Kadın Eşe Şiddet Uygulayan Eş ile Erkek Eşi Aldatan Eş Eşit Kusurlu Olup Boşanma Sebebiyle Yoksulluğa Düşen Kadın Eşe Yoksulluk Nafakası Verilir


Yazar: Av. Bilge İŞ & Av. Selçuk ENER
14.06.2024 15:53:40
Kadın Eşe Şiddet Uygulayan Eş ile Erkek Eşi Aldatan Eş Eşit Kusurlu Olup Boşanma Sebebiyle Yoksulluğa Düşen Kadın Eşe Yoksulluk Nafakası Verilir

Yerel mahkemece kadın eşe şiddet uygulayan eşi erkek eşe hakaret edip başka erkekleri eve alan kadın eşten her ne kadar hafif kusurlu kabul ettiyse de Yargıtay tarafından eşler eşit kusurlu kabul edilmiştir. Nitekim kadının erkeğe ettiği hakaret eylemlerinden sonra evlilik uzun süre devam ettiği için erkek eş hakaret eylemlerini affetmiş sayılır. Aldatma eylemi ile şiddet eylemleri eşit kusur olarak taraflara yüklenmiştir. Boşanma sebebiyle yoksulluğa düşen kadın eşin ağır kusurlu olmadığı düşünüldüğünde talep edilen yoksulluk nafakasına kadın lehine hükmedilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/5592 E. 2022/8245 K. Ve 17.10.2022 tarihli kararı şu şekildedir.

“…Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakasının reddi, erkek lehine hükmedilen tazminatlar, kendi tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-İlk derece mahkemesinin 17.09.2021 tarihli kararıyla taraflar eşit kusurlu bulunarak karşılıklı boşanma davalarının kabulüyle tarafların boşanmalarına ve davalı-davacı kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakasına, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Anılan karar, davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddi yönünden, davalı-davacı kadın tarafından ise kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönünden istinaf edilmiş, bölge adliye mahkemesince erkeğin eşine devamlılık arzeder şekilde fiziksel şiddet uyguladığı, erkek hakkında mahkemece verilen uzaklaştırma kararı döneminde müşterek konutta kalan kadının başka bir erkeği konuta alarak sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği gibi kadının eşine hakaret içeren sözler söylediği kabul edilerek davacı-davalı erkeğin az, davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğuna, kadının yoksulluk nafakasının reddine, erkek yararına maddi ve manevi tazminata karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince kadına, hakaret vakıası kusur olarak yüklenmişse de toplanan delillerden, kadına kusur olarak yüklenilen eşine hakaret vakıasının dava tarihinden 7-8 ay öncesine ait olduğu, bu eylemden sonra evlilik birliğinin devam ettiği, bu vakıanın erkek tarafından affedildiği veya en azından hoşgörü ile karşılandığı ve kadına kusur olarak yüklenemeyeceği ancak mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken mahkemece bu husus gözetilmeden davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Erkek yararına Türk Medeni Kanunu' nun 174/1-2. maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde davacı-davalı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

4-Davalı-davacı kadının çalışmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 175. madde koşulları kadın yararına oluşmuştur. Davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebinin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.…”

Yukarıdaki içtihattan anlaşılacağı üzere eşlere yüklenebilecek kusurların af kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunun lehinize sonuçlanması için bir avukat ile hareket edilmesi elzemdir.