SATICI, SÖZLEŞME VE EKİ ŞARTNAMEDEN BAŞKA AYRICA İLAN VE REKLAMLARDA, BROŞÜR VE KATALOGLARDA VADETTİĞİ HUSUSLAR YÖNÜNDEN DE ALICI TÜKETİCİYE KARŞI SORUMLUDUR.

Yargıtay 3. HD, E: 2020/11215, K: 2020/6844, T: 23.11.2020

MAHKEMESİ : TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ile davalı … İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, davalıların inşaa ettiği … Evleri projesinden, konut satın aldığını ancak satış ofisinde, broşür ve materyallerde tanıtımı yapılan ve sözleşme ve eki mahal listesinde belirtilen taahhütnamelere uygun bir imalat ve teslimatın yapılmadığını, iç ve dış mahallerdeki eksik ve ayıplı işler nedeni ile değer kaybı nedeniyle oluşan zarardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000TL’nın tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile talebini arttırarak toplamda 175.000TL nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile bilirkişi raporuyla belirlenmiş olan ve davacıya ait bağımsız bölümün bulunduğu yapının önüne yapılmış olan avm inşaatı nedeniyle bağımsız bölümünde oluşan değer kaybı olarak belirlenen 43.750,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılardan …………… İnş. San ve Tic A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesinde; “Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2003 tarih, 2003/12-574-564 sayılı kararında vurgulandığı üzere ortak girişim iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklık türü olup, bu ortaklığın tek başına tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Adi ortaklığın kendisine ait bir tüzel kişiliği mevcut olmadığından davada taraf olma ehliyeti yoktur. Bir başka ifade ile adi ortaklığın dava ve takip ehliyeti olmadığı gibi, ona karşı da dava açılamaz. Bu bağlamda adi ortaklığa karşı açılacak davalar adi ortaklığın kendisine karşı değil dava konusunun paradan başka bir şey olması halinde ortaklığı oluşturan ortakların tamamına, konusunun para olması halinde ise ortaklar arasında müteselsil sorumluluk esası geçerli olduğundan ortaklardan biri ya da birkaçı aleyhine yöneltilmelidir. Ortakların, aksine bir sözleşmenin varlığı kanıtlanamadığı takdirde ortaklık borçları ile gelirlerinden eşit oranda hak ve sorumluluk sahibi oldukları kabul edilmelidir.

Tüm bu nedenlerle mahkemece hükmedilen bedelin ‘davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesineʼ şeklinde hüküm kurulmak suretiyle, davalılardan …’nın da sorumlu olduğuna dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

3- “……. Evleri” adlı proje kapsamında yapılacak konut ve işyeri satışına ilişkin internet ilanlarında, reklam ve tanıtım broşürlerinde 400.000 m2 arazi üzerinde inşa edileceği, 5 etaptan oluştuğu, 5.500 konut yapılacağı, içinde AVM, tam donanımlı hastane, anaokulu, ilköğretim okulu, lise, … , 350.000 m2 peyzaj alanı, … gibi donatıların yapılacağının vaad edildiği anlaşılmaktadır.

Yasal mevzuat gereğince, satıcı, sözleşme ve eki şartnameden başka ayrıca ilan ve reklamlarda, broşür ve katologlarda vaat ettiği hususlar yönünden de alıcı tüketiciye karşı sorumludur. O halde mahkemece, teknik şartnamede belirtilmeyen ancak tanıtım materyallerinde belirtilen tüm hususlar yönünden de tek tek ayıplı ya da hiç yapılmayan imalatlar konusunda inceleme yapılarak varsa değer kaybı belirlenmelidir ancak bu hususa ek olarak, bilirkişi raporunda projenin henüz tamamlanmamış etap etap devam eden bir proje olduğu belirtilmiş olup, taahhüt edilen bu hususlardan bir çoğunun dava ve keşif tarihi itibariyle yerine getirilmediği ya da tamamlanmadığı da dosya kapsamı itibariyle sabittir. Söz konusu sosyal tesislerin ve ortak alanların yapılmamış olması, alıcının satın alma kararını etkileyen, taşınmazın değerini azaltan bir husustur.

