İLGİLİNİN SON ADRESİ ARAŞTIRILMADAN MERNİS ADRESİNE TK. 21/2. YE GÖRE YAPILAN TEBLİGAT USULSÜZDÜR

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/16950

K. 2017/544 T. 24.1.2017

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.02.2015 gününde verilen dilekçeyle önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.01.2016 tarihli hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 14.01.2017 günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı, paydaş olduğu 60, 63, 64 parsel sayılı taşınmazların 2/21 payının davalı tarafından satış yoluyla 01.07.2014 tarihinde satın alındığını, 60 ve 63 parsel sayılı taşınmazların 1/24 payının davalı tarafından satış yoluyla 30.04.2014 tarihinde satın alındığını belirterek davaya konu payların tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.

Davalılar cevap dilekçesi vermedikleri gibi duruşmalarada katılmamışlardır.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.

7201 Tebligat Kanununda 6099 Sayılı Kanun ile yapılan ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır” (m. 10).

Tebligat Kanununun değişik 21/2. maddesi gereğince; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”

Somut olaya gelince; davalıya dava dilekçesi MERNİS adresi olan “… Mah. … Sk. No:2A-Blok İç Kapı No:…” adresine Tebliğat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edilmiştir. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu 10. maddesinde tebligatın, tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılması gerektiği belirtilmiş,bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği belirtilerek tebligatın buraya yapılacağı düzenlenmiştir. O halde adı geçenin bilinen en son adresi araştırılmadan 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesine göre dava dilekçesi tebliğ edilmesi doğru görülmemiştir. Bu sebeple adı geçen davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığından söz edilemeyeceğinden, mahkemece usulüne uygun tebligat yapıldıktan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İletişim

Hukuki konularda aklınıza takılan sorular mı var? Bize yazın cevaplayalım.