Erkek Eşin Ekonomik Şiddetine Karşı Kadının Evi Terk Etmesi Karşısında Kadın Tam Kusurludur


Yazar: Av. Bilge İŞ & Av. Selçuk ENER
25.06.2024 13:00:08
Erkek Eşin Ekonomik Şiddetine Karşı Kadının Evi Terk Etmesi Karşısında Kadın Tam Kusurludur

Erkek eşin eve maddi katkısının olmaması, evi satıp çocuklarının ve eşinin evsiz kalmasına sebebiyet vermesi karşısında kadının eve gelmemesi sebebiyle kabul edilen duygusal şiddet tam kusur sayılmış olup her ne kadar erkek eşin kişiliğine saldırı olmasa da erkek eş lehine maddi tazminat hükmedilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/8519 E. 2022/7996 K. 11.10.2022 tarihli kararı şu şekildedir.

“…3-Davacı-davalı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

a) Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.

b) Dava; erkek tarafından açılan ve Türk Medeni Kanunu'nun 166/1 maddesinde düzenlenen boşanma davası, birleşen dava ise kadın tarafından açılan ve Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesinde düzenlenen tedbir nafakası davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda taraflara herhangi bir kusur yüklenmeden, ispatlanamadığı gerekçesiyle erkeğin boşanma davasının reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı-davalı erkek tarafından istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince verilen esastan ret kararı yine davacı-davalı erkek tarafından temyiz edilmiş olup Dairemizin 06.12.2021 tarihli ilamı ile "... her ne kadar ilk derece mahkemesince .... ileri sürülen vakıalar ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş ise de; tanık beyanları dikkate alınmasa dahi dosya arasında bulunan bakım evi kayıtları ile kadının erkek ile ilgilenmediği, onu ziyaret dahi etmediğine ilişkin vakıaların kanıtlandığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek davanın ispatlanamadığından reddinin doğru olmadığı ..." gerekçesiyle bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; son 5 yıldır bakım evinde bulunan davacı-davalı erkeği bu süre zarfında hiç ziyaret etmeyen, onunla ilgilenmeyen, bu suretle erkeğe duygusal şiddet uygulayan davalı-davacı kadın ile tarafların fiilen birlikte yaşadıkları süre zarfında müşterek evin ve kadının maddi ihtiyaçlarını karşılamayan, fiili ayrılık döneminde müşterek konutu satarak kadın ve çocukları müşterek evden çıkmak zorunda bırakan, bu suretle kadına ekonomik şiddet uygulayan davacı-davalı erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle erkeğin boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, davacı-davalı erkeğin tazminat taleplerinin eşit kusur nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm bu ... her iki tarafça yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.

İlk derece mahkemesi bozma öncesi kurmuş olduğu ilk hükümde davacı-davalı erkeğe “Ekonomik şiddet” vakıasını kusur olarak yüklememiş ve bu karar davalı-davacı kadın tarafından istinaf ve temyiz edilmeyerek bu yönden davacı-davalı erkek yararına usûli kazanılmış hak oluşmuştur. Bozma sonrası ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacı-davalı erkeğin bu usûli kazanılmış hakkına aykırı olacak şekilde anılan vakıanın davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenilmesi ve bunun sonucu olarak boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamıştır. Somut olayda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları uyarınca davalı-davacı kadın tam kusurlu olup, yanılgılı gerekçe ile tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

c) Yukarıda (3/b) bendinde açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-davacı kadın tam kusurlu olup, kadının bu kusurlu davranışları her ne kadar erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil etmiyor ise de davacı-davalı erkek yararına somut olayda Türk Medeni Kanunu'nun 174/1 maddesi koşulları oluşmuştur. O halde, davacı-davalı erkek yararına uygun miktarda maddî tazminata (TMK m. 174/1) hükmedilecek yerde yanılgılı gerekçe ile davacı-davalı erkeğin maddî tazminat talebinin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…”

Yukarıdaki içtihattan anlaşılacağı üzere kusursuz eylemlerin bile kusur olarak yüklenmesi söz konusu olabilmektedir. Bu sebeple dava sürecinin iyi yürütülmesi gerekmektedir. Bu sebeple gerek dava öncesi gerekse dava sırasında bir avukata danışılması veya sürecin bir avukat ile yürütülmesi elzemdir.