VASİYETNAMENİN TENFİZİ

Bu yazının konusu, vasiyetnamenin tenfizi başlığı altında, genel olarak vasiyetname nedir, vasiyetname türleri, vasiyetnamenin hangi hallerde iptal olacağı ve vasiyetnamenin açılarak uygulanması şeklinde belirlenmiştir. İlk olarak vasiyetnamenin tanımı ile başlamak konunun anlaşılması açısından faydalı olacaktır.

Vasiyetname, bir kimsenin ölümüne ilişkin olarak gerçekleşmesini arzu ettiği istek, emir ve kararların tek taraflı irade beyanı ile ilgililere aksetme zorunluğu bulunmadan yaptığı, ölüme bağlı hukuki işlemdir. TMK m.531 “Vasiyet resmi şekilde veya miras bırakanın el yazısı ya da sözlü olarak yapılabilir.”

Vasiyetname yapabilme şartlarına değinilecek olunursa; öncelikle kişinin temyiz kudretine sahip olması koşulu aranır. Bir diğer koşul ise 15 yaşını doldurmuş olmasıdır.

Vasiyetnameler; resmi, el yazılı ve sözlü olmak üzere üç kısma ayrılır. Resmi vasiyetname, iki tanığın katılımıyla memur, sulh hakimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli tarafından düzenlenir. El yazılı vasiyetname, yapıldığı tarih gösterilerek en başından en sonuna kadar miras bırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olan bir türdür. Sözlü vasiyetname ise miras bırakanın bazı olağanüstü durumlar nedeniyle diğer iki türdeki vasiyetnameyi yapamaması halinde başvurduğu yoldur. Bu türde miras bırakanın son arzusunu iki tanığa iletmesi koşulu vardır.

Vasiyetnamenin açılması hususundan bahsedilmesi gerekirse, vasiyetnamelerin geçerli olup olmamasına bakılmaksızın tesliminden itibaren bir ay içerisinde açılması gerekir. Sulh hukuk hakiminin görevi vasiyetnameyi açmak, okumak ve ilgililere tebliğ etmektir. Vasiyetname sulh hakimi tarafından okunmadığı müddetçe doğrudan Tapu Kadastro Müdürlüğü’ne iletilemez. Görevli mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesidir.

“…Miras bırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunludur ve teslimden itibaren bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Bu şekilde vasiyetnamenin usulünce açılıp okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle davaya konu vasiyetnamenin açılıp açılmadığının araştırılması gerekir ve vasiyetnamenin açılmasına dair kararın kesinleşme şerhli kararın da dosyaya konulması gerekir…”

(Yargıtay 3. HD. 2016/647 E-2016/1999 K)                                

 Vasiyetnamenin iptaline sebep olan haller incelediğinde şunları görülmektedir;

TMK m.557’de de belirtildiği üzere,

  1. Tasarruf, miras bırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı sırada yapılmışsa
  2. Tasarruf; yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa
  3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlaka aykırı ise
  4. Tasarruf, kanunda ön görülen şekillere uyulmadan yapılmışsa

“…Davada, resmi vasiyetnamenin şekil koşullarını taşımaması nedeniyle iptali, olmadığında tenkisi talep edilmektedir.

TMK`nın 532. maddesine göre, resmi vasiyetname; resmi memur, sulh hakimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli tarafından iki tanığın katılmasıyla düzenlenir. Uygulamada vasiyetnameler genel olarak noter tarafından düzenlenmektedir.

Vasiyetnamenin düzenleme şeklinde yapılması (Noterlik Kanunu md. 89) ve fotoğraflı olması zorunludur.

Kanunda noterden söz edilmesi, noterlik makamının hedef alınmasındandır. Noter yetkisine sahip yeminli başkatibin düzenlediği vasiyetname ile yeminli katibin düzenlediği vasiyetname Yargıtay`ca geçerli kabul edilmektedir. Ancak, vasiyetnamenin baştan sona kadar aynı memur tarafından düzenlenmesi ve onun tarafından gerekli yerlerin imzalanması zorunludur…”

(Yargıtay Hukuk Dairesi E:2013/10121 K:2013/10974 K.T.:25.06.2013)

Vasiyetname, yukarıda değinilmiş olunduğu üzere bir kimsenin ölümünden sonra mirası üzerinde belirttiği düzenlemelere denir. Vasiyetnamenin ilerleyen süreçteki hukuki işlemine ise vasiyetnamenin tenfizi denir. Genel bir tabirle vasiyetin yerine getirilmesi için yapılan işlemlerdir. Vasiyetnamenin tenfizini vasiyet alacaklıları talep edebilir. Vasiyet alacaklısı miras üzerinde pay sahibi olmayan, kendisine sadece herhangi bir mal bırakılan kişidir.

