TAŞIYICININ MALIN EMNİYETLE TAŞINMASINI SAĞLAMAK ÜZERE HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMASI GEREKLİDİR

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2002/12522, K. 2003/5035

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Ankaar Asliye 7.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.09.2002 tarih ve 2001/596 – 2002/475 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkil şirkete taşıma rizikolarına karşı sigortalı emtianın, davalı tarafından gerçekleştirilen taşıma sırasında uğradığı ( 1.224.465.407 ) TL hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın, ödeme tarihinden itibaren, avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, T.T.K.nun 788 ve 795. maddeleri uyarınca hasar tespiti yapılmadığından dava hakkının düştüğünü, aynı Yasanın 781.maddesi uyarınca yeterli paketleme yapılmadığı için meydana gelen hasardan müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı taşıyıcının hatalı ambalajlamayı fark ettiği halde malları bu şekilde teslim aldığı ve güvenli şekilde taşımadığı, bu durumu belirten bir çekince koymadığı, bu durumda davacı şirkete sigortalı yükleyenin müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği,hasar bedelinin ( 1.099.465.407 )TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı taşıyıcı vekili temyiz etmiştir.

Dava, sigortacı şirketin malı hasarlı teslim eden taşıyıcı aleyhine açmış olduğu taşıma sigortasına dayalı rücuan tazminat davasıdır. Gerek T.T.K.nda ve gerekse CMR’de öngörülen sorumluluk sistemine göre, taşıyıcı, eşyanın kendisi tarafından teslim alındığı tarih ile gönderilene teslim ettiği tarih arasında uğradığı hasardan sorumludur. ( TTK 781, CMR 17/1 ) Taşıyıcının bu sorumluluktan kurtulması, ancak anılan maddelerde belirtilen kurtuluş beyyinelerini ispatlamasıyla mümkündür. Davalı her ne kadar, istif ve yüklemenin göndericiye ait olduğunu, hasarın kötü ambalaj ve istifleme hatasından kaynaklandığını savunmuş ise de, gönderen hatalı yükleme konusunda yanlış talimat vermiş olsa bile, taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere her türlü tedbiri alması, hatalı yüklemeye karşı çıkması gerektiğinden, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunmaması nedeniyle sorumluluğu vardır.

Öte yandan, yükleme ve istifleme göndericiye ait ise, akarlı maddeyi taşımak için seçilen paletlerin üstüste koymaya uygun şekilde destek bağlanmasının yapılmadığı, bundan dolayı kutuların kaydığı ve tahta paletlerin dışına düştüğü, araç sarsıntılarına karşı paletlerin çıtalarla takviye edilmediği ve hasarın bu nedenle meydana geldiği anlaşılmış olmasına göre, göndericinin de zararın oluşmasında müterafik kusurlu olduğu kabul edilmelidir.

Bu durum karşısında, mahkemece, ambalaj ve istiflemenin göndericiye ait olduğunun belirlenmesi halinde, tüm kusurun taşıyana yüklenemeyeceği gözetilerek, gönderici ve taşıyıcının birlikte kusurlu ve sorumlu olduklarının kabulü ile bu çerçevede değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2003 oybirliğiyle karar verildi.

