SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN HAK , KİŞİSEL BİR HAK OLMASI NEDENİYLE VAAT ALAN ALICININ, TAPUYA ŞERH VERİLEREK KUVVETLENDİRİLMİŞ KİŞİSEL HAK HALİNE GETİRİLMEMİŞ BU HAKKINI SÖZLEŞMENİN TARAFI OLMAYAN BAŞKA KİŞİLERE DAVA YOLUYLA İLERİ SÜREMEYECEĞİ GEREKÇESİYLE TAŞINMAZIN VAAT VEREN TARAFINDAN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE SATILMASI DURUMUNDA YENİ MALİKLERE KARŞI HAK İLERİ SÜREMEZ.

Hukuk Genel Kurulu         2014/1153 E.  ,  2016/910 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 06.10.2011 gün ve 2009/388 E., 2011/731 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.03.2012 gün ve 2012/2850 E., 2012/3852 K. sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş ise de, davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 05.07.2012 gün ve 2012/8060 E., 2012/9280 K. sayılı ilamı ile;

(…Davacı, davalıların murisi Fatma Özkurt’un 11.01.1979 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile 688 parsel sayılı taşınmazdan 400/1525 sehimini yani hissesine mahsuben 400 m2 yeri kendisine satmayı vaat ettiğini belirterek tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur.

Davalı …, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dava konusu taşınmazın imar uygulaması ile 208 ada 1, 2, 3 ve 4 sayılı parsellere dönüştüğü, satış vaadi sözleşmesine dayanılarak hak iddia edilen yerin 208 ada 3 numaralı imar parseli içerisinde kaldığı, bu parselin de dava tarihinden önce üçüncü şahsa satıldığı belirtilerek husumet yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.

Davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706 Borçlar Kanununun 213 ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Satış vaadi sözleşmesi ile ana taşınmazdan pay satın alan davacının imar nedeniyle ifrazen oluşan 208 ada 1, 2, 3 ve 4 sayılı parsellerde de mülkiyet hakkı söz konusudur. Mahkemece, resmi şekilde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi gereğince bu parsellerden davacıya pay tesciline karar verilmesi gerekir. Ancak, bu parsellerden 208 ada 1, 2 ve 3 sayılı imar parselleri satış vaadi sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra ve dava tarihinden önce üçüncü kişilere tapudan devredilmiş ise de 208 ada 4 sayılı imar parseli tapuda halen satış vaadinde bulunan Fatma Özkurt mirasçılarından davalı … adına kayıtlı bulunmaktadır. Bu durumda imar parsellerinden daha önce düzenleme ortaklık payı da düşüldüğünden davacının her bir parselde satın almış olduğu oranda pay sahibi olduğu gözetilerek halen tapuda mirasçılardan … adına kayıtlı bulunan 208 ada 4 sayılı imar parselinden bu miktarda payın iptali ile davacı adına tesciline karar vermek gerekirken davanın yazılı şekilde husumet yönünden reddi doğru görülmemiştir.

Dairemizin onama kararı yanılgıya dayalı olduğundan davacı vekilinin yerinde görülen karar düzeltme itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; Özel Dairece ilk olarak kararın onanmasına karar verilmiş ise de; davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine karar yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararını davacı vekili temyize getirmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin eldeki davada, dava konusu 688 parsel sayılı taşınmazdan imar nedeniyle ifrazen oluşan 208 ada 1, 2, 3 ve 4 sayılı parsellerde de davacının mülkiyet hakkının söz konusu olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı …’a husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Davacı … ile davalıların murisi Fatma Özkurt arasında 11.1.1979 tarihinde, 467 yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, buna göre Hatay ili Dörtyol ilçesi Yakacık köyü Küçükkösecili mevkiinde bulunan 688 parsel sayılı taşınmazın 400 m2’sinin davacıya devrinin vaat edildiği, gayrimenkul satış vaadinin düzenlenmesinden sonra 3.4.1996 tarihinde, davalılardan …’un dava konusu 688 parsel sayılı taşınmazın 51/240 hissesini babası Ahmet Doğan Özkurt’tan, 36/240 hissesini ise Aişe Aydın’dan satın aldığı, 10.3.2009 tarihinde dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucunda şuyulandırmaya tabi tutulduğu, 208 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel numaralarını aldığı, 208 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 357/372 hissesinin dava dışı Meryem Ilgın’a, 15/372 hissesinin Payas Belediyesi’ne ait olduğu, 208 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 357/404 hissesinin dava dışı Halil Topdağ’a, 47/404 hissesinin Payas Belediyesi’ne ait olduğu, 208 ada 3 parsel sayılı taşınmazın dava dışı Gülseren Özkan’a, 208 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ise davalılardan …’a ait olduğu görülmektedir.

