MECBURİ DAVA ARKADAŞLIĞI DIŞINDA ISLAH YOLUYLA DAHİ DAVADAKİ TARAF DEĞİŞTİRİLEMEZ

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/14900 Karar No:2016/2847

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın husumetten reddine ve kabulüne dair verilen kararın süresi içinde dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı aracın seyir halinde iken rögar kapağına bastığı anda kapağın yerinden çıkarak aracın altına girmesi ve aracın savrularak yola ters şekilde durması sonucu araçta oluşan 6.000,00 TL hasar bedelinin 17/08/2012 tarihinde sigortalısına ödendiğini, idare mahkemesinde açılan davada görevsizlik kararı verildiğini beyanla, 6.000,00 TL hasar bedelinin ödeme tarihinden itibaren davalı belediyeden rücuen tahsilini talep etmiş, dahili dava dilekçesiyle …’nün davalı sıfatıyla davaya dahil edilmesini talep etmiştir. 
Davalı … vekili, idari yargının görevli olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunda olan ızgara kapaklarının bakım ve onarımının periyodik olarak yapıldığını, trafik yoğunluğu ve istiap haddini aşan ağır tonajlı araçlar nedeniyle zaman zaman kapak kilitlerinin gevşeyebildiğini, yoldaki olumsuzluğun tespit edilmesiyle o yere ulaşana kadar geçecek en kısa süre zarfında dahi trafik kazalarının meydana geldiğini, talebin fahiş olduğunu, davacıya sigortalı aracın aşırı hızlı seyrettiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. 
Dahili davalı … vekili, kazaya yağmur suyu ızgarasının neden olduğunun tespit edildiğini, yağmur suyu kanalları ve ızgaralarının yapım, bakım ve işletmesinin … Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğünün sorumluluğunda olduğunu, yolların bakım ve onarımı müvekkilinin yetki ve sorumluluğunda olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini savunmuştur. 
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın davalı ……..yönünden; pasif husumet ehliyeti eksikliği nedeniyle reddine, davalı İSKİ yönünden davanın kabulü ile; 6.000,00 TL’nin 17/08/2012 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı İSKİ’den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava trafik kazasından kaynaklanan hizmet kusuruna dayanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde davasını sadece …’na yöneltmiş, aleyhine hüküm kurulan ve ayrı tüzel kişiliği bulunan … dava açılırken davalı olarak gösterilmemiş, dahili dava dilekçesinin tebliği suretiyle davaya davalı sıfatıyla dahil edilmiş ve mahkemece hükmedilen tazminattan sorumluluğuna karar verilmiştir. 
Oysa, Türk hukuk sisteminde hüküm sadece davada taraf olanlara yönelik olarak verilebilir. Bu kural uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen taraf, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dahil edilemeyeceği gibi “mecburi dava arkadaşlığı” dışında ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemez. İhbar olunan kimse HUMK’nin 49.maddesi vd. (6100 s. HMK’nin 64. ve 69. maddeleri) uyarınca davada davalı sıfatını kazanamayacağı gibi, bu kişi aleyhine hüküm de kurulamaz. Buna göre, aleyhinde davacı tarafından usulen açılmış ve harcı yatırılmış bir dava olmadığı ve davalı … ile arasında mecburi dava arkadaşlığı olmadığı halde … aleyhine hüküm kurulması doğru görülmediğinden, kararın dahili davalı … yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre dahili davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dahili davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 07/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ZORUNLU VE İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI

Bir davanın birden fazla kişi tarafından veya birden fazla kişi aleyhine açılabilmesi için, aynı tarafta yer alanlar arasında hukuksal bir bağlantının bulunması gerekir. Hukukumuzda, bu bağlantıya dava arkadaşlığı denilmektedir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 57 vd maddelerinde düzenlenen dava arkadaşlığı; zorunlu ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmak üzere iki ana başlık altında toplanmaktadır. Zorunlu dava arkadaşlığı da, yine kendi içinde maddi ve şekli  dava arkadaşlığı olmak üzere ikili ayrımla düzenlenmektedir.

6100 Sayılı Kanunumuz 57. maddesinde hangi hallerde ihtiyari dava arkadaşlığının oluşabileceğini düzenlemiştir:

“Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:

  1. a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.
  2. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.
  3. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere yukarıda sayılan haller mevcut olduğu durumlarda davacılar davalı aleyhine birlikte dava açabileceği gibi davacı birden fazla davalı aleyhine de tek bir dava açabilir. Ancak ihtiyari dava arkadaşlığında, mecburi dava arkadaşlığında olduğu gibi zorunluluk mevcut değildir. Yani davacılar ayrı ayrı dava açabileceği gibi; davacı birden fazla davalı adına ayrı ayrı dava açabilir.

