EL KONULAN ARAÇLARI NASIL GERİ ALACAKSINIZ?

 EL KONULAN ARAÇLARI NASIL GERİ ALACAKSINIZ?

İthal araçlarla ilgili iyi niyetli araç sahiplerine araçlarının iadesi ve el koyma kararının kaldırılması ile ilgili yürütülen çalışmalar sonucu ilgili yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı. İlk maddesinde yönetmeliğin kapsamı belirtilmiştir: “..el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmiş ve henüz tasfiyesi tamamlanmamış olan araçları kapsar.”

Bu yönetmelikten yararlanmak isteyen kişilerin nasıl başvuruda bulunacağı ve süresinin ne kadar olduğu konusuna açıklık getirmek gerekirse; ilgili yönetmeliğin 4. Maddesi; …31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararını veren gümrük idaresine EK-1’de yer alan dilekçe ile başvuruda bulunmaları şarttır.

(2) Başvuru dilekçesinde, aracın tescil belgesi bilgilerine, başvuru yapan kişinin açık adres ve iletişim bilgilerine, ilk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesi bilgisine, varsa mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı örneğine, araca el konulmasına ilişkin evrak suretine yer verilir.

(3) İlk iktisabın gerçekleştiği yer vergi dairesi bilgisi, motorlu taşıtlar vergisi ile görevli herhangi bir vergi dairesinden aracın tescil belgesi ibraz edilmek suretiyle öğrenilir…” şeklindedir. Buradan da anlaşılacağı üzere aracın maliki, 31.07.2017 tarihine kadar maddede sayılan evrakları başvuru dilekçesine ekleyerek hangi gümrük idaresi kamuya geçirme kararını vermiş ise oraya başvurması gerekir.

 

Başvuruyu alan gümrük idaresi, ilk olarak başvurunun gerekli şartları taşıyıp taşımadığını inceleyecektir. Eğer eksiklik yoksa veya eksikler 31.07.2017 tarihine kadar giderilmiş ise başvuru kabul edilir. Eğer tasfiye devam ediyor ise işlemler yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği tarihten 31.07.2017 tarihine kadar durdurulur. Başvurunun değerlendirilme aşamasından sonra ne olacağı ise ilgili yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiştir: “İlk iktisabın serbest dolaşıma girişten sonra gerçekleştiğinin anlaşılması halinde, gümrük idaresince üç gün içinde, başvuru sahibi tarafından bildirilen aracın ilk iktisabı ile ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesinden, aracın ilk iktisabında ödenen özel tüketim vergisinin bildirilmesi istenir.”

 

Bu madde uyarınca istenen özel tüketim vergisi tutarı, ilgili vergi dairelerince üç gün içinde gümrük idaresine bildirilir. Bu hususta devam eden işlemler, söz konusu araçların ilk iktisabında ödenen vergilerde bir eksiklik tespit edilmesi halinde, gerekli vergi tarhiyatının yapılmasına ve ceza uygulamasına engel teşkil etmez.

 

Yönetmeliğin 7. maddesinde ödenecek tutarın tespiti ve ödemenin nasıl yapılacağı düzenlenmiştir: (1) İlk iktisabın, serbest dolaşıma girişte gerçekleşmesi halinde aracın ithalatında ödenen özel tüketim vergisi tutarı, serbest dolaşıma girişten sonra gerçekleşmesi halinde ise ilgili vergi dairesi tarafından bildirilen ödenen özel tüketim vergisi tutarı esas alınarak hesaplanan %25’lik tutar, başvuru sahibine ilgili gümrük idaresince posta, elektronik posta, faks ve benzeri iletişim yolları ile bildirilir.

(2) Ödeme, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili gümrük idaresine yapılır…”

 

 Gümrük idaresince yapılan bu ödemeyi müteakip idarece gerekli işlemler yapılarak araç, sahibine iade edilir. Aracın muhafaza altında tutulması nedeniyle ortaya çıkan masraflar başvuru sahibinden yıllık olarak 250 TL şeklinde tahsil edilir. Muhafaza altında kaldığı sürenin tam yıl olmaması halinde belirtilen miktar üzerinden aylık olarak hesaplama yapılır. Bir aydan az süreler bir ay olarak kabul edilir.

 

27.01.2017 tarihinden önce serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutularak ilk iktisabı gerçekleşmiş olan araçlarla ilgili olarak yönetmeliğin 9. maddesinde özel bir düzenleme getirilmiştir: (1) 27/1/2017 tarihinden önce serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutularak ilk iktisabı gerçekleşmiş araçlarla ilgili olarak, Kanunun 235 inci maddesi kapsamında el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmesi gereken fiilin gümrük idaresince tespit edilmesinden önce ve dördüncü maddede belirtilen süre içinde gümrük idarelerine kendiliğinden bildirilmesi durumunda 7 nci maddede belirlenen oran %15 olarak uygulanır. Ödeme süresi içinde araca el konulmaz ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilmez....” Maddeden de anlaşılacağı üzere sayılan şartların mevcut olduğu durumlarda %25’lik oran yerine %15’lik oran uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Ödeme süresi sona erene kadar da araca el konulamaz ve mülkiyeti tapuya geçirilemez.

