* BOZMA KARARINDAN SONRA ISLAH YAPILAMAMASI

T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/12983

K. 2015/12068

T. 19.10.2015

DAVA : Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili ve Kayyum tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

KARAR : Dava, tapu kayıt maliki ile davacının mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar Dairece; “… davacı tarafça dava dilekçesinde çekişmeli taşınmazlardaki paydaşın kendi mirasbırakanları ile aynı kişi olduğunun tespiti talep edildiği halde; mahkemece, kayıt maliki ”Ali kızı Emine”nin kimlik bilgilerinin düzeltilmesi şeklinde, HUMK’nun 74 ve HMK’nun 26. maddesine aykırı olarak talepten fazlaya hükmedilmiş olması doğru değildir. Öte yandan, dava konusu 281, 282, 239, 287, 288 ve 289 parsel sayılı taşınmazlar yönünden TMK’nun 427. maddesi uyarınca kayyım atanmış olup, ilgili sıfatıyla kayyımın davada yer alması sağlanmadan sonuca gidilmiş olması da isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sırasında davacı 24.12.2104 tarihli ıslah dilekçesi ile kayıt malikinin baba adı ve soyadının düzeltilmesi talebinde bulunması üzerine mahkemece 239, 286, 287, 288 ve 289 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ıslah dilekçesindeki istek gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ne var ki; 4.2.1948 tarih ve 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ıslah, soruşturma ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir, Yargıtay’ca karar bozulduktan sonra bu yoldan yararlanmaya olanak yoktur. 6100 sayılı HMK’nun 177/1. (HUMK 84.). maddesinin açık hükmü karşısında ıslah, soruşturma ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir. Yargıtay’ca karar bozulduktan sonra bu yoldan yararlanmaya olanak yoktur. Bozmadan sonra ıslahın olanaklı olduğuna dair açık ya da örtülü bir hüküm de yasada yer almamaktadır.

Öte yandan; kısa ve gerekçeli kararda “davanın kabulüne” denildiği halde dava konusu edilen 281 ve 282 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak da olumlu veya olumsuz hüküm kurulmamıştır.

Hâl böyle olunca, bozma kararından sonra ileri sürülen ıslah isteğinin reddedilmesi ve dava dilekçesindeki istekle bağlı kalınarak tespit kararı verilmesi gerekirken, aksi düşünceyle kayıt maliki ”Ali kızı Emine”nin kimlik bilgilerinin düzeltilmesi şeklinde, HMK’nun 26. maddesine aykırı olarak talepten fazlaya hükmedilmiş olması ayrıca HMK’nun 297/2 maddesi gereğince tüm talepler hakkında hüküm oluşturulması gerekirken 281 ve 282 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olumlu veya olumsuz karar verilmemesi doğru değildir.

SONUÇ : Davalı vekili ve Kayyım vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

DAVA DİLEKÇESİNDE TALEP EDİLMEYEN İHBAR TAZMİNATI ISLAH DİLEKÇESİ İLE TALEP EDİLEBİLİR

T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/33001
K. 2016/4881
T. 7.3.2016


DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, ücret alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : A-) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, davalı … ait … ihale yolu ile alan firmalarda çalıştığını, 31.12.2008 tarihinde çıkartıldıklarını, iş akdinin fesih edildiğini iddia ederek, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram-genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

B-) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı … cevap dilekçesinde; davalı idarenin iş akdine taraf olmadığını iş akdinin taraflarının diğer davalı ve davacı olduğunu diğer davalı fırına ile aralarındaki sözleşmeye göre idarenin hiçbir şeyden sorumlu olmayacağı kararlaştırıldığından davanın reddini istemiştir.

Davalı … vekili; 2006 -2007-2008 yıllarında … için şirketlerinde çalıştığını ,davacıların kendilerinin hazırlayıp imzaladıkları ibranamelerde şirket çalışmaları ile ilgili alakalı herhangi bir taleple dava açmayacaklarını beyan etmiş olduklarını davacının 31.12.2008 de işten ayrılmış bu dönemde de her hangi bir alacağının kalmadığını beyan ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

C-) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı işveren tarafından iş akdinin haksız olarak davacı tarafından ya da haklı sebeplerle feshedildiği ispat edilemediği gerekçesi ile kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti taleplerinin kabulüne, hafta tatili ücreti ve ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

D-) Temyiz:

Kararı davacı vekili yasal süresi içinde temyiz etmiştir.