Kanunumuzun 58. maddesi ise ihtiyari dava arkadaşlığında, davaların birbirinden bağımsız olduğunu ve dava arkadaşlarının her birinin, diğerinden bağımsız olarak hareket ettiğini belirtmektedir.

Mecburi dava arkadaşlığında durum biraz farklıdır. Şöyle ki 59. Madde mecburi dava arkadaşlığının tanımını yapmaktadır:

Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.” Örnek olarak; elbirliğiyle mülkiyetin söz konusu olduğu durumlarda birlikte dava açılması veya aleyhlerine karşı tek bir dava açılması, kiracıların kiralanan taşınmazdan tahliyesinin talep edildiği davada tüm kiracıların davalı olarak belirtilmiş olması, TMK 286. maddeye göre açılan nesebin reddi davası anne ile çocuğa karşı birlikte açılması, adi ortaklıkta ortaklık tarafından açılan davaların bütün ortaklar tarafından birlikte açılması, asıl borçlu ile ipotek veren üçüncü kişiye karşı açılacak davanın bu kişilere karşı birlikte açılması…

Dava konusu olan hak, birden fazla kişi arasında ortak olup da, bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde dava arkadaşlığı maddi bakımdan zorunludur. Zorunlu dava arkadaşlığında; dava arkadaşları arasındaki ilişki çok sıkı olduğundan, davada birlikte hareket etmek durumundadırlar. Mahkeme ise, dava sonunda zorunlu dava arkadaşlarının hepsi hakkında tek bir karar verecektir. Zorunlu dava arkadaşlığında dava konusu olan hak tektir ve dava arkadaşı sayısı kadar müddeabbih bulunmamaktadır.  

Bazı hallerde ise, birden fazla kişiye karşı birlikte dava açılmasında maddi bir zorunluluk olmadığı halde kanun; gerçeğin daha iyi ortaya çıkmasını, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğru sonuca bağlanmasını sağlamak için, birden fazla kişiye karşı dava açılmasını usulen zorunlu kılmıştır ki, bu durumda şekli bakımdan zorunlu dava arkadaşlığı söz konusudur. Böyle bir davada, dava arkadaşları hakkında tek bir karar verilmesi veya dava arkadaşlarının hep birlikte ve aynı şekilde hareket etme zorunluluğunun varlığından söz edilemez.

Bu hususlarda Yargıtay’ımızca verilmiş kararlar şu şekildedir:

“…takip kredinin asıl borçlusu olan … takipte borçlu olarak gösterilmemiş olup asıl borçlu ile ipotek veren üçüncü kişi arasında şekli bakımdan zorunlu takip arkadaşlığı olduğundan bu hususun mahkemece re’sen gözetilmesi, alacaklının talebi halinde HMK 124. maddesine göre bu borçlunun takibe dahil edilmesi için alacaklıya süre verilmesi sonucuna göre hüküm tesisi gereklidir. Ayrıca asıl borçlu ve ipotek veren şikayetçiye hesap kat ihtarının gönderildiği dosya arasındaki noter belgesinden anlaşılıyor ise de bu borçlulara hesap kat ihtarının usulünce tebliğ edilip edilmediği de araştırılmamış olup bu husus İİK 150/ı maddesine göre ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde icra emri gönderilmesi için zorunlu bir şarttır…” (Yargıtay 12HD. E 2017/437, K. 2017 4106)

 

“…davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı açıktır. Ancak işveren tek bir işlemle, “Başvuruya Davet” bildirimi ile tüm davalılardan iş sözleşmelerini 27.06.2011 tarihine kadar yenilemelerini istemiş, davalılar ise birlikte aynı gün aynı noterden ihtarnameler çekerek iş akitlerini yenilemeyeceklerini bildirdiklerinden davalıların ortak işlemle yükümlülük altına sokuldukları; dolayısıyla davaların temelini oluşturan vakıalar ve hukuki sebeplerin aynı olduğu, buna göre davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, ayrıca davaların ayrılmasına karar verilmesi gerektiği yönünde emredici düzenleme bulunmayıp, mahkemenin takdirine bırakılmış olması ve iş mahkemelerinin kuruluş amacının işçilerin hakkını yargı yerleri olan mahkemelerden daha çabuk, kolay ve ucuz bir yolla alabilmelerini, davaların çabukluk ve kolaylıkla yürütülmesi sağlamak olduğu da dikkate alındığında, her davalı açısından ayrı ayrı yargılama yapılmasının usul ekonomisine de uygun düşmeyeceği ve direnme kararını temyiz edenler gözetildiğinde mahkemenin davaların birlikte görülmesi gerektiği yönündeki kabulünün isabetli olduğu sonucuna varılmıştır…” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/22-1565, K.2015/1092)

                                                                                                                  ENER AVUKATLIK BÜROSU

 

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.