YURT DIŞINA GÖNDERİLEN İŞÇİLERİN YURT DIŞINDAKİ ÇALIŞMALARINDAN, YURT İÇİNDEKİ ŞİRKETİN DE, ORGANİK BAĞIN VARLIĞININ KABULÜ HALİNDE, SORUMLU OLMASI GEREKİR.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  2016/22007 E., 2016/19549 K.

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait …. Bayisinde 18/04/2011 tarihinden itibaren işten çıkarıldığı 14/11/2013 tarihine kadar Satış Temsilcisi ve akabinde Yetkili Müdür olarak aralıksız şekilde çalıştığını, ancak hiçbir şekilde sigorta kaydının yaptırılmadığını, en son aldığı net ücretin primlerle birlikte 3.500,00 $ (7.000,00 TL) olduğunu, haftalık 100 saati aşan fazla çalışmalarının bulunduğunu, davacının davalıya ait ….. adresinde işe başladığını, çoğunlukla gündüz 12 saat ve üzeri şekilde, çoğu günler ise 24 saat aralıksız çalıştığını, daha sonra Irak Bayi Sorumlusu olduğundan dolayı ….. ve …… arasında iletişim sağladığını, sürekli takip ve denetim altında tutulduğunu, ….. bölgesinin savaş halinde olması nedeniyle can güvenliğinin tehlikede olmasına rağmen ağır iş koşullarında aralıksız, özveri ile çalışmaya devam ettiğini, kaçma olasılığına binaen ilk 6 ay 1.000 $ (2.000,00 TL) eksik maaş ödendiğini, eksik ödenen bu ücret toplamının iş akdi sonlandırıldığında ödeneceğinin belirtildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, ayrıca 11/2013 döneminde 14 günlük ücret ve prim olan 1.635 $ (3.270,00 TL) ücretinin de ödenmediğini, bu şekilde 7.635 $ ücret alacağının bulunduğunu Müvekkilinin haftalık ortalama 100 saat fazla çalışmasının bulunduğunu, bu hususta hiçbir ödemenin yapılmadığını, haftanın 7 günü 24 saat çalışmasının tanıklarla ispatlanabileceğini, her 6 ay’da bir 15 günlük izin verildiğini, fazlaya ilişkin izin haklarının ise kullandırılmadığını, bu hususta şikâyetlerini dile getiren müvekkiline zedeleyici onur/şevk cevaplar verildiğini, ayrıca çalıştığı dönem boyunca tüm UBGT günlerinde çalıştığını, dini bayramlar günlerinin birinde ilk gün, diğerinde ise bayramın ikinci yahut arefe günü olmak üzere toplamda iki gün tatil kullandırıldığını, tüm bu yoğun çalışmalarının mail yazışmaları/sms kayıtları ile de kanıtlanabileceğini belirterek işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, şirketin ……. ‘un ….. distribütörü / ……. ithalatçı ve genel dağıtıcısı olduğunu, faaliyetlerinin Irak ile ilgisiz olduğunu, Ticari Mevzuat ve Bayilik Sözleşmesi hükümlerinde araç dağıtımı yapıldığını, bayilerin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu, bayilerle davalı şirketin temsilci, acente, kefalet veya vekalet ilişkisinin olmadığını, davacının şirkette hiçbir çalışmasının olmadığını, bu nedenle davanın HUSUMET yönünden reddini talep ettiğini, Yetkilisi Temsilci ve Müdür olduğu beyanında bulunan davacının SGK kaydı ve ücret hususundaki iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının internetten temin edilen delillerinin gerçek ve resmi bilgilerle çeliştiğini, hukuken mümkün olmadığını, yapılan mail yazışmaların ortaklık/temsilcilik olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının olmayan çalışmadan bahsettiğini, alacaklarının bulunmadığını, müvekkili şirketin çalışanlarının ve üst idareci kadrosundan sair ücretli çalışanlarına kadar aldıkları ücretler ile de bağdaşmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının çalıştığını beyan ettiği Irak’taki firma yapısına ilişkin herhangi bir resmi bilgi ve belge mevcut olmadığı, davacının dava konusu dönem içerisinde sigortalılık kaydının bulunmadığı, davacının çalıştığını iddia ettiği Irak bayiliği ile davalı şirket arasına bağlantı olduğunu gösterir resmi bir kayıt ve belge bulunamadığı, dosyaya sunulan gazete kupürleriyle haber sitesi çıktılarındaki yazılar davacının Irak’ta davalı işverenlik nezdinde çalıştığını kabule yeterli ve davacının hizmetinin geçtiğini beyan ettiği davalı işverenlik ile ilgisini gösterir tanık beyanı dışında herhangi yazılı bir delil mevcut olmadığı, davacı tanıkları da davacının işten ayrılış tarihlerini bilmediklerini, Irak’a geliş ve ayrılış tarihlerini hatırlamadıklarını, ayrılış sürecini bilmediklerini söyledikleri, davalı tanıklarının ise davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri, davacı tarafından dosyaya sunulan 01 Eylül 2013 tarihli tediye makbuzu başlıklı Ağustos ayı maaşı olarak 2.250 USD ödendiğine dair belgenin kim tarafından düzenlendiği, imzanın kime ait olduğunun anlaşılamadığı gibi davalı işverenlikle ilişkili olduğunun da sabit olmadığı gerekçesi ile davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

5718 sayılı Türk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’’un 1. maddesinin 1. fıkrasında hâkimin Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygulayacağı belirtildikten sonra 4. fıkrasında uygulanacak hukuku seçme imkânı verilen hallerde taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça seçilen hukukun maddi hukuk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.

