HAVA YOLUYLA SEYAHAT EDEN YOLCULARIN YÖNETMELİKTEN KAYNAKLI TALEBİNİ KARŞILAMAYAN HAVA YOLU İŞLETMESİNE UYGULANACAK YAPTIRIMLAR

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2020 cezalarını açıkladı.

  • Uçuş personelinin uçuş saati ve görev süresini aşması; 10.416 TL
  • Bilet satış ve rezervasyon işlemleriyle bilet ilan ve tanıtımlarında mevzuata aykırı hareket edilmesi; 17.361 TL
  • Yolcu hakları kapsamında hazırlanması gereken istatistiksel verilerin zamanında teslim edilmemesi veya hatalı girişlerin yapılması; 17.361 TL
  • Yolcu hakları kapsamında SHGM’ye eksik, yanlış, geçersiz, gerçeğe aykırı bilgi ve belgelerle açıklama yapılması; 17.361 TL
  • Yolcu hakları ilgili mevzuatı kapsamında Genel Müdürlüğümüzce sonuçlandırılmış başvurularda yolcuya verilmiş hakların zamanında sunulmaması; 17.361 TL
  • Başvurunun ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmemesi, yolcunun Genel Müdürlüğümüze başvuru yapması sonrasında başvurunun olumlu değerlendirilerek mevzuat ihlalinin tespit edilmesi; 17.361 TL

Bir uçuşla ilgili sorun yaşadığınızda, ilgili hava yolu işletmesi eğer talebinize gereken sürede olumlu dönüş yapmazsa, SHGM nezdinde yapacağınız başvuru sonrasında, ilgili hava yolu işletmesi sadece sizin zararınızı tazmin etmeyecek, aynı zamanda önemli cezalarla da karşı karşıya kalacaktır. SHGM’nin yolcu hakları konusunda çok titiz çalıştığını ve denetim görevini layıkıyla yerine getirdiğini söyleyebilirim. O yüzden hakkınızın takipçisi olmanızı tavsiye ederim.

 İŞ KANUNU’NA TABİ OLMAYAN İŞÇİLERİN HAKLARI NELER?

 İŞ KANUNU’NA TABİ OLMAYAN İŞÇİLERİN HAKLARI NELER?

İş Kanunu’na tabi olmadığı için hiçbir hakkı olmadığını düşünen birçok insan olduğunu gördük. O yüzden tamamen yanlış bu düşünceyi ortadan kaldırmak ve işçilerin ne haklarını olduğunu göstermek için yasayı ele aldık. Önce kimdir bu İş Kanunu’na tabi olmayanlar, oradan başlayalım…

 

İŞ KANUNA TABİ OLMAYAN İŞÇİLER KİMLERDİR?

4587 Sayılı İş Kanunumuzun 4. maddesi iş kanunu kapsamına girmeyen işleri saymaktadır: “-Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz;

  1. a) Deniz ve hava taşıma işlerinde,
  2. b) 50’den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde,
  3. c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri,
  4. d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde,
  5. e) Ev hizmetlerinde,
  6. f) (…) (1) çıraklar hakkında,
  7. g) Sporcular hakkında,
  8. h) Rehabilite edilenler hakkında,

ı) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde.”

 

Aslında İş Kanunu’na tabi olmayan birden fazla kesim olsa da, günlük hayatta karşımıza sıklıkla çıkan grup uçucu personellerdir. Havayolu şirketlerinin taşıma işlerinde çalışan host, hostes, kabin amiri, pilot ve yardımcı pilotlar maalesef İş Kanunu kapsamında değildir. Toplu İş Sözleşmesi sebebiyle THY personelinin İş Kanunu’na tabi olduğunu da belirtmekte fayda var tabi.

Peki zor şartlarda çalışmasına rağmen kıdem tazminatına dahi hak kazanamayan ve iş güvencesi olmayan bu kişilerin hakları nelerdir?

 

BELİRLİ SÜRELİ SÖZLEŞME BELİRSİZ SÜRELİ SÖZLEŞMEYE NASIL DÖNÜŞÜR?

Birbiri ardına yapılan belirli sözleşmelerle, işçiler her an işsiz kalma korkusuyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Ancak Borçlar Kanunu bu konuya sınırlama getirerek, belirli sözleşmelerin arka arkaya yapılmasını ancak esaslı bir sebebe dayanması halinde geçerli kabul etmiştir.

Borçlar Kanunumuzun 430. maddesinde belirli süreli iş sözleşmelerini tanımlanmış; “Belirli süreli hizmet sözleşmesi, aksi kararlaştırılmadıkça, fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer.

Belirli süreli sözleşme, süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.

Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir.”

İş Kanunu’na paralel düzenleme içeren bu maddeye göre belirli süreli sözleşme sürenin dolmasıyla sona erer, esaslı neden olmadıkça yapılamaz veya yenilenemez. Eğer belirli süreli sözleşme esaslı neden yok iken yapılırsa veya sözleşme örtülü olarak devam ettirilirse belirsiz süreliye dönüşür.

