bu gerekçelerle aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere ;

1-Açılan davanın REDDİNE,

2-Alınması gerekli 44,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 85,39 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 40,99 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,

3-Davacı tarafından bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. ‘ne göre hesaplanıp taktir olunan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine,

5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 680,00 TL ‘nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider /delil avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, davacı/vekili ile davalı/vekilinin huzurunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde harç ve masrafları karşılanmış dilekçeyle mahkememize yahut başka yer Nöbetçi İş Mahkemesi’ne başvurularak İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2019

ÜCRETİ ÖDENMEDİĞİ İÇİN SÖZLEŞMESİNİ FESHETMEK İSTEYEN FUTBOLCU 30 GÜN İÇERİSİNDE ÜCRETİNİN ÖDENMESİNE İLİŞKİN BİR İHTARNAME ÇEKMELİDİR

Yargıtay Kararı – 13. HD., E. 2015/33180 K. 2016/9339 T. 4.4.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı futbolcu bir yıllık transfer ücreti olarak 45.000 TL üzerinden anlaşarak davalı futbolcuya aylık asgari ücret ve maç başı primleri dışında 45.000 TL ödeme yapıldığını, davalı futbolcunun birinci sezonun sonunda tek taraflı olarak sözleşmeyi haksız olarak feshederek diğer davalı kulüp ile sözleşme imzaladığını, davalıların öncesinde anlaşarak sözleşmenin feshedildiğinin anlaşıldığını, haksız fesih nedeniyle peşin ödenen 45.000 TL bedelin yarısının iadesi gerektiğini ve davalıların anlaşarak feshe sebep olmaları nedeniyle; sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile, 22.500 TL peşinatın davalı futbolcudan faizi ile tahsiline ve sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararlar karşılığı 20.000 TL maddi tazminatın davalı futbolcudan, 50.000 TL maddi tazminatın davalı kulüpten faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Futbolcu savunmasında, davacının yaptığı 45.000 TL ödemenin 10.000 TL kısmının sözleşme içi peşinat, kalan kısmının ise sözleşme dışı peşinat yani sözleşme imza parası olduğunu, ayrıca sözleşmede yazmadığı halde maç başı ücretinin kararlaştırıldığını, davacının bu maç başı ücreti ve sözleşmede belirlenen asgari ücreti ödememesi nedeniyle haklı olarak sözleşmeyi feshettiğini, ödenen peşinatın haksız fesih halinde dahi talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.

Davalı kulüp savunmasında, davalı futbolcunun sözleşmeyi nasıl feshettiğini bilmediklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacı, davalı futbolcu ile yapılan profesyonel futbolcu sözleşmesinin davalıların kendi aralarındaki feshe yönelik anlaşmalarına dayalı olarak haksız feshedildiğini ileri sürerek, sözleşmenin süresinden önce sonlandırılması nedeniyle fazla ödenen peşinat bedelinin iadesi ile haksız fesih nedeniyle doğan zararın tahsili isteminde bulunmuştur.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmenin feshine bağlı taleplere ilişkin olması itibariyle öncelikle davalı futbolcu tarafından gerçekleştirilen fesih işleminin haklı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan incelemede, davacı ile davalı futbolcu arasında düzenlenen 02.08.2013 tarihli Profesyonel futbolcu sözleşmesinde, sözleşmenin feshine ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı, ancak sözleşmenin 5/k maddesinde “ Futbolcu, bu sözleşmede belirtilen yükümlülüklerinin dışında Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatının kendisine yüklemiş olduğu diğer yükümlülükleri de yerine getirir.” şeklinde yapılan düzenleme ile Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı(PFSTT) hükümlerine atıf yapıldığı anlaşılmaktadır. Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatının Futbolcunun fesih hakkı başlıklı 28. maddesinde “ Kulüp futbolcunun ücretlerini ödemekte temerrüde düştüğü takdirde, futbolcu sözleşmesini feshetmek arzusunda ise, kulübüne ve bilgi için TFF’ye noterden keşide edeceği bir ihtarname ile ücretinin 30 gün içerisinde ödenmesini bildirmek zorundadır. Kulüp, söz konusu mehle rağmen ücretini ödemediği takdirde, futbolcu mehilin sona ermesinden itibaren ancak 7 gün içinde sözleşmesini feshedebilir. “ aynı talimatın Fesih usulü başlıklı 29. maddesinde “Fesih hakkını kullanmak isteyen taraf, fesih açıklamasını noter kanalıyla bir ihbarname keşide etmek suretiyle gerçekleştirmeli ve bu ihbarnamenin bir suretini bilgi için TFF’ye göndermelidir.” şeklinde yapılan düzenleme ile feshin gerçekleştirilmesine dair usul ve esaslar belirlenmiştir.