 Vasiyetnamenin tenfizi davasını açabilecek kişi vasiyet alacaklısıdır. Alacaklı bu davayı mirasçılara karşı açar ve vasiyetteki malın kendisine verilmesini talep eder. Bu dava vasiyetnamenin açılmasından itibaren açılabilir. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 602.maddesi uyarınca, vasiyet alacaklısının vasiyeti tenfiz davası açma hakkı, lehine belirli bir mal vasiyet edildiğini öğrendiği tarihten ya da vasiyete göre bu mal kendisine daha geç bir tarihte devredilecekse, bu tarihten itibaren 10 yıl içerisinde kullanılmadığı taktirde zamanaşımına uğrar. Bu hususlar aşağıda paylaşılmış olan içtihat ile daha iyi anlaşılacaktır.

“… Hukuk Genel Kurulu’nun 13.02.1991 gün, 648-65 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, vasiyetnamenin tenfizi diye adlandırılan davalar, bir ayni hakkın tesisi için değil, yalnızca Sulh Hukuk Mahkemesi’nce açılan vasiyetnamenin, TMK.nun m.595 ve
izleyen maddelerinde (MK.nun 535 ve izleyen maddelerinde) düzenlenen tebliği işlemlerinin tamamlanmasından ve gerekli yasal sürelerin geçmesinden sonra, herhangi bir itiraza uğramadığı ve iptalinin istenmediği bu nedenle de kesinleşmiş olduğunun tesbiti içindir.
Diğer bir anlatımla “Vasiyetnamenin tenfizi, vasiyetnamenin açılıp itiraza uğramadığı veya yapılan itirazların sonuçsuz kaldığının tesbitinden ibarettir. Bu tesbit başlı başına ayni bir hakkın geçirimini sağlamaz. Bilindiği üzere ölüme bağlı tasarrufla;
a- Mirasçılardan biri veya bir kaçı mirasçılıktan çıkarılabilir. ( TMK. m.510 ),
b- Koşullar ve yüklemeler (mükellefiyetler) konulabilir (TMK. m.515, yedek mirasçı atama TMK. m.52 art mirasçı atama TMK. m.521),
c- Mirasçı atanabilir ( TMK.m.516 ),
d-Mirasçılardan birine veya üçüncü bir kişiye belirli mal vasiyeti yapılabilir (TMK.m.517 ),
e- Vakıf kurulması öngörülebilir (…Belirtilen tasarrufların ne şekilde yerine getirileceği yine Medeni Kanunda ayrı ayrı gösterilmiştir. Mahrumiyet ve iskat (yoksunluk ve mirasçılıktan çıkarma) halinin aksi kanıtlanmadıkça, mirasçı seçilen kişi, mirasçılık belgesi almadıkça ( MK. m.598 ) kendisine belirli bir mal vasiyet edilen kimse, bu malı ilgilisinden istemedikçe “yasal mirasçı veya varsa tenfiz memurundan” ve karşı çıkılması halinde onlar aleyhine istihkak davası açıp dava ile haklılığını kanıtlamadıkça, vasiyetname ile yapılan tasarrufun sahibi olamaz…)
Medeni Kanunun 599. maddesi uyarınca, mirasın açılmasıyla terekeye sahip olma hakkı, sadece yasal mirasçılara tanınmıştır. Vasiyetname ile mirasçı seçilenlerin, ( Mirasçı nasb edilenler) hakları, yasal mirasçılar veya öncelikle tasarruf ile yararlarına bağışlama yapılmış olanlar tarafından açıkça itiraza uğramamış ise, bu hususun tebliğinden itibaren bir ay geçtikten sonra bunlar mirasçılık sıfatları hakkında belge verilmesini, Sulh Hakiminden isteyebilirler ( Bununla beraber her nevi istihkak ve iptal davası hakkı saklı olmak üzere ) (MK. m.598 ). Vasiyetname ile verilen hakkın geçirilmesini sağlayacak husus sulh hakiminin vereceği mirasçılık belgesidir.
Kendisine belirli bir mal vasiyet edilen kimsenin, durumu ise daha farklıdır. Medeni Kanunun 600.maddesi gereği, kendisine belirli bir mal vasiyet edilen kimse, bu vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olan varsa ona, yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı açacağı istihkak davası ile malın kendisine teslimini isteyebilir.
Somut olayda; davacının, davaya konu taşınmazları kendisine vasiyet eden muris …’nin yasal mirasçısı olmadığı, ancak davaya konu taşınmazların halen adına kayıtlı olduğu dava dışı muris Haydar’ın yasal mirasçısı olduğu anlaşıldığından; davacının, öncelikle davaya konu taşınmazların maliki Haydar adına olan tapu kayıtlarının mirasçıları adına intikalini sağlaması gerekir. Mahkemece, intikal işlemi gerçekleştikten sonra vasiyetnamenin tenfizi ile ilgili karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ; Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalılar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