Laf karmaşasına girmeden ve hukuki terimlerden sıyrılarak ifade etmek istiyorum ki; Borçlar Kanunu’ na tabi olarak havayollarında birbiri ardına yapılan belirli süreli sözleşmelerle çalışan uçucu personellerin sözleşmeleri aslında belirsiz sürelidir. Peki sözleşmenin belirsiz süreli olmasının işçiye ne faydası olacaktır?

 

BELİRLİ SÜRELİ SÖZLEŞME İLE BELİRSİZ SÜRELİ SÖZLEŞME ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Belirli süreli sözleşme, sürenin sonunda kendiliğinden sona eren, işçiye sürenin sonunda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı gibi haklar vermeyen, işe iade imkanı tanımayan sözleşme tipidir. Her ne kadar, uçucu personel İş Kanunu’na tabi olmadığı için işe iade imkanından yararlanamaz ise de, belirsiz süreli sözleşme ile çalışmakta iken işveren tarafından işten çıkarılmak istenirse, ihbar sürelerine uyulması gerekecektir. Yani “ha diyince” işten çıkarılamayacaktır. Olur da çıkarılır ise, çalışma süresine göre belirlenecek ihbar süresine ilişkin tazminatını işverenden talep edebilecektir.

 

UÇUCU PERSONELİN DE İHBAR TAZMİNATI HAKKI VAR MI?

Borçlar Kanunu’na göre, belirsiz süreli iş akdine bağlı olarak çalışan işçilerin ihbar önelleri vardır. Hizmet sözleşmesi; bildirimin diğer tarafa ulaşmasından başlayarak, hizmet süresi bir yıla kadar sürmüş olan işçi için iki hafta sonra; bir yıldan beş yıla kadar sürmüş işçi için dört hafta ve beş yıldan fazla sürmüş işçi için altı hafta sonra sona erer.” Yani fesihten önce karşı tarafa bir bildirim yapılmalıdır. Hizmet sürelerine göre bildirimden itibaren hizmet akdinin devam edeceği süre 1 yıla kadar sürmüş hizmetler için 2 hafta, 1 yıldan 5 yıla kadar sürmüş hizmetlerde 4 hafta, 5 yıldan fazla süren hizmetler için ise 6 haftadır. Bu süreler sonunda sözleşme sona ermiş olacaktır.

Daha basit ifadeyle, işveren 3 yıllık kıdemi olan işçiyi işten çıkarmak isterse, bunu en erken 4 hafta sona yapabilecektir. Hiç ihbar süresi tanımadan işten çıkarmak isterse, 1 yıllık kıdemi olana 2 haftalık ücretini, 1-5 yıl arası kıdemi olana 4 haftalık ücretini, 5 yıldan fazla kıdemi olana da 6 haftalık ücretini ödemek zorundadır. Görüldüğü üzere, İş Kanunu’nda yer alan ihbar tazminatı düzenlemesi, Borçlar Kanunu’nda da mevcuttur ve süreye uyulmadan yapılan işten çıkarımlarda, işçiler ihbar tazminatını işverenden talep edebilirler.

 

İŞVEREN İŞÇİYİ HAKSIZ İŞTEN ATARSA, İŞÇİNİN TAZMİNAT HAKKI VAR MI?

İşçi İş kanunda olduğu gibi her zaman işverene ve kendine karşı koruma altındadır. Nitekim hizmet sözleşmesinin fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işveren, işçiye fesih bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür.

            Görüldüğü gibi, işveren kötü niyetle işçiyi işten çıkarırsa, ihbar süresinin 3 katı tutarında tazminatı ödemek zorundadır. İş Kanunu’ndaki kıdem tazminatının farklı bir görünüş şeklidir bu esasen. Nasıl ki; İş Kanunu’nda işveren işçiyi haksız yere işten çıkarırsa kıdem tazminatı ödemek zrounda ise, Borçlar Kanunu’nda da haklı sebep olmaksızın işçiyi işten çıakran işveren, fesihte kötü niyetli ise ihbar sürtesinin 3 katı tutarında tazminatı ödemekle yükümlü kılınmıştır.

            Tüm bunlardan başka, 438/3. Fıkrada; işverence haksız yere işçi işten çıkarılırsa, hakim 6 aylık maaşı geçmeyecek bir tazminatın işçiye ödenmesine karar verebilir demektedir.

Sonuç olarak; İş Kanunu’na tabi olmayan işçilerin de tazminat hakları vardır. İsmi kıdem tazminatı olmasa da, miktar olarak ona yakın ve hatta bazen fazla tazminat hakkı da doğmaktadır. Bu yazıda değinemediğimiz daha birçok hususa da, yeri geldikçe değinmeye çalışacağız. Tavsiyemiz, İş Kanunu’na tabi olmadığınız için hiçbir hakkınız olmadığını düşünmemeniz. Mutlak iş Hukuku’nda uzman bir hukukçuya danışarak haklarınızı öğrenin.