Dosya kapsamı itibariyle davalı futbolcu tarafından, davacıya gönderilen 08.01.2014 tarihli fesih ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği bildirilmiş olup, bu fesih ihtarnamesi öncesinde yukarıda açıklanan PFSTT 28. maddesindeki usule uygun olarak sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının ödenmesine dair 30 günlük mehil verilmesine ilişkin bir alacak ihtarnamesinin gönderilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı futbolcunun fesih ihtarnamesinin usulüne uygun yapılmadığı ve fesih işleminin haksız olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca mahkemece davalı futbolcu tarafından sözleşmenin haksız feshedildiği gözetilerek bu yönde yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2- Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacının birinci bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 04/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İŞÇİ ALACAKLARINA VE İŞ HUKUKUNDAN KAYNAKLI TAZMİNATLARA UYGULANACAK FAİZ ÇEŞİTLERİ

İşçi alacak ve tazminatlarına uygulanan faiz türü iki tanedir. Bunlar: Yasal faiz ve mevduata uygulanan en yüksek faizdir.

HANGİ ALACAK VE TAZMİNATLARA MEVDUATA UYGULANAN EN YÜKSEK FAİZ ORANI UYGULANIR ?

  1. KIDEM TAZMİNATI

1475 sayılı eski İş Kanunun 14.maddesinin 11. fıkrasında faiz türünü şöyle belirtmiştir:

Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder.

İşçi kıdem tazminatına iş sözleşmesi sona erdiği zaman hak kazanır. Bu nedenle kıdem tazminatında faiz başlangıcı, iş sözleşmesinin sona erdiği tarih ya da işçinin ölüm tarihidir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 09.02.2010 tarihli kararında;

“…Takibe dayanak yapılan ilamda, hükmedilen kıdem tazminatı asıl alacağının akdin feshi tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Buna göre “hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının (tarafların bildirdikleri) bankalardan sorulmak suretiyle Kıdem Tazminatına uygulanacak faiz oranı belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre” karar verilmesi gerekir…” (E:2009/21222 K:2010/2528 09.02.2010)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2001 tarihli kararında;

“…Kıdem tazminatına akdin feshi tarihinden faiz yürütülmesi gerektiği halde talebe ve yasaya aykırı şekilde dava tarihinden faize karar verilmesinin hatalı olduğuna hükmettiği görülmektedir…”                       ( E:2001/321 ve K:2001/283 17.01.2001)

Yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 30.05.2008 tarihli kararında;

“…Davacının gerçekleşen fark kıdem tazminatı alacağına, iş sözleşmesinin bozulduğu tarihten itibaren en yüksek mevduat faizi yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan nedenle faiz isteminin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” (E:2007/21521 K:2008/13028 30.05.2008)

  • ÜCRET ALACAĞI

4857 sayılı kanuna göre “Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.” (İK. m.34)

Maddede belirtilen ücret geniş anlamda ücret olup, ikramiye, prim, hafta tatili, bayram ve genel tatili de kapsamaktadır.

