HAVA YOLUYLA SEYAHAT EDEN YOLCULARIN YÖNETMELİKTEN KAYNAKLI TALEBİNİ KARŞILAMAYAN HAVA YOLU İŞLETMESİNE UYGULANACAK YAPTIRIMLAR

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2020 cezalarını açıkladı.

  • Uçuş personelinin uçuş saati ve görev süresini aşması; 10.416 TL
  • Bilet satış ve rezervasyon işlemleriyle bilet ilan ve tanıtımlarında mevzuata aykırı hareket edilmesi; 17.361 TL
  • Yolcu hakları kapsamında hazırlanması gereken istatistiksel verilerin zamanında teslim edilmemesi veya hatalı girişlerin yapılması; 17.361 TL
  • Yolcu hakları kapsamında SHGM’ye eksik, yanlış, geçersiz, gerçeğe aykırı bilgi ve belgelerle açıklama yapılması; 17.361 TL
  • Yolcu hakları ilgili mevzuatı kapsamında Genel Müdürlüğümüzce sonuçlandırılmış başvurularda yolcuya verilmiş hakların zamanında sunulmaması; 17.361 TL
  • Başvurunun ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmemesi, yolcunun Genel Müdürlüğümüze başvuru yapması sonrasında başvurunun olumlu değerlendirilerek mevzuat ihlalinin tespit edilmesi; 17.361 TL

Bir uçuşla ilgili sorun yaşadığınızda, ilgili hava yolu işletmesi eğer talebinize gereken sürede olumlu dönüş yapmazsa, SHGM nezdinde yapacağınız başvuru sonrasında, ilgili hava yolu işletmesi sadece sizin zararınızı tazmin etmeyecek, aynı zamanda önemli cezalarla da karşı karşıya kalacaktır. SHGM’nin yolcu hakları konusunda çok titiz çalıştığını ve denetim görevini layıkıyla yerine getirdiğini söyleyebilirim. O yüzden hakkınızın takipçisi olmanızı tavsiye ederim.

ARSA SAHİBİNİN ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ İMZALARKEN GÜTTÜĞÜ SAİKİN 6502 SAYILI KANUN’DA TANIMLANAN TÜKETİCİNİN SAİKİNDEN FARKLIDIR

T.C
YARGITAY
23. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2016/3982
KARAR NO.2019/2799
KARAR TARİHİ. 18.06.2019
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili Av. … ile davacılar vekili Av. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, davacı arsa sahipleri ile davalı yükleniciler arasında 13.01.2012 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davalı yüklenicilerin edimlerini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmediklerini, davacılara (A) bloktan 120 m² daire teslim etmeleri gerekirken (B) bloktan 33 no’lu ve m² olarak daha küçük daireyi verdiklerini, bu sebeple davacıların teslim almaktan kaçındıklarını, dairede eksik veya ayıp olup olmadığını da bilemediklerini, varsa bunların tazmin edilmesi icap ettiğini ileri sürerek şimdilik 5.000,00 TL’nin yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, bilahare talebini 74.168,25 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu dairede eksik veya ayıplı imalat bulunmadığı, ancak dairenin bağımsız brüt alanının 29,67 m² eksik olarak teslim edildiği, dava konusu olan bölgede serbest piyasa fiyatları ve arz talep dengeleriyle daire brüt alanın yaklaşık olarak m² başına 2.500,00 TL olduğundan buna göre yapılan hesaplama sonucunda davacının eksik olan daire brüt alanı nedeniyle davalı şirketten olan alacağının 74.186,25 TL olduğu gerekçesiyle, davanın
kabulü ile 5.000,00 TL’nin dava tarihinden, bakiye 69.186,25 TL’nin ıslah tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek müteselsil tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

6502 sayılı Kanun’un 3. maddesinin gerekçesinde eser sözleşmelerinin kanun kapsamına alınmasına herhangi bir açıklama getirilmemiştir. Ancak Kanun’un sistematiği nazara alındığında kanunda zikredilen eser sözleşmelerinden kastın; ticari ve mesleki olmayan amaçlarla, salt kişisel ihtiyaçları için kullanma ve tüketme amacıyla gerçek ve tüzel kişi ile tüketici arasında yapılan eser sözleşmeleri olduğu anlaşılmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri 818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu’nun 355 vd., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türüdür. Bu sözleşmelerin bir tarafı arsa sahibi diğer tarafı yüklenicidir. Bu tür sözleşmelerde arsa sahibinin Tüketici Kanunu’nda 3/k maddesindeki tüketici tanımına uymadığı açıktır.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi açısından güdülen amaç, arsasını değerlendirmektir. Bu nedenle arsa sahibinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü saikin 6502 sayılı Kanun’da tanımlanan tüketicinin saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine konu işin üst düzey teknolojiyi gerektirmesi, sözleşme kapsamında taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmelerinin de bulunduğu nazara alındığında 6502 sayılı Kanun’da kanun koyucunun salt kullanma ve tüketme amacına yönelik mutfak, dolap yaptırmak, araç tamiri yapmak gibi dar kapsamlı eser sözleşmelerini kastettiği, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin ise bu kapsamda olmadığının kabulü gerekir. Bu durumda davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek, tüketici mahkemesince, HMK’nın 114/1-c ve 115/2. maddesi hükümleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