Netice itibariyle, Mahkemece, sadece teknik şartnamede belirtilen hususlar yönünden belirleme yapılarak, tanıtım materyellerindeki vaadler konusunda bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi ve sosyal tesislerin davalılar tarafından yapılarak ve eksiklikleri giderilerek projenin tamamlanması halinde bu yönden dava konusuz kalacağından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,yapılmayan ve bundan sonrada yapılmayacağı kesinleşen sosyal tesisler var ise, bunlardan dolayı davacının uğradığı zararın nisbi metoda göre hesaplanarak, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda değerlendirme de yapılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir. Bu durumda mahkemece, açıklanan hususların tespiti yönünde mahallinde gerekirse uzman bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden keşif yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

S O N U Ç

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

SAĞLAYICI, YETERLİ UYARI HİZMETİ VE GÖREVİNİ YERİNE GETİRMİŞSE SORUMLULUĞUNUN ORTADAN KALKMASI NEDENİYLE TÜKETİCİNİN AYIPLI HİZMETTEN DOĞAN TALEPLERİNDEN SORUMLU OLMAZ.

Yargıtay 11. H.D., E: 2016/10974, K: 2018/3073, T: 25.04.2018

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Tüketici Mahkemesi’nce verilen …/05/2016 tarih ve 2014/2293-2016/772 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, …-22 Mayıs 2014 tarihinde … …şehrinde yapılan Dünya konferansına Türkiye temsilcisi ve onur kurulu üyesi olarak davet edildiğini, konferansa gitmek için uçak bileti almak amacıyla davalı firma ile görüştüğünü, 11.11.2013 tarihinde biletin alındığını ancak 5 ay kadar bir zaman geçtikten sonra bilette değişiklik yapılarak eşi ve kendisi için ayrı uçaklarda bilet ayarlanabildiğinin kendisine iletildiğini, bunu kabul etmemesi üzerine bir başka havayolundan Münih aktarmalı olarak bilet alındığını, uçuş günü havaalanında transfer noktalarından birinin Toronto olması sebebiyle… vizesine ihtiyaç duyulduğundan bahisle uçağa alınmadıklarını, davalının bu zorunluluk hakkında kendilerine haber vermediğini ileri sürerek uçak bilet bedeli ….769,18 TL’nin biletin alındığı tarihten itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 11.11.2013 tarihinde bilete ilişkin rezervasyonun talep doğrultusunda yapıldığını, rezervasyonu yapılan ve alınan biletin alt kısmında “…” şeklinde kalın puntolu harflerle yazılmış bir uyarı bulunduğunu, davacının Profesör olarak çalıştığını, bu uyarıyı okumamış olmasının inandırıcı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı acentenin ayıplı hizmet sunduğu, aktarmalı uçuş yapan davacıyı aktarmaların yapıldığı şehirlerin ait olduğu ülke vizelerine ilişkin uyarmadığı, bilet metni içerisinde yer alan yazıdan ibaret hangi ülkeye ilişkin vize alınacağı belirtilmeyen genel ibarenin davacı tüketici açısından yetersiz olduğu ve bu hususun davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, ayıplı hizmet sebebiyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu davanın kabulü ile ….769,18 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının ayıplı hizmet sunduğu iddiası ile uğranılan zararın tazminine ilişkindir.
Mahkemece, aktarmalı uçuş yapan davacının aktarma yapılacak ülkelerin vize talepleri bakımından davalı tarafca uyarılmadığı ve bu suretle ayıplı hizmet sunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı yanca davacıya gönderilen bilet bilgileri altında “lütfen gideceğiniz ülke için vizenizin ve aktarma yapacağınız ülke için transit vizenizin olduğuna emin olunuz.” ibaresinin yer aldığı, bu haliyle davalı tarafın yeterli uyarı hizmeti ve görevini yerine getirmiş olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin vize hizmetini kapsamadığı, bu durumda ayıplı hizmetten bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekirken yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, …/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.