GÖREVLERİNDEN HAKSIZ YERE İHRAÇ EDİLEN KAMU GÖREVLİLERİ GÖREVE İADE EDİLDİKLERİNDE MAHRUM BIRAKILDIKLARI MALİ VE SOSYAL HAKLARINI ALABİLECEKLER Mİ

GÖREVLERİNDEN HAKSIZ YERE İHRAÇ EDİLEN KAMU GÖREVLİLERİ GÖREVE İADE EDİLDİKLERİNDE MAHRUM BIRAKILDIKLARI MALİ VE SOSYAL HAKLARINI ALABİLECEKLER Mİ?

Anayasamızın “Yargı Yolu” başlıklı 125. Maddesinin 7. fıkrasında “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” ifadesi yer almaktadır. Bu maddeden anlaşılacağı üzere; idare kendisinden kaynaklı herhangi bir eylem veya işlemi ile bir zarara neden olmuş ise kusurlu olduğundan dolayı bu zararı gidermekle yükümlüdür. 

İdare ile sözleşmesi haksız yere feshedilmiş olan kişiler mahkeme kararı ile tekrardan görevlerine iade edildiklerinde yoksun kaldığı özlük, mali ve sosyal haklarını alabilecekler midir?

Yukarıda da belirttiğimiz üzere böyle bir durumda öncelikli dayanağımız, Anayasamızın 125. Maddesi olacaktır. Nitekim mahkeme kararı ile görevlerine iade edilen kamu görevlilerinin, idare ile olan sözleşmelerinin feshinde kendi kusurları bulunmamaktadır. Hal böyle olunca idare kendi haksız eylem ve işleminden doğan zararı gidermelidir.

Bir diğer dayanağımız ise, 675 sayılı KHK’nın 3. maddesinin 3. fıkrası ile 679 sayılı KHK’nın 3. maddesinin 2. fıkrasıdır:

Bu kapsamda göreve başlayanlara kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yerine getirilir.” 

Anılan maddelerin ortak hükmünden de görüleceği üzere; kamu görevlilerinin, görevde olmadıkları süre boyunca ödenmesi gereken mali ve sosyal hakları göreve iade kararı ile birlikte kendilerine ödenmelidir. Çünkü açığa alınmış veya ihraç edilmiş durumda iken görevine iade edilen kişiler ellerinde olmayan sebeplerden dolayı idarenin kusuru neticesinde görevlerini yerine getirememiştir.

Bu bağlamda; Danıştay Birinci Dairesinin 1982/112 Esas No, 1982/130 Karar No ve 07.06.1982 tarihli kararında şu ifadeler yer verilmiştir:

T.C. Anayasasının 132. ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28.maddeleri hükümlerine göre, idare, bir idari işlemin iptaline iliş kin yargı kararına uymaya ve bu kararın amaç ve kapsamı doğrultusunda işlem tesis etmeye ya da eylemde bulunmaya zorunludur.

Bu zorunluluğun, duraksama konusu yönünden idareye hangi yükümlülükleri getirdiğini saptayabilmek için iptal kararlarının sonuçlarının belirlenmesi gerekli bulunmaktadır.

İdari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde, bu iptal kararlarının işlemin yapılması sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliğini sağladığı idare Hukukunun bilinen ilkelerindendir.

Yukarıda anılan Anayasa, Yasa hükümleri ve idare hukuku ilkesi karşısında, idare, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak, işlemin hiç yapılmamış sayılması ilkesi gereği olarak, önceki hukuki durumun geçerliğini sağlamak görevi ile yükümlüdür. İptal kararının bu sonuçları doğurduğu göz önüne alındığında, haklarında göreve son verme, görevinden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemler yapılan kamu görevlilerinin, yargısal yoldan bu işlemlerin iptalini sağlamaları halinde, idarenin, bu kararlara uygun işlem tesis etmesi ve işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırmak için memurun iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi bulunan bütün maddi haklarını, o görev yapılmış gibi ve başkaca bir hükme gerek olmaksızın kendiliğinden ödemesi gerekli bulunmaktadır. İptal kararı üzerine memurun, görevine iadesi ile yetinip, memuriyet görevinin fiilen yapılmadığı süreye ilişkin maddi haklarını ödememek, iptal kararı ile ortadan kaldırılmış bir işlemin sonuçlarını geçerli bırakmak anlamına gelir ki, bunun yukarda açıklanan idare hukuku ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır.

Bu durumda, haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin yargısal kararla iptali üzerine göreve döndürülenlere, dava dilekçelerinde bir istemde bulunmuş olup olmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerektiği mütalaa kılındı.”

Peki göreve iade edilen kamu görevlisi, mahrum bırakıldığı haklarını hangi yolla talep edecektir? Açığa alındığı halde görevine geri döndürülen veya ihraç edildiği halde görevine geri iade edilen kamu görevlisi özlük, mali(kalem kalem dilekçede belirtilmelidir) ve sosyal haklarını bir dilekçe ile kurumundan talep etmesi gerekmektedir.

Ayrıca Danıştay 5. Dairesi, 1992/5699 Esas, 1993/609 Karar No’lu ilamında “…Hakkındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılan davacının eski görevine ve görev yerine iade edilmesi gerekli iken, naklen atanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı…” şeklinde karar vererek kamu görevlisinin eski görevi yerine döndürülmesi yerine başka yere atanmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Sonuç olarak; Anayasamızın 125. Maddesine paralel ilgili KHK’lar ve Danıştay kararlarından da görüleceği üzere göreve iade edilen kamu görevlilerine, idarenin kusurlu eylem ve işlemi sonucunda görevde olamadıkları süre içerinde yoksun kaldığı tüm özlük, mali ve sosyal haklarının verilmesi gerekmektedir.