2) Bozma nedenine göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİN TARAFLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIKLAR TÜKETİCİ MAHKEMESİNDE GÖRÜLÜR

14. Hukuk Dairesi 2016/3653 E. , 2016/9068 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

2004/175 Esas sayılı dosyada 21.12.1995 tarihli ve birleştirilen 2005/556 Esas sayılı dosyada 30.09.2005 tarihli dilekçesiyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davacıların tapu iptali ve tescile hasrettikleri davalarının asıl dava olan 2004/175 Esas sayılı dosyasında ve birleştirilen 2005/556 Esas sayılı dosyasında tüm davalılar yönünden ayrı ayrı reddine, davanın ve birleştirilen davanın tapu iptali ve tescil talebine hasredilmesi nedeni ile sözleşmenin feshi ve zararın tahsiline yönelik istemler hakkında esas yönünden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 22.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.11.2016 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan davalı asil … geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KA R A R
Davacılar vekili 21.12.1995 tarihli dilekçesi ile davalı arsa sahipleri ile yüklenici arasındaki 23.07.1990 tarih 42918 yevmiye nolu inşaat sözleşmesine göre yükleniciye bırakılan 4908 sayılı parselde davacı …’in 06.02.1991, davacı …’in 26.03.1992 ve davacı …’ın ise 16.12.1991 tarihli noterce düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri ile dava konusu mesken cinsli bağımsız bölümleri satım ve teslim aldıklarını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Dairemizin 03.11.2013 tarihli, 2003/7722 Esas, 2003/7688 Karar sayılı tarihli bozma ilamına uyularak ve davalar birleştirilerek yapılan yargılamada davacıların tapu iptali ve tescile hasrettikleri asıl dava olan 2004/175 Esas sayılı dosyasında ve birleştirilen 2005/556 Esas sayılı dosyasında tüm davalılar yönünden ayrı ayrı davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır.
Anılan kanunun 3. maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (l) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73. maddesinin (1) bendi gereğince de bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Somut olaya gelince; Davacılar vekili 21.12.1995 tarihli dilekçesi ile davalı arsa sahipleri ile yüklenici arasındaki 23.07.1990 tarih 42918 yevmiye nolu inşaat sözleşmesine göre yükleniciye bırakılan 4908 sayılı parselde davacı … Şeni’in 06.02.1991, davacı …’in 26.03.1992 ve davacı …’ın ise 16.12.1991 tarihli noterce düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri ile dava konusu mesken cinsli bağımsız bölümleri satım ve teslim aldıklarını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğundan o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması yasadan kaynaklanan bir zorunluluktur. Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu resen gözetilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde işlem yapılması gerekirken çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 01.11.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

2007-2011 ARASI KREDİ KULLANANLARA KARTEL TAZMİNATI İMKANI

2007-2011 ARASI KREDİ KULLANANLARA KARTEL TAZMİNATI İMKANI

Son zamanlarda, bazı bankaların aralarında anlaşarak faiz oranlarını yukarıya çekmek suretiyle vatandaşlardan haksız kazanç elde ettiği şeklinde sıkça çıkan haberler karşısında, kartel tazminatı denen bu konuyu kaleme almak kaçınılmaz oldu. Peki nedir bu “KARTEL TAZMİNATI?” Vatandaşların bu durumdan zararı ne? Hangi yılları kapsıyor ve en önemlisi hangi bankalar kartel oluşturdu? İşte cevabı;

Rekabet Kurulu 08.03.2013 tarihinde 12 bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla “kartel oluşturduğu” nu tespit etti. Bu tespitin sonucunda Kurul, 12 bankaya farklı miktarlarda olmak üzere toplam 1,116,957,468 TL (Bir milyar yüzonaltı milyon dokuzyüzelliyedi bin dörtyüzaltmışsekiz Türk Lirası) idari para cezası kesti.

Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin red kararının temyizi üzerine, Danıştay 13. Dairesi’nce 16.12.2015 tarihinde Kurul kararı hukuka uygun bulunarak, Ankara 2. İdare Mahkemesinin verdiği karar onanmış oldu.

 

KARTEL OLUŞTURULAN TARİH ARALIĞI (21.08.2007 – 22.09.2011)

Rekabet Kurulu kararına göre, 12 banka, 21.08.2007 ve 22.09.2011 tarihleri arasında kartel (uyumlu eylem/uzlaşma) oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu tarih aralığında kredi kullananların, 3 kat tazminat davası açma hakkı vardır.