 

                                                                                                   ENER AVUKATLIK BÜROSU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

UÇUŞ İPTALİ, TAZMİNAT HAKKI VE SHGM (PART 1)

UÇUŞ İPTALİ, TAZMİNAT HAKKI VE SHGM (PART 1) Av. Selçuk ENER

Son günlerde, başta İstanbul olmak üzere, Türkiye genelindeki soğuk ve yağışlı hava, hava trafiğini önemli ölçüde etkiledi. Onlarca sefer iptal oldu, binlerce yolcu havalimanlarında mahsur kaldı. Son 30 yılın en soğuk günlerini geride bıraktığımız şu günlerde, hava muhalefetinin iptallerdeki önemi, bir kez daha gündeme geldi. Geçen haftaya damga vuran olumsuz hava koşullarının, tartışmaya yer bırakmayacak derecede haklı bir iptal sebebi olduğunda kuşku yoktur. Bu kadar uçuşun iptal edilmesinin, hava yollarına mali açıdan zararı da hatırı sayılacak türden. Peki, iptal uçuşlar, iptal sebepleri, sebeplerin geçerliliği, yolcuların uçuş iptallerinde sahip olduğu haklar konusunda ne biliyoruz? HER İPTAL SEBEBİ, TAZMİNAT HAKKI VERMEZ Hava yolları, ‘kar, sis, buzlanma ve fırtına gibi uçuşu olumsuz etkileyecek düzeyde hava muhalefeti, değişken politik durumlar, beklenmedik güvenlik ve emniyet zaaflarıyla sınırlamaları, grevler, iç güvenlik, havalimanı sorunları, hava trafiği sınırlamaları, bagaj, yolcu, uçak ve havalimanını içeren istisnai güvenlik tedbirleri’ gibi koşulların varlığı halinde, uçuşları iptal edebilmektedirler. Bu sayılan ve sınırlandırılmamış istisnai durumlar sebebiyle iptal yoluna gidilmesi halinde, uçuşu iptal edilen yolcular için tazminat hakkı doğmamaktadır. Uçuşlar, yukarıdaki istisnai sebeplerden başka, şirketlerin ticari politikaları gereği veya teknik sorunlar sebebiyle de iptal edilebilmektedir. İlgili yönetmelikte bahsedilen tazminat hakkı da, işte bu durumlarda doğmaktadır. TİCARİ GAYE Mİ, MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ Mİ? Uçakların doluluğu, hava yolları için başarının en basit ve tespit edilebilir göstergesidir. Zaman zaman, bazı destinasyonlar için, mürettebat sayısı kadar yolcu ile uçuşların gerçekleştiği de aşikardır. Aynı şekilde, aynı gün içinde birden fazla seferin birleştirilmesinin sebeplerinden biri de budur. Bu duruma gizli iptal ya da gecikme demek de mümkün. Tamamen “zarar” diye tabir edilen bu uçuşlar için, her ne kadar hava yolu iptale meyilli ise de, marka değeri ve müşteri memnuniyeti açısından iptale, kolay kolay başvurulamamaktadır. Tercih, ticari gayeler olduğunda tazminat hakkı, hava yollarının başını ağrıtan en önemli sorun olmaktadır. İç hat uçuşlar için, yönetmelikte öngörülen 100 Euro karşılığı tazminat, yolcu sayısı ile çarpıldığında, hiç de azımsanamayacak bir maliyet haline gelmektedir. Burada tartışmaya açılacak konu, tazminatın miktarı ve ödenmesinin talebe bağlı olup olmadığıdır. BİLET FİYATI İLE TAZMİNAT ARASINDA UÇURUM VAR Özellikle iç hat uçuşlardaki bilet fiyatları düşünüldüğünde, 100 Euro tazminatın hatırı sayılır bir miktar olduğunda kuşku yok. Peki 100 Euro tazminat, menfaat terazisine konulduğunda, hakkaniyetli midir? Yoksa tüketici merkezli bir bakışın ve mevzuatın, gerekli tırnaklama yapılmadan iç hukukumuza alınmasının sancıları mıdır? Dış hat uçuşlarda, 600 Euro’ya varan tazminatların ödenmesi, rekabet içerisinde olan hava yollarının çok da tercih edeceği bir yol değildir. İşte tam da bu noktada, tazminat talebe bağlı mıdır, yoksa iptalin otomatik sonucu olarak müşteri aranarak teklif edilmeli midir? Sonraki yazımızda, iptal hallerinde ödenen tazminatın, talep olmadan ödenmesine lüzum olmadığını gerekçeleriyle bulabilirsiniz.

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.