Boşanma Protokolünde Açıkça Kararlaştırılmayan Ve Boşanma Ferisi Niteliğinde Olmayan Kişisel Eşya Talebine ilişkin Dava İstirdat Davası Niteliğindedir


Yazar: Av. Bilge İŞ & Av. Selçuk ENER
24.06.2024 11:14:09
Boşanma Protokolünde Açıkça Kararlaştırılmayan Ve Boşanma Ferisi Niteliğinde Olmayan Kişisel Eşya Talebine ilişkin Dava İstirdat Davası Niteliğindedir

Mahkemece onaylanan ve hükmün kesinleşmesi ile kesinleşen boşanma protokolünün içerisindeki “tarafların birbirlerinden tazminat ve benzeri herhangi bir talepleri yoktur” şeklindeki madde gerekçe gösterilerek taraflardan birinin açtığı eşyaların talebine ilişkin dava yerel mahkeme tarafından reddedilmiştir. Her ne kadar bu talep yerel mahkeme tarafından reddedilmişse de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca boşanmanın ferisi niteliğinde olmayan bu talebin boşanma protokolünde yer almak zorunda olan hususlar kapsamına girmediği ve “vb. tazminat talepleri” kapsamında da yer alamayacağı sebebiyle eşya talebine ilişkin davanın daha sonrasında da açılabileceği kararlaştırılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/589 E. 2015/2784 K. Ve 02.12.2015 tarihli kararı şu şekildedir.

“…Davacı vekili dava dilekçesinde; Karşıyaka 3. Aile Mahkemesinin 2012/215-284 esas ve karar sayılı kararı ile boşanan tarafların müşterek çocukları Teoman’ın doğumunda davacıya takılan takıların, davalı tarafından bozdurularak araba alındığını belirterek takı bedeli olarak 5.000 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu takıların doğum hediyesi olarak davacıya değil müşterek çocuğa takıldığını, çocuğun velayetinin mahkemece kendisine verildiğini, çocuğa ait altınlar nedeniyle davacının istekte bulunamayacağını, kaldı ki bu altınların davacı tarafından götürüldüğünü, boşanma protokolünde tarafların birbirinden tazminat ve benzeri talep haklarının olmayacağının kararlaştırıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, kesinleşen boşanma protokolünde tarafların birbirlerinden tazminat ve benzeri talep haklarının olmadığı kararlaştırıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında imzalanan 07.03.2012 tarihli boşanma protokolünde, müşterek çocuk ...’ın velayetinin babaya verileceği, tarafların birbirlerinden nafaka, tazminat ve benzeri taleplerinin olmadığı, mevcut eşyalar konusunda anlaştıkları belirtilmiştir. Söz konusu protokol boşanma davasını gören mahkemece onaylanmış ve boşanma protokolünün tasdikine ilişkin karar 19.04.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Boşanan eşlerin kişisel eşya ve ziynetlere ilişkin talepleri boşanmanın ferisi niteliğinde değildir. Bu nedenle, anlaşmalı boşanma protokolünün söz konusu maddeleri içermesi gerekmez. Protokolde tarafların birbirlerinden tazminat ve sair istekleri olmadığı belirtilmiş ise de, kişisel eşya taleplerinin olmadığı veya bu konuda anlaşmaya vardıklarından söz edilmiş değildir. Kişisel eşya talepleri niteliği itibariyle bir istirdat davasıdır. Protokolde sözü edilen tazminat ve benzeri taleplerin kişisel eşya taleplerini de kapsamına aldığına ilişkin yorum ve düşünce dosya kapsamına ve somut olaya uygun değildir. Davacı, müşterek çocuğun doğumunda kendisine hediye edildiği iddiası ile ziynet eşyalarına yönelik olarak bu davayı açmıştır. Davalı ise ziynetlerin kadına değil müşterek çocuğa takıldığını, çocuğun velayetinin babada olduğunu savunmuştur. Bu durumda, mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, boşanma protokolündeki hükme yanlış anlam verilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, ziynet alacağı istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece; boşanma ilamı ile kesinleşen 07/03/2012 tarihli protokolün 4. maddesinde 'tarafların birbirlerinden tazminat ve benzeri herhangi bir talepleri yoktur' hükmünün bulunduğu, kesinleşen bu hüküm nedeniyle davacının artık ziynet eşyalarını talep edemeyeceği gerekçesiyle kesin hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Özel Dairece; yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçe ile bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, anlaşmalı boşanmanın unsurlarından birinin de tarafların boşanmanın mali sonuçlarında anlaşmaları olduğu, mali sonuçların, ziynet alacağı veya buna ilişkin maddi tazminat taleplerini de kapsadığı, somut olayda tarafların anlaşmalı boşanma esnasında maddi talepte bulunmayacaklarını belirttikleri ve bu hususun kararda da yer aldığı, bu durumun taraflar açısından kesin hüküm oluşturduğu ve sonradan talepte bulunmalarının mümkün olmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşme sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce; dava konusu 07/03/2012 tarihli protokolün dosya içerisinde bulunmadığı, protokolün getirtilmesi için dosyanın geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak ele alınmıştır. Genel Kurulda yapılan tartışmalar sonucunda dava konusu protokolün İzmir 3. Aile Mahkemesinin 2012/215 E, 2012/284 K sayılı boşanma ilamının hüküm kısmına aynen alındığı, boşanma ilamının ise dosya arasında bulunduğu, tarafların protokolün içeriğine ilişkin herhangi bir itirazlarının olmadığı, bu durumda dosyanın geri çevrilmesine gerek olmadığı oybirliğiyle kabul edilerek ön sorun bu şekilde aşılmış ve işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