Bankaların uyguladıkları faiz oranları bir veya birkaç aylık ya da bir yıllık vadelerle belirlenmektedir. En uzun vade 1 yıldır. En yüksek faiz oranı da bir yıllık mevduata uygulanır. Bu durumda ücret alacağı için uygulanması gereken faiz, işverenin temerrüde düşürüldüğü zamanda bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 01.11.2011 tarihli kararında:

 “…4857 sayılı İş Kanununun çeşitli hükümlerinde faiz konusunda düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan yasanın 34. Maddesinde gününde ödenmeyen ücretler için en yüksek mevduat faizinin uygulanacağı hükmü bulunmaktadır. Maddede sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olup çalışma karşılığı ücretler, ikramiye, prim, iestiyon ve benzeri ödemelerin yanı sıra çalışma, hafta tatiliyle bayram ve genel tatil ücretleri de bu kapsama dahildir. Ücret alacağı bakımından faize hak kazanmak için kural olarak işveren temerrüde düşürülmelidir. Ancak bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça bir ödeme günü kararlaştırılmış ise belirlenen ödeme tarihi sonrasında faiz işlemeye başlar. Ücret alacağı için özel banka-kamu bankası ayrımı yapılmaksızın mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının belirlenmesi gerekir…“ (E:2010/18973 K:2011/42052)

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 11.03.2014 tarihli kararında:

“…Mahkemece, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarında yasal faiz uygulanmasına hükmedilmiştir. Her ne kadar dava dilekçesinde anılan alacaklara yasal faiz uygulanması talep edilmiş ise de, yasal faiz ifadesinden anlaşılması gereken 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinde düzenlendiği üzere, mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıdır. Anılan nedenle fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına, mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi hatalıdır. Yukarıda yazılı sebeplerden eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir…” (E:2013/6697 K:2014/5605 11.03.2014)

  • İŞE İADE DAVASI SONUCU BOŞTA GEÇEN SÜRE ÜCRETİ

İşe iade davasının kazanılması sonucunda en çok 4 aya kadar boşta geçen süre ücretinin tespitine karar verilebilir. Boşta geçen süre ücretinin kazanılması için işçinin, işverene, işe iade başvurusunda bulunması gerekir. Bu başvurudan sonra boşta geçen süre ücreti muaccel olur ve ödenmemesi durumunda faiz bu tarihten itibaren başlar. Boşta geçen süre ücretine mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 18.03.2009 tarihli kararında:

“…Boşta geçen süreye ait 4 aya kadar ücret ve diğer haklar için ise, feshi izleyen dönem ücretlerine göre hesaplama yapılmalıdır. Sözü edilen alacak işçinin işe iade için başvurduğu anda muaccel olur. İşe iade davası ile tespit edilen en çok 4 aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinde sözü edilen özel faiz türü uygulanmalıdır…” ( E: 2007/38730 K: 2009/7345 18.03.2009 )

HANGİ ALACAK VE TAZMİNATLARA YASAL FAİZ UYGULANIR ?

  1. İHBAR TAZMİNATI

İşçi, işvereni ihtarname ile temerrüde düşürmemiş ise; davanın açılması ile işveren temerrüde düşeceğinden faiz başlangıç tarihi ihtarname var ise ihtarnamenin tebliğ tarihinden yoksa dava tarihinden itibaren faiz hesaplaması yapılır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21.04.2008 tarihli kararında;

“…İhbar tazminatının gecikme faizi mevduat faizi değil yasal faizdir. Bu nedenle ihbar tazminatına yasal faiz yürütülmesi gerekirken talebi de aşan şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” (E:2008/12449 K: 2008/9650 21.04.2008)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 06.11.2006 tarihli kararında;

“…Davacı işyerinin devralındığını belirterek çalıştığı tüm süreye ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulunmuştur. Mahkemece anılan tazminatların fesih tarihinden itibaren faiz yürütülerek tahsiline dair hüküm kurulmuştur. İhbar tazminatına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” (E:2006/8599 K:2006/29252 06.11.2006)

Yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 16.05.2006 tarihli kararında;

“…Davacı ihbar tazminatı alacağı talebinde de bulunmuş olup ihtarnamede bu alacak için talep bulunmadığı gibi alacak doğmadığından faiz tarihinin dava ve ıslah tarihi olması gerekirken mahkemenin aksine düşüncelerle yazılı şekilde ihtarname tebliğ tarihini esas alması hatalıdır…”   (E: 2006/12637 K:2006/14465 16.05.2006)