 

PEKİ NEDİR BU 3 KAT TAZMİNAT DAVASI?

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 57. maddesine göre,

“Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur.”

Kanunun 58. Maddesinde ise;

“Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilir.” Denmektedir.

Ayrıca 3 kat tazminat ifadesi yine 58. maddenin son fıkrasında şöyle geçmektedir:

“Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.”

 

KARTEL OLUŞTURAN BANKALAR

Yukarıda belirtilen tarih aralığında aralarında kartel oluşturarak faiz oranları ile oynayan bankalar;

*Akbank T.A.Ş. (AKBANK),

*Denizbank A.Ş. (DENİZBANK),

*Finans Bank A.Ş. (FİNANSBANK),

*HSBC Bank A.Ş. (HSBC),

*ING Bank A.Ş.(ING),

*Türk Ekonomi Bankası A.Ş. (TEB),

*Türkiye Garanti Bankası A.Ş. (GARANTİ), (Garanti Ödeme Sistemleri A.Ş.(GÖSAŞ) ve Garanti Konut Finansmanı Danışmanlık A.Ş. (GKFD) )

*Türkiye Halk Bankası A.Ş. (HALKBANK),

*Türkiye İş Bankası A.Ş. (İŞ BANKASI),

*Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. (VAKIFBANK),

*Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. (YKB)

*T.C. Ziraat Bankası A.Ş.(ZİRAAT)

 

3 KAT TAZMİNAT DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?

3 kat tazminat davasını, 21.08.2007 ile 22.09.2011 tarihleri arasında mevduat, kredi ve kartı hizmetlerinden faydalanan Tüketiciler, Tacirler ve Kamu Kurumları (özellikle kamu mevduatları bakımından) açabileceklerdir.

 

3 KAT TAZMİNAT DAVASI KİMLERE KARŞI AÇILACAKTIR?

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 57. Maddesinde; “Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur.” Denmek suretiyle, 3 kat tazminat davasının, mevduat, kredi veya kredi kartı hizmetlerinden faydalanılan bankaya karşı açılabileceği gibi, 12 bankadan herhangi birine veya hepsine birden açılabilir.

 

3 KAT TAZMİNAT DAVASI NASIL VE NEREDE AÇILIR?

3 kat tazminat davası, zararın miktarı davanın başında tam olarak hesaplanamayacağı ve bu zararın ancak uzman bilirkişilerce yapılacak kabuller neticesinde belirlenebilmesi sebebiyle “belirsiz alacak davası” olarak açmakta fayda var.

Dava dilekçesinde muhakkak “4054 sayılı Kanun’un 58. maddesi gereğince zararın 3 katı kadar tazminat” talebi olmalıdır. Mahkeme dilekçede belirtilen taleplerle bağlı olduğundan dolayı, bu talebin yer almadığı dilekçelerde sadece zarar miktarına hükmedilecek, zararın 3 katı hesaplanmayacaktır.

Davanın açılacağı yer de, açacak olan kişi veya kuruluşa göre değişmektedir:

*Tüketiciler tarafından açılacak davalar, Tüketici Mahkemelerinde,

*Tacirler tarafından açılacak davalar, Ticaret Mahkemelerinde,

*Kamu Kurumları tarafından açılacak davalar, Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılmalıdır.

 

3 KAT TAZMİNAT DAVASINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ?

Banka müşterileri ile bankalar arasında mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri bakımından sözleşme ilişkisi olduğundan dolayı bu davalar için zamanaşımı süresi, 10 yıldır. Bu 10 yıllık süre, sözleşmenin imzalandığı tarihten başlayacaktır. Her ne kadar bankalar bu konuda, 2 yıllık (haksız fiil) ve 5 yıllık (dönemsel edimler) zamanaşımı sürelerinin geçerli olduğuna yönelik karşıt görüşler mevcut ise de, 10 yıllık zamanaşımı süresinin ilişkinin tabiyetine daha uygun düştüğü aşikardır.

 

KARTEL SONUCU FAİZ ORANLARINDAKİ ARTIŞ MİKTARI

Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararının Belge-6 değerlendirilmesi bölümünde geçen Tablo 16’da yaptığı tespite göre;

Konut kredilerinde 15 baz puanlık (0,15)

İhtiyaç kredilerinde 10 baz puanlık (0,10)

Taşıt kredilerinde 5-20 baz puan arasında (0,5-0,20)

Mevduat ve kredi kartları ile diğer kredilerin faizlerinde ise net bir tespit yoktur.

 

Eğer siz de, 2007-2011 yılları arasında bu 12 bankanın birinden kredi kullanmış iseniz, kartel mağduru olabilirsiniz. Alacağınız zamanaşımına uğramadan dava yoluna gitmenizde fayda olduğunu hatırlatmak isteriz.

 

                                                                              ENER AVUKATLIK BÜROSU

 

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.