E-) Gerekçe:

1-)Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-)Yargılamanın etkinliğine hizmet eden usul ekonomisinde, hâkimin Kanun’un öngördüğü düzen çerçevesinde yargılamayı kolaylaştırarak, gereksiz zaman kaybına ve gereksiz masrafa sebebiyet vermeksizin âdil karara varması sağlanmaktadır … bu ilkeyi “adaletin ucuz, çabuk ve isabetli olarak sağlanması” olarak tanımlamaktadır.

Dairemizin yerleşik uygulamasında; usul ekonomisi ilkesi gereği iş sözleşmesinden kaynaklanması nedeni ile dava dilekçesinde talep edilmeyen işçilik ile ilgili bir alacak kaleminin ıslah dilekçesi ile talep edilebileceği kabul edilmektedir. Davacı taraf yargılama sırasında iş sözleşmesinin feshinden dolayı dava dilekçesinde talep etmediği ihbar tazminatını ıslah sureti ile istemiştir. Yukarda belirtilen ilke ve aynı ilişkiden doğması nedeni ile davacının ihbar tazminatının esası hakkında karar verilmesi gerekir. Mahkemece ihbar tazminatının dava dilekçesinde talep edilmediği ve ıslah sureti ile de talep edilemeyeceği gerekçesi ile bu istemin reddine karar verilmesi hatalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 07.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ISLAH İÇİN VERİLEN SÜRENİN VE SONUÇLARININ AÇIKÇA BELİRTİLMESİ GEREKİR AKSİ HALDE ISLAHIN GEÇERSİZLİĞİNE KARAR VERİLEMEZ

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : KEŞAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)
TARİHİ : 07/03/2012
NUMARASI : 2010/322-2012/208

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I 

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 01.03.2006-12.11.2009 tarihleri arasında temizlik işçisi olarak çalıştığını, müvekkiline rahatsızlığı sebebiyle K.. Devlet Hastanesi tarafından 26.10.2009-28.10.2009 tarihleri arasında istirahat verildiğini, 29.10.2009 tarihinde işbaşı yapmak üzere gittiğinde işlemleri ile ilgili bir sorun olduğundan bahisle o günlük işe gelmemesi söylenerek işbaşı yaptırılmadığını, davacının yerine görevlendirilen işçiye de davacının mazeretsiz olarak işe gelmediğine ilişkin tutanak imzalatıldığını, 12.11.2009 tarihli ihtarname ile de iş sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işe giriş tarihinin 29.03.2007 olduğunu, 26-27-28.10.2009 tarihlerinde mazeretsiz olarak işe gelmediğine ilişkin tutanaklar düzenlendiğini, mazereti varsa bildirmesi için 30.10.2009 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davacının şikayeti üzerine 09.02.2010 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü tarafından tutanak düzenlendiğini, davacı tarafından ibraz edilen iş göremezlik belgesinin tarihinin 10.11.2009 olmasına rağmen 26.10.2009-28.10.2009 tarihleri arasında çalışamayacağına dair geçmişe dönük düzenlendiğini, 2 hafta geriye dönük iş göremezlik belgesinin kabul edilemeyeceğini, kaldı ki iş göremezlik belgesine göre davacının 29.10.2009 tarihinde işbaşı yapabileceği halde işbaşı yapmadığını, bunun üzerine davacının iş sözleşmesinin 12.11.2009 tarihine kadar işe gelmemesi nedeniyle 12.11.2009 tarihli ihtarname ile iş Kanunun 25/II-g maddesine göre feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek sadece yıllık izin ücreti istemi hüküm altına alınmış diğer istemlerin ise reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir. 
E) Gerekçe:
Dosyanın incelenmesinden, 21.12.2011 tarihli celsede davacı vekilinin, “Bilirkişi raporunu inceleyerek beyanda bulunalım gerekirse ıslah dilekçesini sunacağım” dediği, yerel Mahkemece, “Davacı vekiline bilirkişi raporunu inceleyerek beyanda bulunmak ve ıslah dilekçesini sunmak üzere süre verilmesine” dair ara kararı kurularak duruşmanın 07.03.2012 tarihine ertelendiği, 07.03.2012 tarihinde davacı vekilinin ıslah dilekçesini sunduğu, ancak yerel Mahkemenin HMK’nun 181. maddesi gereğince ıslah için kanunda belirtilen sürenin bir hafta olup hakimin kanunda belirtilen süreleri uzatma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle ıslah talebinin reddine karar verdiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, yerel Mahkemece ıslah için verilen sürenin açıkça belirtilmemesi ve neticelerinin hatırlatılmaması isabetsiz olup, hükmün sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı, sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.