Eşinin Ameliyatı Sırasında Yanında Olmayan Ve Ameliyat Masraflarını Karşılamayan Eş Diğer Eşi Maddi Bakımdan Zora Sokmuş Olması Sebebiyle Kusurludur


Yazar: Av. Bilge İŞ & Av. Selçuk ENER
13.06.2024 17:45:45
Eşinin Ameliyatı Sırasında Yanında Olmayan Ve Ameliyat Masraflarını Karşılamayan Eş Diğer Eşi Maddi Bakımdan Zora Sokmuş Olması Sebebiyle Kusurludur

Ameliyat olan eşinin yanında olmayan eşin, eşinin masraflarını da karşılamadığı düşünüldüğünde eşini maddi destekten yoksun bırakması sebebiyle kusurlu olduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/6139 E. 2022/8425 K.Ve 24.10.2022 tarihli kararı şu şekildedir.

“…Davacı kadın tarafından açılan Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasında, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Tarafların istinaf kanun yoluna başvuruları neticesinde bölge adliye mahkemesince esastan ret kararı verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

İlk derece mahkemesince, tarafların dilekçelerinde dayandıkları vakıalar ayrı ayrı değerlendirilmiş ve davacı kadının vakıalarını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı kadın dilekçelerinde “Davalı erkeğin ameliyat sürecinde yanında olmadığı ve tedaviye ilişkin masrafları karşılamadığı” vakıasına dayanmıştır. İlk derece mahkemesince bu vakıaya ilişkin olarak, “Davacının annesi tanık olarak beyanında kızının ameliyat öncesi yanlarına geldiğini belirttiği, tarafların bu ameliyat sırasında bir ayrılık sürecinde oldukları, davacının ameliyattan hemen önce kendi ailesinin yanına döndüğü, onlarla birlikte ameliyata girerek sonrasında da ortak konuta dönmediği, açıklanan bu nedenler ile davacı tarafça davalıya yönelik kusur ve kabahat teşkil edebilecek herhangi bir olgu ve olay ispatlanamadığı” kabul edilmiştir. Ancak, tanık beyanları ve toplanan delillerden erkeğin ameliyat ve tedavi süreci ile ilgilenmediği, buna ilişkin masrafları karşılamadığı anlaşılmakta olup bu vakıanın erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerekir. Boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek tam kusurludur. Bu durumda, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

b-Davacı kadının reddedilen tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların, kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, tarafların, sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50. 51) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî (TMK 174/1) ve manevî (TMK 174/2) tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…”

Yukarıdaki içtihattan anlaşılacağı üzere eşinin maddi açıdan destekçisi olmayan eşin kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu sebeple davalı olunması halinde hangi iddiaya karşı hangi hususun öne sürüleceği tecrübe ile bilinebilecek bir husus olup bu sebeple bu davalarda avukat ile hareket edilmesi elzemdir.