Kanunun “kamu düzenine aykırılık” başlıklı 5.maddesinde “Yetkili ….. hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün …. kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz gerekli görülen hâllerde …. hukuku uygulanır” hükmü düzenlenmiştir.

Yurt dışında hizmet alanında faaliyet yürütmek için bulunduğu ülke mevzuatına göre işyeri açan ve işveren olan …. vatandaşlarının, bu işyerinde çalışmak üzere …..’den çalışmak üzere ….. vatandaşı gerçek kişileri işçi sıfatı ile götürdükleri ve bunun genelde ….. İş Kurumu vasıtası ile yapıldığı bilinmektedir. Ancak çoğu zaman …. vatandaşı işçiler Türkiye bağlantılı şirketler vasıtası ile kurum kayıtları yerine getirilmeden turist vizesi ile çalıştırmak üzere götürülmekte ve yurt dışındaki ülke mevzuatı ile kurulan şirket işçisi olarak çalıştırılmaktadır. İş hukukunun emredicilik yönü ve işçinin korunması ilkesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan bu tür uyuşmazlıklarda açıklandığı gibi …. vatandaşı olan işçinin kamu düzeni de dikkate alınarak yurt dışına gönderilmesinde gönderen kişi yada şirketin yurt dışındaki ….. şirket ile organik bağı delillendirildiğinde …. İş Hukuku uygulanmakta ve organik bağ içinde olan ……’de kişi veya kişiler işçinin işvereni kabul edilerek sorumlu tutulmaktadır.

Dosya içeriğine göre davacının davalı şirket tarafından yurt dışı işyerine çalıştırılmak üzere gönderildiği, yurt dışı işyerinde davalının organik bağ içinde olduğu ve o yer mevzuatına göre kurulan şirket tarafından çalıştırıldığı, bu durumun dosyadaki tanık beyanı ve davalı şirketin internet sayfasındaki bilgilerden (davalının …..’ta bayiliğinin bulunduğunun belirtilmesinden) anlaşılmaktadır. Bu somut delillere göre dava doğru hasma yöneltilmiştir. İşin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, husumetten reddi hatalıdır.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ANONİM ŞİRKETLER İÇİN TEHLİKE ÇANLARI!

AVUKAT BULUNDURMAMANIN BİR YILLIK KARŞILIĞI 42.660 TL

Esas sermaye miktarı 250.000 TL’nin üzerinde olan anonim şirketler ve üye sayısı yüz ve üzerinde olan kooperatifler için Sözleşmeli Avukat bulundurmak yasal zorunluluktur.

 

Avukatlık Kanununun 35. maddesine göre;

“…..

Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir.”

 

Anılan hüküm gereği, bu yükümlülüğe uymayan şirketlerin, her ay başına 2(iki) brüt asgari ücret tutarında idari para cezası ile cezalandırılacağı da öngörülmüştür. 2017 yılı için brüt asgari ücretin; 1.777.50 TL olduğu düşünülürse, avukat bulundurmayan her bir anonim şirket bir yıl için; 42.660 TL idari para cezası ödeyecek. Geriye dönük tespit ile bu rakam, işverenler için önemli bir zarar kalemi demek.

 

Son günlerde medyada görüldüğü üzere, Barolar ve Cumhuriyet Başsavcılıkları bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği hususunda sıkı denetim içerisindedirler. Benzer durumla karşı karşıya kalmamak adına, en azından ileriye dönük olarak sözleşmeli avukat bulundurarak bu yaptırımlara maruz kalmanın önüne geçilebilir. İdari para cezası olarak paraların, sözleşmeli avukat bulundurmak için harcanması neticesinde, elde edilecek menfaat ödenen meblağın çok üzerinde olacaktır.

 

Yasanın öngördüğü anonim şirketlerin ve kooperatiflerin bu konuya hassasiyet göstermesi kaçınılmaz. Cezadan kaçınmak adına değil, basiretli ve öngörülü bir tacir gibi davranmak bunu gerektirecektir. Nitekim hukukçular ve mali müşavirler kurumsal ve profesyonel bir tacirin vazgeçilmez yardımcısı olduğu kadar olası mali ve hukuki tehlikeleri önleyici bir sigorta görevi görürler.

 

Siz de, özellikle ticaret hukuku, borçlar hukuku, iş hukuku ve sözleşmeler hukuku alanında uzman bürolardan danışmanlık hizmeti alabilir, yasanın öngördüğü yükümlülüğü yerine getirebilirsiniz.

 

Unutmayın ki, sözleşme ile ödediğiniz bedelin karşılığında hizmet alırsınız, ancak ödediğiniz cezanın size geri dönüşü olmayacaktır.

                                ENER AVUKATLIK BÜROSU

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.