Davalılardan …’un dava konusu Yakacık Köyü 688 parsel (yeni 208 ada 4 parsel) sayılı taşınmazın 51/240 hissesini babası Ahmet Doğan Özkurt’tan henüz babası hayatta iken, yine 36/240 hissesini de Aişe Aydın’dan 3.4.1996 tarihinde satış yoluyla edindiği, davalı …’a miras yoluyla yapılmış bir intikalin söz konusu olmadığı, satış vaadi sözleşmesinden doğan hak, kişisel bir hak olduğu için, vaat alan alıcının bu hakkını, sözleşmenin tarafı olmayan başka kişilere dava yoluyla ileri süremeyeceği, taşınmazın mal sahibi tarafından başka kişilere satılması halinde, yeni malike karşı herhangi bir hak iddia edemeyeceği, taşınmaz satış vaadinin bu akdin dışında bulunan kişileri bağlamayacağı, bu akitten doğan hakkın onlara karşı ileri sürülemeyeceği ve taşınmaz satış vaadinin tapu siciline de şerh edilmediği anlaşıldığından şahsi hak doğuran satış vaadi sözleşmesinin 3. kişi durumunda bulunan ve tapuda satım akdi ile ayni hak kazanmış olan davalı …’a karşı husumet yöneltilmesi mümkün değildir.

Hal böyle olunca, mahkemece, yukarıda açıklanan ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davalı …’un maliki olduğu taşınmazı tapuda satın aldığı, kendisine miras yoluyla yapılmış bir intikalin söz konusu olmadığı, şahsi hak doğuran satış vaadi sözleşmesinin davalı …’a karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi ile bu kararda direnilmesi usul ve yasaya uygun olup direnme kararının onanması gerekmiştir.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 29.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ZAMANAŞIMI YOLU İLE TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN KAZANILMASI

Türk Medeni Kanunu’muzun 705. maddesine göre bir taşınmazın mülkiyetinin kazanılması tescil ile olmaktadır. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması ise birçok yoldan gerçekleşebilmektedir. Bunlardan bazılarına değinecek olursak;

1-) Taşınmaz Mülkiyetinin Hukuki İşlemle Kazanılması

Taşınmaz mülkiyetinin hukuki işlemle kazanılması tarafların arasında yapmış oldukları taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler ise resmî şekilde düzenlenmelidir. Resmi şekilden kasıt ise; taşınmaz mülkiyeti ile ilgili işlemlerin tapuda gerçekleştirilmesidir.

2-) Taşınmaz Mülkiyetinin İşgal Yolu İle Kazanılması

İkinci olarak taşınmaz mülkiyeti işgal yolu ile de kazanılabilmektedir. Ancak işgal yolu ile kazanımın olabilmesi için, tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın kaydının malikin istemiyle terkin edilmiş olmasına bağlıdır. Tapulu taşınmazlar işgal yoluyla kazanılması için sahipsiz olması gerekmektedir. İşgal yolu ile kazanım için herhangi bir zamanaşımı süresi şartı aranmamaktadır.

3-) Taşınmaz Mülkiyetinin Kazandırıcı Zamanaşımı Yolu İle Kazanılması

Bir diğer kazanım yolu ise kazandırıcı zamanaşımıdır. Olağan zamanaşımı ile kazanım ve olağanüstü zamanaşımı ile kazanım olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Olağan zamanaşımı ile kazanımda; geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyi niyetle sürdürürse, zilyet olduğu taşınmazın mülkiyetini kazanır ve tescilini talep edebilir. Olağanüstü zamanaşımı ile kazanımda ise; tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişinin mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.

Şunu da belirtmekte fayda var ki; sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz. Bu nedenle kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyetin iktisabına konu edilemezler.

Taşınmaz mülkiyetinin tescilini isteme hakkına sahip olanlar ise Medeni Kanunumuzun 716. maddesinde şöyle belirtilmiştir:

“Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.

Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebrî icra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili doğrudan doğruya yaptırabilir.

Bir taşınmazın mülkiyetinde eşler arasındaki mal rejimi dolayısıyla meydana gelen değişiklikler, eşlerden birinin istemiyle tapu kütüğüne doğrudan tescil olunur.

            Görüleceği üzere taşınmaz mülkiyeti çeşitli şekillerde kazanılabilmekte, ancak bazı şartların kesin olarak yerine getirilmiş olması da gerekmektedir. Bu şartların eksikliği halinde taşınmaz mülkiyetinin kazanılamayacağı unutulmamalıdır.

                                                Av. Mehmet ÇELİK & Av. Selçuk ENER

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.