 

Sonuç olarak; aslında sıfır gibi ithal edilerek burada satılan lüks araçların, ilk olarak menşei ülkede bir gerçek kişi veya tüzel kişi adına tescil edilmiş olması sebebiyle Türkiye’de yapılan tescilin ikinci tescili oluşturduğu Gümrükçe kabul ediliyor ve bu araçların mülkiyeti kamuya geçirilerek el koyma kararı veriliyordu. Aracın hiç yürümemesi sebebiyle Aslında sıfır olduğunun kabul edilmesi gerektiği şeklindeki hukuki tartışmaya girmeksizin, çıkarılan bu yönetmeliğin her iki tarafı da kısmen tatmin ettiği söylenebilir. ÖTV’nin sadece %25’ini (hatta 27.01.2017 öncesi için %15) ödeyerek iyi niyetli malikler, araçlarını geri alabilecekler. Uyuşmazlığın idari tarafı da, az da olsa bu araçlardan ÖTV almış olacak.

 

Yönetmeliğin ana fikri; ne şiş yansın ne kebap…

 

                                                            ENER AVUKATLIK BÜROSU

YURT DIŞINDAKİ İNŞAAT İŞLERİ BELİRSİZ SÜRELİ KABUL EDİLDİĞİNDEN TAZMİNAT TALEP EDEBİLİRSİNİZ

 YURT DIŞINDAKİ İNŞAAT İŞLERİ BELİRSİZ SÜRELİ KABUL EDİLDİĞİNDEN TAZMİNAT TALEP EDEBİLİRSİNİZ

Özellikle Türk işçilerin yurt dışı çalışmaları sebebiyle işverenlerle sıkça karşı karşıya geldiği görülmektedir. Yaşanan problemlerin başında, işçinin tazminatsız işten çıkarılması, işe amade olmasına karşın iş verilmeyerek ücretinin ödenmemesi, sosyal haklarının kullandırılmaması gelmektedir.

İş sözleşmelerinin belirli süreli olduğu öne sürülerek süre bitince ya da proje sonuçlanınca kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeden Türkiye’ye geri gönderilmektedir.

Unutulmamalıdır ki, yurtdışı müteahhitlik işlerinin, belirli süreli yapılamayacağı Yargıtay tarafından kesin kabul edilmiş ve bu konuda içtihat birliği sağlanmıştır. Aşağıda benzer olayda Yargıtay’ın verdiği karar yer almaktadır:

                                                                                                         

“…Davacı, davalı işyerinde kalıpçı ustası olarak 23.8.2002-19.11.2002 tarihleri arasında çalışmıştır. İş Kanunu uyarınca asıl olan taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin belirsiz süreli oluşudur. Hangi durumlarda belirli süreli iş sözleşmesi yapılacağı yukarda açıklanmıştır. Son zamanlarda Dairemizin genel görüşü yurtdışı müteahhitlik işlerinde işçiyle işveren arasında yapılan iş sözleşmelerinin belirsiz süreli olduğu kabul edilmiştir(Dairemizin 29.1.2013 gün 2011/42481 E. 2013/3360 K., 28.5.2013 gün ve 2011/45659 E. 2013/16114 K. sayılı karaları)…”

(YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2013/6178 K. 2013/17934 T. 11.6.2013)

                                                                                                         

 

Buna göre, bir Türk firmasının yurtdışındaki bir inşaat işinde çalışan işçilerin, sözleşmeleri belirli süreli de olsa, kıdem tazminatına hak kazanacaktır.

Burada önemli olan iki kıstas vardır:

  1. İşçi ve işveren Türk olacak
  2. İşçinin en az 1 yıllık çalışması olacak

Bu şartları taşıyan işçiler işveren tarafından işten çıkarıldıkları takdirde, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacaktır. Yasadan kaynaklanan işveren için haklı fesih halleri saklıdır.

Diğer yandan, haklı sebebi bulunan işçiler de, iş sözleşmesinin HAKLI SEBEPLE FESHEDEREK kıdem ve ihbar tazminatını talep edebileceklerdir.

 

YURT DIŞI ÇALIŞMALARINDA HANGİ ÜLKE HUKUKU UYGULANIR?

Açılan davalarda, işverenler her ne kadar iş ilişkisinin yabancılık unsuru taşıdığını iddia ederek yabancı hukukun uygulanmasını talep etseler de, Kanunun emredici hükmü ve yerleşik içtihatlar, Türk Hukukunun uygulanacağını göstermektedir. Benzer bir olayda verilen karar aşağıda alıntılanmıştır:

                                                                                                                     

“…Davacı Türk uyruklu ve davalı da Türk Ticaret Sicilinde kayıtlı işveren olup, millilik ve iş hukukunun emredicilik ilkesi gereğince kıdem ve ihbar tazminatı hükümlerinde olduğu gibi yıllık ücretli iznin de Türk Hukuk Mevzuatı uygulanarak belirlenmesi gerekir…”

                                                                                                                

Yurt dışında aynı şirkette birden fazla çalışmanız var ve her biri benzer sebeplerle sona ermiş fakat tazminatınız ödenmemişse, tüm bu çalışmalarınız toplanarak toplam süre üzerinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanırsınız. Yeter ki, her çalışmışlık arasında 10 yıldan fazla zaman olmasın.

İş Hukuku ve özellikle yurtdışında yapılan çalışmalara ilişkin davalar, uzmanlık gerektiren alanlardandır. Bu sebeple, benzer bir durumla karşı karşıya kalırsanız, mutlaka BU ALANDA UZMANLAŞMIŞ bir avukatlık bürosundan hukuki destek almanız yararınıza olacaktır.

 

ENER AVUKATLIK BÜROSU

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.