  • YILLIK İZİN ÜCRETİ

Yıllık izin, iş sözleşmesi devam ederken işveren tarafından kullanılmasına müsaade edilmemiş ise, iş sözleşmesinin feshi ile ücret alacağına dönüşür. Bu nedenle yıllık izin ücretine işleyecek faizin başlangıcı da; işverenin temerrüde düşürüldüğü ya da dava açıldığı tarihtir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2006 tarihli kararında;

“…Yıllık izin ise; hizmet akdinin devamı sırasında kullanılması işverenin yönetim hakkına bağlı olan, hizmet akdi sırasında kullanılmamış ise, fesih ile birlikte alacağa dönüşen bir haktır. Bu nedenle davacının yıllık izin ücreti alacağına en yüksek mevduat faizi değil, yasal faiz uygulanmalıdır…” (E:2005/28459 K:2006/13257)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2010 tarihli kararında:

“…Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Sözleşmenin feshi anı, yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak Kanunda belirtilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir. Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir. (Yargıtay 9. HD 24.10.2008 E:2007/30158 K:2008/28418) O halde, izin ücreti için uygulanması gereken faiz, yasal faiz olmalıdır…” (E:2010/3038 K:2010/4950 25.02.2010)

  • SENDİKAL TAZMİNAT

Sendikal tazminata yürütülen faiz yasal faiz olup; faiz başlangıcı davanın açıldığı tarihtir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 31.03.2004 tarihli kararında;

“… hüküm altına alınan miktar için aynı yasanın 61. maddesinde yer alan ve sadece sendika üye aidat alacağı için öngörülen en yüksek işletme kredisi faizine hükmedilmesi hatalıdır. Böyle olunca sendikal tazminata yasal faiz yürütülmelidir…” (E:2003/18398 K:2004/6634 31.03.2004)

  • İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNAT

İşe iade davasının sonucunda işçi tarafından işverene gönderilen ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 ay içinde işveren işçiyi işe başlatmaz ise, işçi işe başlatmama tazminatına hak kazanır. İşe başlatmama tazminatına yasal faiz uygulanır. Faiz başlangıcı; işçi tarafından gönderilen ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 aylık sürenin bittiği gündür.

“… İşverenin söz konusu tazminatı ödeme yükümlülüğü, başka bir anlatımla işverenin anılan tazminat yönünden temerrüde düşmesi bir aylık sürenin sona erdiği tarihte gerçekleşmiş olacaktır. Dolayısıyla tazminatın belirtilen tarihte ödenmemesi halinde faiz başlangıç tarihi bir aylık işe başlatma süresinin bittiği tarih olmalıdır…” (Doç. Dr. Cevdet İlhan Günay –Yargıtay 9. H.D. Üyesi – İş Davaları (2009) sh. 1163)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 18.03.2009 tarihli kararında;

“…Ancak işe başlatmama tazminatı niteliği itibarıyla tazminat olmakla uygulanması gereken faiz, yasal faiz olmalıdır. Somut olayda, davacının işe iade başvurusu davalıya 23.08.2006 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı 26.09.2006 tarihli yazı ile işe başlatmayacağını açıklamıştır.Bu halde işe başlatmama tazminatına davacının işe başvuru tarihine göre bir aylık süre sonu olan 23.09.2006 tarihinden itibaren faiz uygulanmalıdır…” (E: 2007/38730 K: 2009/7345 18.03.2009)

  • EŞİT DAVRANMAMA TAZMİNATI

Ayrımcılık tazminatında da uygulanacak faiz yasal faizdir. Faiz başlangıcı ise işveren temerrüde düşürülmüş ise temerrüt tarihi, temerrüde düşürülmemiş ise dava tarihidir.

  • KÖTÜNİYET TAZMİNATI

Kötü niyet tazminatına yasal faiz uygulanır. Faiz başlangıcı; işverenin temerrüde düşürüldüğü tarih eğer karşı tarafın temerrüde düşürülmemesi halinde ise davanın açıldığı tarihten itibaren faiz yürütülür.

