Kadının Çağrıldığı Eve Alınmaması Kişilik Haklarını Zedeler


Yazar: Av. Bilge İŞ & Av. Selçuk ENER
26.06.2024 12:09:37
Kadının Çağrıldığı Eve Alınmaması Kişilik Haklarını Zedeler

Erkek eşin ihtarnamede, anahtarın annesinde olduğunu belirttiği fakat kadının ihtarda belirtilen adrese gitmesine rağmen erkeğin annesine ulaşamadığı, kimsenin aramalara cevap vermediği anlaşılmıştır. Kadının belirtilen adreste ortada bırakıldığı, eve dönmek zorunda kalması sebebiyle etrafına karşı küçük düşürüldüğü ve kişilik haklarının zedelendiği sabittir. Bu sebeple manevi tazminata hak kazanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/6685 E. 2022/7698 K. 04.10.2022 tarihli kararı şu şekildedir.

“…b-Bölge adliye mahkemesince, davalı-davacı kadının eve dön ihtarına verdiği cevap dilekçesi ile eşinin önceki kusurlu davranışlarını affettiği, bu olaydan sonra meydana gelen hususların ise kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğinden bahisle, davalı-davacı kadının manevi tazminat isteğinin reddine karar verilmiş ise de, davacı-davalı erkeğin, eşine karşı eve dön ihtarında bulunduğu, eve dön ihtarında, kadının çağırıldığı hanenin anahtarının erkeğin annesinde bulunduğunun bildirildiği, bu ihtarı tebliğ alan davalı-davacı kadının, ihtarda yazılı adrese gittiği, buna karşın davalı davacı kadının eşinin annesine ulaşamadığı, davacı-davalı erkeği aramasına rağmen telefonlarına cevap verilmediği, akabinde atılan mesajlara da davacı-davalı erkek tarafından evin anahtarının verilmeyeceğini söylendiği ve bu nedenle davalı-davacı kadının, ortak konuta giremeyerek adeta sokak ortasında bırakılıp geri dönmek zorunda kaldığı sabittir. Davacı-davalı erkeğin bu eylemi kadının sosyal çevresine karşı ... düşürülmesine neden olmuştur. Bu eylem aynı zamanda davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Davalı-davacı kadın yararına TMK'nın 174/2. maddesi koşulları oluşmuştur. O halde, davalı-davacı kadın lehine tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 51) dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davalı-davacı kadının manevi tazminat isteğinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir…”

Yukarıdaki içtihattan anlaşılacağı üzere özellikle terk sebebine dayanılarak dava açılacak hallerde ihtarname hazırlanış ve ihtarname sonrası sürecin iyi yürütülmesi gerekmektedir. Küçük bir aksilikte bile hem dava kaybedilecek hem de aleyhe tazminat hükmedilebilecektir. Bu sebeple dava sürecinin iyi yürütülmesi gerekmektedir. Bu sebeple gerek dava öncesi gerekse dava sırasında bir avukata danışılması veya sürecin bir avukat ile yürütülmesi elzemdir