İşin esasına gelince:

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesine uyarınca açılmış bulunan anlaşmalı boşanma davasında taraflar arasında akdedilmiş olan 07/03/2012 tarihli boşanma protokolünde yer alan “tarafların birbirlerinden tazminat ve benzeri herhangi bir talepleri yoktur” şeklindeki maddenin müşterek çocuğun doğumunda hediye edildiği iddia edilen ziynet eşyalarının istenmesine engel olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesine dayalı anlaşmalı boşanma davasında taraflar arasında akdedilmiş olan boşanma protokolünde boşanmanın mali sonuçlarının kararlaştırılması kavramının irdelenmesi gerekmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine dayalı olarak açılan boşanma davalarında, evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek protokolü uygun bulması şarttır.

Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca delil toplanmadan karar verilemez. Bu gibi hallerde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 1, 2. ve 4. fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır.

Anılan maddede, boşanmanın mali sonuçları üzerinde anlaşma şartı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinde düzenlenen boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk ve 182. maddesinde düzenlenen iştirak nafakası talep haklarına ilişkindir.

Görüldüğü üzere, kişisel eşya, anlaşmalı boşanma kapsamında değildir. Başka bir anlatımla boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemenin, kişisel eşyaya yönelik istemleri içerme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 07.03.2012 tarihli protokolde, müşterek çocuğun velayetinin babaya verileceği, tarafların birbirlerinden nafaka, tazminat ve benzeri herhangi bir taleplerinin olmadığı anlaşılmakta olup, söz konusu protokol boşanma kararını veren mahkemece onaylanmış ve boşanma protokolünün onaylanmasına ilişkin karar ise 19.04.2012 tarihinde kesinleşmiştir.

Az yukarda belirtildiği üzere boşanan eşlerin kişisel eşya ve ziynetlere ilişkin talepleri anlaşmalı boşanmanın mali sonuçları arasında yer almamakta olup, anlaşmalı boşanma protokolünün söz konusu maddeleri içermesi gerekmez.

Bu durumda taraflar arasında akdedilmiş olan 07/03/2012 tarihli boşanma protokolünde yer alan “tarafların birbirlerinden tazminat ve benzeri herhangi bir talepleri yoktur” şeklindeki madde müşterek çocuğun doğumunda hediye edildiği iddia edilen ziynet eşyalarını kapsamadığından bunların açılacak bir dava ile talep edilmesine engel bulunmamaktadır…”

Yukarıdaki içtihattan anlaşılacağı üzere, genelde kişiler anlaşmalı olarak boşanacakları zaman “nasıl olsa anlaşmalı boşanacağız hiçbir sorun çıkmaz” düşüncesi ile herhangi bir avukata danışmadan dava açmaktadırlar. Fakat dava sırasında sorun çıkmasa bile gerek mahkemenin birtakım hususları atlaması gerekse daha sonrasında çıkacak problemlerden kaynaklı olarak sorunlar çıkmaktadır. Hem boşanma sırasında tüm hususların gözetilerek sürecin yürütülmesi hem boşanma sürecinin uzamaması hem de tarafların boşanmadan sonra bile karşılaşabilecekleri sorunların önüne geçmek adına bir avukata danışılması veya sürecin bir avukat ile yürütülmesi elzemdir.