ISLAH DURUMUNDA FAİZ BAŞLANGICI

İşverenin temerrüde düşürülmeden dava yoluna gidilmesi halinde eğer dava ıslah edilirse faiz başlangıcı ıslah tarihinden itibaren yürütülür. İstisna olarak kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshinden itibaren faiz işler.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 03.02.2005 tarihli kararında:

“… Islahla arttırılan ve hüküm altına alınan kıdem tazminatı dışındaki alacaklara ıslah tarihinden faize karar verilmesi gerekirken dava tarihinden faize karar verilmesi de doğru değildir…” (E:2004/12977 K:2005/2971 03.02.2005)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21.04.2005 tarihli kararında;

“… Hüküm altına alınan kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizine karar verilmesi 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesi ve dairemizin yerleşik uygulaması gereğidir. Bu nedenle kıdem tazminatının tamamına akdin feshi tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken, ıslah ile arttırılan miktara ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” (E:2004/24737 K:2005/14029)

Tüm işçilik alacakları yönünden hangi faiz türünün uygulanması gerektiğine ilişkin detaylı açıklama yapmaya çalıştık. Doğru faiz türü talep etmeniz, hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir.

                                                                                                                Stj. Av. Ahmet GÜLLÜK & Av. Selçuk ENER

2007-2011 ARASI KREDİ KULLANANLARA KARTEL TAZMİNATI İMKANI

2007-2011 ARASI KREDİ KULLANANLARA KARTEL TAZMİNATI İMKANI

Son zamanlarda, bazı bankaların aralarında anlaşarak faiz oranlarını yukarıya çekmek suretiyle vatandaşlardan haksız kazanç elde ettiği şeklinde sıkça çıkan haberler karşısında, kartel tazminatı denen bu konuyu kaleme almak kaçınılmaz oldu. Peki nedir bu “KARTEL TAZMİNATI?” Vatandaşların bu durumdan zararı ne? Hangi yılları kapsıyor ve en önemlisi hangi bankalar kartel oluşturdu? İşte cevabı;

Rekabet Kurulu 08.03.2013 tarihinde 12 bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla “kartel oluşturduğu” nu tespit etti. Bu tespitin sonucunda Kurul, 12 bankaya farklı miktarlarda olmak üzere toplam 1,116,957,468 TL (Bir milyar yüzonaltı milyon dokuzyüzelliyedi bin dörtyüzaltmışsekiz Türk Lirası) idari para cezası kesti.

Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin red kararının temyizi üzerine, Danıştay 13. Dairesi’nce 16.12.2015 tarihinde Kurul kararı hukuka uygun bulunarak, Ankara 2. İdare Mahkemesinin verdiği karar onanmış oldu.

 

KARTEL OLUŞTURULAN TARİH ARALIĞI (21.08.2007 – 22.09.2011)

Rekabet Kurulu kararına göre, 12 banka, 21.08.2007 ve 22.09.2011 tarihleri arasında kartel (uyumlu eylem/uzlaşma) oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu tarih aralığında kredi kullananların, 3 kat tazminat davası açma hakkı vardır.

 

PEKİ NEDİR BU 3 KAT TAZMİNAT DAVASI?

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 57. maddesine göre,

“Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur.”

Kanunun 58. Maddesinde ise;

“Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilir.” Denmektedir.

Ayrıca 3 kat tazminat ifadesi yine 58. maddenin son fıkrasında şöyle geçmektedir:

“Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.”