Yargıtay 3.Hukuk Dairesi E:2017/14847 K:2017/16141

Stj. Av. Eren EKEN & Stj. Av. Dilara AÇIKEL & Av. Bilge İŞ & Av. Selçuk ENER

TEREKEYE TEMSİLCİ TAYİNİNDEN SONRA TEREKE ORTAKLARININ DAVAYI TAKİP YETKİSİ ORTADAN KALKAR

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2014/13769, K: 2017/1847

KARAR

Dava, ehliyetsizlik ve vekalet yetkisinin kötüye kullanılması nedenlerine dayalı tapu iptali-tescil; olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir. Davacılar, muris …’in torunu davalı …’ın muristen aldığı vekaletname ile 9 parsel sayılı taşınmazını davalı …’ye, 19 parsel sayılı taşınmazını da dava dışı Ziraat Odasına temlik edildiğini; o dönemde murisin sağlık sorunları ve hafıza zayıflığı yaşadığını, vekalet yetkisinin de kötüye kullanıldığını ileri sürerek, 9 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile muris adına tesciline, aksi takdirde bedelinin miras payları oranında tahsiline; 19 sayılı parsel sayılı taşınmazın bedelinin miras payları oranında davalı …’dan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı …, satış işlemlerinin geçerli olduğunu belirtip davanın reddini savunmuş; diğer davalı …, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, vekalet yetkisinin davalı … tarafından kötüye kullanıldığı ancak diğer davalı …’nın iyiniyetli olduğu gerekçesiyle, her iki parsel bakımından da davacıların miras payları karşılığı tazminatın davalı …’dan tahsiline karar verilmiş; 9 sayılı parsele yönelik tapu iptali-tescil isteği reddedilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, davadaki isteğin murisin terekesi adına ve O’na teb’an ileri sürüldüğü ve davanın elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine tâbi bulunduğu açıktır. Nitekim, muris Mümtaz’ın dava dışı mirasçısının bulunması nedeniyle yargılama aşamasında terekesine Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.12.2010 tarihli kararı ile temsilci olarak yazı işleri müdürü … atanmış; ancak, 12.04.2012 günlü duruşmada kendisine usulünce tebligat çıkarılmasına karar verilip, çıkarılan tebligat 17.04.2012’de usulünce tebliğ edilmişse de, tereke temsilcisi, kendisine tebligatla bildirilen 28.06.2012 günlü duruşmaya ve sonraki duruşmalara katılmamış, davalı taraf da yargılamanın tereke temsilcisinin yokluğunda sürdürülmesi yönünde herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Bilindiği üzere, davanın görülebilirlik koşulu olan terekeye temsilci tayininden sonra tereke ortağının veya ortaklarının davayı takip yetkisinin ortadan kalkacağı ve davanın tereke temsilcisinin huzuruyla yürütülmesi gerekeceği tartışmasızdır. Hal böyle olunca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150/2. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.480.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.