İSTİF HATASI GÖZLE GÖRÜLÜR İSE TAŞIYAN GÖNDERENİ UYARMALIDIR

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2003/6234, K. 2003/9575

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.11.2002 tarih ve 2001/232 – 2002/518 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, dava dışı E… Mühendislik Danışmanlık San. ve Tic.Ltd.Şti.’nin Türkiye/Tuzla’dan Hollanda’ya göndereceği motor botun nakliyesinin müvekkili şirket tarafından nakliyat sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, davalı şirketin taşımacılığını yaptığı sigortalı motor botun hasarlı olarak tahliye edildiğini belirterek, ( 4.461.446.298 ) TL’nin faiziyle birlikte davalıdan rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, motor botun araca yüklenmesinin uzmanlık gerektiren bir iş olup, gönderen tarafından yapıldığını, bir hasar var ise bunun yükleme hatasından kaynaklandığını, ekspertizin Türkiye’nin kabul ettiği gözetim şirketlerinden birine yaptırılmadığını, taşınan malın CMR sigortası kapsamında olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, taşıma senedinde bildirilen malın ağırlığı ve niteliği gereği araca davalı taşıyıcı tarafından yüklenmediği, ancak araca yüklenen motor botun kontrolünde ve istifinde bir noksanlık olmadığının davalının taşıma senedine CMR 9/2.maddesine uygun çekince dermeyan etmemesinden anlaşıldığı, davalı taşıyıcının istife nezaret mecburiyeti ve yüklemenin sefere uygun olarak yapılmasını istemesi mükellefiyeti bulunduğunu, bunların değerlendirilmesinden motor botun araca yüklenmesi esnasında hasarlanmadığının ortaya çıktığı, varma yerinde mal alıcısının ihtirazi kayıtlı taşınan motor botu tesellüm ettiği, taşıyıcının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, yabancı ülkelerde hasar ekspertizlerinin mahalli ekspertiz birliklerine kayıtlı eksperler veya ekspertiz büroları kanalıyla yapılıp, bunların tazmin ettiği hasar belgelerinin geçerli bulunduğu, davalının asıl taşıyıcı olup CMR Konvansiyonu’nun 36. maddesine göre davanın davalıya ikame edilebileceği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile ( 3.948.251.532 ) TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, karayoluyla uluslararası nakli davalı tarafından üstlenilen emtianın taşıma esnasında hasarlanması nedeniyle sigortalısına hasar bedelini ödeyen sigortacının, sigortalısının haklarına halef olarak açtığı tazminat istemine ilişkin bulunmaktadır.

Uyuşmazlığa uygulanması gereken Karayolu ve Milletlerarası Mal Nakliyatı Mukavelesi İle İlgili Anlaşma ( CMR )’nin 17/1. maddesi uyarınca kural olarak taşıyıcı malları teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar, bunların tamamen veya kısmen kaybından ve vukubulacak hasardan mesul ise de, aynı Konvansiyon’un 17/4-c maddesi uyarınca, malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından taşınması, yüklenmesi, istif edilmesi veya boşaltılması nedeniyle oluşan hasarlardan dolayı taşıyıcının ibra edileceği belirtilmiştir. Davaya konu uyuşmazlıkta, yüklemenin gönderen tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanmaya çalışıldığı üzere, gönderenin taşıması üstlenilen motorbotun istifini yanlış yapmış olması haline anılan hükümler uyarınca, taşıyıcının tazminatla sorumlu tutulması düşünülemezse de, yükleme ve istif hatasının, ayrıca bir araştırmaya gerek duyulmaksızın kolaylıkla fark edilebileceği hallerde, taşıyıcının durumu gönderene duyurarak onu uyarması M.K’nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük ilkesinin bir gereğidir. Dolayısıyla uyarının yapılmadığı hallerde, zararın gönderen ile taşıyıcı arasında B.K.nun 44 nün maddesi uyarınca paylaştırılması uygun olur. ( Bkz.Doç.Dr.Sabih ARKAN, Karada Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının sorumluluğu, 1982 Ankara, sayfa 124 ). Bu durumda mahkemece, zararın öncellikle istif hatasından mı, yoksa taşıma kusurundan mı kaynaklandığı tartışmasız bir şekilde ortaya konulduktan sonra, eğer zararlı sonuç istif hatasından kaynaklanmışsa, yukarıda açılanmaya çalışıldığı üzere, davalı taşıyıcının müterafik kusur oranı belirlenerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan değerlendirmeye dayanan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi hatalı olmuştur.

3-Yine, sigortalı ile davacı arasındaki sigorta poliçesinde toplam sigorta bedeli üzerinde % 3 tenzili muafiyet uygulanması öngörülmüş olup, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda bu muafiyet hükmünün dikkate alınmamış olması da yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarını reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASI, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.