 

KARTEL OLUŞTURAN BANKALAR

Yukarıda belirtilen tarih aralığında aralarında kartel oluşturarak faiz oranları ile oynayan bankalar;

*Akbank T.A.Ş. (AKBANK),

*Denizbank A.Ş. (DENİZBANK),

*Finans Bank A.Ş. (FİNANSBANK),

*HSBC Bank A.Ş. (HSBC),

*ING Bank A.Ş.(ING),

*Türk Ekonomi Bankası A.Ş. (TEB),

*Türkiye Garanti Bankası A.Ş. (GARANTİ), (Garanti Ödeme Sistemleri A.Ş.(GÖSAŞ) ve Garanti Konut Finansmanı Danışmanlık A.Ş. (GKFD) )

*Türkiye Halk Bankası A.Ş. (HALKBANK),

*Türkiye İş Bankası A.Ş. (İŞ BANKASI),

*Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. (VAKIFBANK),

*Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. (YKB)

*T.C. Ziraat Bankası A.Ş.(ZİRAAT)

 

3 KAT TAZMİNAT DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?

3 kat tazminat davasını, 21.08.2007 ile 22.09.2011 tarihleri arasında mevduat, kredi ve kartı hizmetlerinden faydalanan Tüketiciler, Tacirler ve Kamu Kurumları (özellikle kamu mevduatları bakımından) açabileceklerdir.

 

3 KAT TAZMİNAT DAVASI KİMLERE KARŞI AÇILACAKTIR?

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 57. Maddesinde; “Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur.” Denmek suretiyle, 3 kat tazminat davasının, mevduat, kredi veya kredi kartı hizmetlerinden faydalanılan bankaya karşı açılabileceği gibi, 12 bankadan herhangi birine veya hepsine birden açılabilir.

 

3 KAT TAZMİNAT DAVASI NASIL VE NEREDE AÇILIR?

3 kat tazminat davası, zararın miktarı davanın başında tam olarak hesaplanamayacağı ve bu zararın ancak uzman bilirkişilerce yapılacak kabuller neticesinde belirlenebilmesi sebebiyle “belirsiz alacak davası” olarak açmakta fayda var.

Dava dilekçesinde muhakkak “4054 sayılı Kanun’un 58. maddesi gereğince zararın 3 katı kadar tazminat” talebi olmalıdır. Mahkeme dilekçede belirtilen taleplerle bağlı olduğundan dolayı, bu talebin yer almadığı dilekçelerde sadece zarar miktarına hükmedilecek, zararın 3 katı hesaplanmayacaktır.

Davanın açılacağı yer de, açacak olan kişi veya kuruluşa göre değişmektedir:

*Tüketiciler tarafından açılacak davalar, Tüketici Mahkemelerinde,

*Tacirler tarafından açılacak davalar, Ticaret Mahkemelerinde,

*Kamu Kurumları tarafından açılacak davalar, Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılmalıdır.

 

3 KAT TAZMİNAT DAVASINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ?

Banka müşterileri ile bankalar arasında mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri bakımından sözleşme ilişkisi olduğundan dolayı bu davalar için zamanaşımı süresi, 10 yıldır. Bu 10 yıllık süre, sözleşmenin imzalandığı tarihten başlayacaktır. Her ne kadar bankalar bu konuda, 2 yıllık (haksız fiil) ve 5 yıllık (dönemsel edimler) zamanaşımı sürelerinin geçerli olduğuna yönelik karşıt görüşler mevcut ise de, 10 yıllık zamanaşımı süresinin ilişkinin tabiyetine daha uygun düştüğü aşikardır.

 

KARTEL SONUCU FAİZ ORANLARINDAKİ ARTIŞ MİKTARI

Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararının Belge-6 değerlendirilmesi bölümünde geçen Tablo 16’da yaptığı tespite göre;

Konut kredilerinde 15 baz puanlık (0,15)

İhtiyaç kredilerinde 10 baz puanlık (0,10)

Taşıt kredilerinde 5-20 baz puan arasında (0,5-0,20)

Mevduat ve kredi kartları ile diğer kredilerin faizlerinde ise net bir tespit yoktur.

 

Eğer siz de, 2007-2011 yılları arasında bu 12 bankanın birinden kredi kullanmış iseniz, kartel mağduru olabilirsiniz. Alacağınız zamanaşımına uğramadan dava yoluna gitmenizde fayda olduğunu hatırlatmak isteriz.

 

                                                                              ENER AVUKATLIK BÜROSU

 

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.