Eylemden Bir Süre Sonra Evlilik Birliğinin Devam Etmesi Af Sayılır


Yazar: Av. Bilge İŞ & Av. Selçuk ENER
26.06.2024 12:58:53
Eylemden Bir Süre Sonra Evlilik Birliğinin Devam Etmesi Af Sayılır

Eşlerden birinin 2015 yılında gerçekleştirdiği eylemler eşe kusur olarak yüklenmemiştir. Zira 2015 yılından itibaren bir süre daha evlilik birliği devam etmiştir. Yargıtay’ın genel içtihatları, makul bir sürenin üzerinde birlikte yaşanmaya devam edilmişse ve evlilik birliği devam etmişse artık bu eylemlerden dolayı kusur yüklenemeyeceği yönündedir. Bu makul süreye ilişkin net bir belirleme olmamakla birlikte 3 veya 4 ayın üzeri makul bir süre kapsamı dışında tutulmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/1452 E. 2022/7683 K. 04.10.2022 tarihli kararı şu şekildedir.

“…a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

b-Derece mahkemelerince, davacı-karşı davalı kadının, eşinin ve eşinin ailesinin müşterek çocuğu sevmesine izin vermediği, tarafların müşterek konutundan eşini ve ailesini kovduğu, eşi hasta olduğu zamanlarda eşi ile ilgilenmediği, ameliyattan çıktığında bile yanında olmadığı aksine eşine beddua ettiği, eşinin ailesi ziyarete geldiğinde eşinin kendisini ve çocuğunu odaya kilitleyerek eşinin ailesinin torunlarını sevmesine izin vermediği, kardeşi ... ... ...’nin davalı-karşı davacı erkeği arayarak, muhatabın kendisinin olduğunu 100.000 TL talep ettiği, buna karşın, davalı-karşı davacı erkeğin, müşterek konutun ihtiyaçları ile ilgilenmediği, eş olarak vazifelerini yerine getirmediği kabul edilerek, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda, davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğu hüküm altına alınmış ise de;

Davacı-karşı davalı kadına yüklenen eşinin ameliyatı ile ilgilenmeme ve sonrasında beddua etme kusuruna esas olayın 2015 yılında meydana geldiği ve bundan sonra evlilik birliğinin ... bir süre devam ettiği, bu nedenle bu hususun davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, bunun yanında davacı-karşı davalı kadının kardeşinin, davalı karşı davacı erkeği araması olayının da, davacı-karşı davalı kadının yönlendirmesi ile yapıldığı yahut bilgisi dahilinde meydana geldiğinin dosya kapsamı ile sabit olmaması nedeni ile bu hususun da davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, davalı karşı davacı erkeğin derece mahkemelerince kabul edilen ve temyiz edilmeden kesinleşen kusurlarının yanında ayrıca eşine karşı “sen giyinmesini ne bilirsin, sen ne anlarsın” demek sureti ile eşini aşağıladığı sabittir. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. Delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir…”

Yukarıdaki içtihattan anlaşılacağı üzere af hususu oldukça çetrefillidir. Yargıtay kararlarında bile netlik olmayan hususların davada veya cevapta öne sürülmesi uzmanlık gerektiren hususlardır. Gerek talep eden taraf gerekse karşı tarafın dava sürecini iyi yürütmesi gerekmekte olup taleplerinin kabulü için ispat araçlarının iyi kullanılması gerekmektedir. Bu sebeple gerek dava öncesi gerekse dava sırasında bir avukata danışılması veya sürecin bir avukat ile yürütülmesi elzemdir.