                                                        Av. Mehmet ÇELİK & Av. Selçuk ENER

2016 YILINDA İTHAL CEP TELEFONLARINDAN ALINAN HAKSIZ ÖTV ve İADE PROSEDÜRÜ

2016 YILINDA İTHAL CEP TELEFONLARINDAN ALINAN HAKSIZ ÖTV ve İADE PROSEDÜRÜ

Özel Tüketim Vergisi(ÖTV) Avrupa Birliği kalite standartları baz alınarak 2002 yılında yasalaşarak yürürlüğe girmiştir. Menkul mallar üzerinden alınan ÖTV, kişi başına düşen milli gelirin artması ve ekonominin de gelişmesi ile her yıl artan oranlarla günümüze kadar gelmiştir.  ÖTV kapsamına giren başlıca menkul mallar şunlardır: cep telefonu, motorlu taşıtalar, saç spreyleri, gazeteler ve periyodik yayınlar, Silahlar, değerli takılar, klima cihazları, çamaşır makineleri…

Görüldüğü üzere hayatımızda kullandığımız neredeyse tüm taşınabilir mallar üzerinden ödenen özel tüketim vergisinin konusu Özel Tüketim Vergisi Kanunun ilk maddesinde düzenlenmiştir:

“Bu Kanuna ekli;

  1. a) (I) sayılı listedeki malların ithalatçıları veya rafineriler dahil imal edenler tarafından teslimi,
  2. b) (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanların ilk iktisabı,
  3. c) (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanlar ile (III) ve (IV) sayılı listelerdeki malların ithalatı veya imal ya da inşa edenler tarafından teslimi,
  4. d) (I), (III) ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanların özel tüketim vergisi uygulanmadan önce müzayede yoluyla satışı,

Bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tâbidir.” Söz konusu maddede belirtilen listelerde ÖTV’ye tabi olan gayrimenkul mallar yer almakta ve ne kadar oranda vergi ödeneceği belirtilmektedir.

 

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere bu oranlar ekonominin gelişmesine ve milli gelirin artmasına bağlı olarak artmaktadır. Ancak bazı gayrimenkul mallar için sınırlandırmalar söz konusu olabilmektedir. Bunlardan bir tanesi de cep telefonlarıdır. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (IV) Sayılı Liste uyarınca cep telefonları %25 ÖTV’ ye tabi tutulmaktadır. ÖTV Kanunu’na 2009’da eklenen geçici 6. madde ile 31.12.2023’e kadar cep telefonları için asgari bir ÖTV uygulamasına geçilmiştir. Buna göre, ÖTV Kanununa ekli (IV) sayılı listede yer alan cep telefonları için listede belirlenen orana göre hesaplanan verginin, bunların her biri için 40 TL’den az olmaması gerekiyor. Bakanlar Kurulu’nun bu tutarı sıfıra kadar indirmeye veya üç katına kadar artırmaya yetkisi olduğu da aynı maddede hüküm altına alınmıştır. İlgili düzenleme şu şekildedir:

“(5904 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle eklenen geçici madde Yürürlük; 03.07.2009) 31/12/2023 tarihine kadar, bu Kanuna ekli (IV) sayılı listede yer alan 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı malların (cep telefonları) karşısında gösterilen orana göre hesaplanan verginin, bu malların her bir adedi için 40 Türk Lirasından az olması halinde, orana göre hesaplanan vergi yerine her bir adet için 40 Türk Lirası [6745 sayılı Kanunun 53 üncü maddesiyle ile 7.9.2016 Tarihinden İtibaren 160 TL olarak belirlenmiştir.] vergi alınır. Bakanlar Kurulu bu tutarı sıfıra kadar indirmeye, üç katına kadar artırmaya yetkilidir.

 

Bakanlar Kurulu’ da bu yetkisini kullanarak 12.10.2011 tarihinde 2011/2304 sayılı kararıyla alınması gereken asgari vergiyi 100 TL’ ye çıkarmış, daha sonra 01.01.2014 tarih 28869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2013/5761 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca bu rakam 120 TL olarak belirlenmiştir. Buraya kadar Bakanlar Kurulu vergi artırımlarında herhangi bir hukuka aykırı davranışta bulunmamıştır. Çünkü ilk olarak belirlenen 40 TL’nin üç katı 120 TL yapmaktadır ve sınıra ulaşılmıştır.

 

01.01.2016-07.09.2016 TARİHLERİ ARASINDA TELEFON BAŞINA ALINAN 160 TL VERGİNİN 40 TL’Sİ HUKUKA AYKIRIDIR.

01.01.2016 tarihinde Bakanlar Kurulu 120 TL’ yi de aşarak alınması gereken asgari vergiyi 160 TL’ye çıkartmıştır. Bu artırım ile Bakanlar Kurulu sahip olduğu 3 kata kadar artırma yetkisini aşmıştır. Durumun fark edilmesi üzerine yasa ile düzenleme yapılmış ve ilgili yasa 07.09.2016 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak kanunun yürürlük tarihi olan 07.09.2016 tarihinden 01.01.2016 tarihine kadar olan dönemde alınan telefon başına 40 TL verginin hukuka aykırılığı ortadan kalkmamış olup iadesi gerekmektedir.

 

ÖDENEN FAZLA VERGİLERİN İADESİNİ TALEP EDEBİLİRSİNİZ

2016 yılının ilk 8 ayında fazla ödenene telefon başına 40 TL’nin iadesini önce idareden, talebin reddi halinde dava yoluyla mahkemeden istemeniz mümkün. Tabi iade süreci ve idari davalar uzmanlık gerektiren alanlar olup hak kaybına uğramamanız açısından bu alanda uzman hukukçulara danışmanızı tavsiye ederiz.

 

ENER AVUKATLIK BÜROSU

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.